Üsküdar’da 8 Eylül’de yeniden yapılacak başkanvekili seçimi öncesinde, oy kullanma hakkı bulunan Amine Cansu Çelik’in de aralarında olduğu üç kişinin tutuklanması ve Ekrem Baki’nin hâlâ gözaltında tutulması, yargı sürecinin Üsküdar’daki seçim hesabının doğrudan bir parçasına dönüştüğü tartışmasını artık tartışılmaz bir noktaya taşıdı.
Sandığa Günler Kala Üç Tutuklama
Üsküdar Belediyesi’nde Sinem Dedetaş’ın tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının ardından başlayan başkanvekilliği krizi, 8 Eylül’de yapılacak seçim öncesinde yeni tutuklamalarla daha da derinleşti.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Üsküdar Belediyesi’ne yönelik soruşturması kapsamında ifadeleri tamamlanan Belediye Başkan Yardımcısı ve Meclis Üyesi Amine Cansu Çelik, Ruhsat Müdürü Burak Aydın ve işletmeci Erdem Koyunyerli, tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edildi. Üç isim de gece yarısı tutuklandı.
Ancak bu gelişmenin asıl siyasi ağırlığı, tutuklanan isimlerden Amine Cansu Çelik’in aynı zamanda 8 Eylül’de yapılacak seçimde oy kullanma hakkına sahip bir belediye meclis üyesi olması. Seçimde oy kullanabilecek Ekrem Baki’nin de 3 Eylül’de gözaltına alınmasından bu yana emniyette tutuluyor olması, tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor.
Seçim Matematiği Adım Adım Değiştirildi
Üsküdar’daki gelişmeleri birbirinden bağımsız adli işlemler olarak okumak artık siyasi gerçekliği açıklamaya yetmiyor. Çünkü her gelişme, aynı zamanda belediye meclisindeki oy dağılımını ve başkanvekilliği seçiminin sonucunu etkiliyor.
5 Ağustos’ta yapılan ilk seçimde CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya, dördüncü turda 22 oy alarak Cumhur İttifakı’nın adayı Dündar Ziya Gültekin’i 18 oyda bırakmış ve seçimi kazanmıştı. AKP’li meclis üyelerinin itirazı üzerine İstanbul 2. İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Bu karara yapılan itirazın Bölge İdare Mahkemesi tarafından 2 Eylül’de reddedilmesiyle seçim yenileme süreci kesinleşti.
Tam da bu kritik aşamada, seçimde oy kullanabilecek meclis üyeleri hakkında peş peşe gözaltı ve tutuklama kararları gelmeye başladı.
Önce Amine Cansu Çelik ve Mithat Özdemir 2 Eylül’de gözaltına alındı. Ertesi gün Ekrem Baki gözaltına alındı. Mithat Özdemir serbest bırakılırken Çelik tutuklandı; Baki ise hâlâ gözaltında.
Tesadüf Denilecek Kadar Basit Bir Zamanlama Değil
Üsküdar’da yaşananların en dikkat çekici yanı tam da burada ortaya çıkıyor: Yargı süreci ile seçim takvimi neredeyse iç içe geçmiş durumda.
Bölge İdare Mahkemesi’nin seçim yenileme kararının kesinleştiği gün başlayan gözaltılar, seçim öncesinde meclis üyelerinin hareket alanını ve oy kullanma kapasitesini değiştirdi. Bir başka ifadeyle, Üsküdar’da sandık kurulmadan önce sandığa girecek siyasi iradenin bileşimi değiştiriliyor.
Bu nedenle mesele artık yalnızca “kim hakkında hangi soruşturma yürütülüyor?” sorusundan ibaret değil. Asıl mesele, bu soruşturmaların neden tam da belediye meclisindeki kritik oyların kullanılacağı günlerin öncesine denk geldiği.
Üsküdar seçmeni açısından ortaya çıkan tablo son derece açık: Sandık yeniden kurulacak, ancak sandığa gidecek siyasi temsilcilerin bir bölümü gözaltında veya cezaevinde olacak.
