İBB davasında 53 tutukludan yalnızca iki kişinin tahliye edilmesi, özellikle alabilecekleri ceza süresini büyük ölçüde doldurduğu belirtilen sanıkların içeride tutulması nedeniyle yargılamanın hukuki niteliğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
53 Tutukludan Yalnızca İki Tahliye
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının ikinci celsesinin 11’inci gününde, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 414 sanığın yargılanmasına devam edildi. Mahkeme, tutuklu sanıklardan Ali Rıza Akyüz ve Serkan Öztürk’ün tahliyesine karar verirken diğer 51 sanığın tutukluluğunu sürdürdü.
Karar, duruşma salonunda tutuklu yakınları ve avukatların tepkisine neden oldu. Özellikle olası ceza sürelerinin önemli bölümünü tutuklu geçirdikleri belirtilen sanıkların serbest