Üç Yaşında Çocuğu Olan Meclis Üyesi Tutuklandı
Amine Cansu Çelik’in tutuklanması, olayın insani boyutunu da ağırlaştırdı. YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Çelik’in üç yaşında bir çocuğunun bulunduğunu ve babasının beynine pıhtı atması nedeniyle tedavi gördüğünü açıkladı.
Bu bilgiler, tutuklama kararının aile üzerindeki etkisini de kamuoyunun gündemine taşıdı. Fakat Üsküdar dosyasında asıl dikkat çekici nokta yine aynı yerde duruyor: Çelik yalnızca bir belediye yöneticisi değil, seçimde oy kullanacak bir meclis üyesi.
Dolayısıyla bir kişinin cezaevine gönderilmesiyle yalnızca o kişinin özgürlüğü ortadan kalkmıyor; aynı zamanda onun temsil ettiği seçmenin belediye meclisindeki oyu da sandık hesabının dışına çıkıyor.
Ekrem Baki’nin hâlâ gözaltında tutulması da aynı nedenle kritik. Baki’nin 8 Eylül’de oy kullanma hakkı bulunuyor. Onun seçim gününe kadar gözaltında tutulması halinde, Üsküdar’da seçmenin iradesini temsil edecek meclis aritmetiği bir kez daha eksilmiş olacak.
Üsküdar’da Asıl Mücadele Başkanvekilliği Değil
CHP ve YENİ Parti’nin 5 Eylül’de yapılması planlanan seçimde meclis çoğunluğunu sağlamayacak şekilde salona gitmeme kararı alması, gözaltındaki üyelerin oy kullanabilmesini sağlama amacı taşıyordu. Bu nedenle seçim 8 Eylül’e ertelendi.
Şimdi ise 8 Eylül’e gidilirken tablo daha da ağırlaştı. Üsküdar’da siyasi mücadele artık yalnızca CHP ile Cumhur İttifakı arasındaki oy hesabından ibaret değil. Asıl mücadele, seçilmişlerin iradesinin seçim günü sandıkta bulunup bulunamayacağı üzerinden yürütülüyor.
İktidarın Üsküdar’da istediği sonucu alamadığı bir seçimi yeniden şekillendirmek için kullandığı yöntemlerin bütünü, kamuoyunda büyük bir siyasi soru işareti yaratıyor. Parti değiştiren meclis üyeleri, seçim sonucuna yapılan hukuki itiraz, seçim yenileme kararı, peş peşe gelen gözaltılar ve şimdi de tutuklamalar aynı zincirin halkaları olarak görülüyor.
Bu zincirin her halkası, Üsküdar’daki seçim matematiğini yeniden kuruyor.
Sandık Kurulacak Ama Seçmen Unutmayacak
Burada iktidarın hesaba katması gereken daha büyük bir gerçek var: Sandığın aritmetiği değiştirilebilir; seçmenin hafızası o kadar kolay değiştirilemez.
Bir belediyenin yönetimini değiştirmek, meclis üyelerinin parti değiştirmesini sağlamak, seçilmişleri gözaltına almak ya da tutuklamak kısa vadede siyasi matematiği etkileyebilir. Ancak seçmenin bütün bunları nasıl değerlendireceği başka bir meseledir.
Üsküdar’da yaşananlar, seçmeni siyasetten uzaklaştırmak yerine tam tersine siyasetin ne kadar önemli olduğunu hatırlatan bir etki de yaratabilir. Çünkü seçmen, kendi oyunun sandık dışında nasıl etkisizleştirilmeye çalışıldığını gördüğünde, sandığa daha güçlü bir siyasal anlam yükleyebilir.
8 Eylül’de Üsküdar’da kurulacak sandık bu nedenle yalnızca bir başkanvekili seçmeyecek.
Seçmenin iradesinin meclis aritmetiğiyle mi, yargı hamleleriyle mi belirleneceği konusunda da bir cevap üretecek.
Ve belki de Üsküdar’daki asıl hesap o gün başlayacak: Sandık öncesinde yapılan hesapların, sandık başında seçmenin hafızasıyla karşılaşıp karşılaşmayacağı.









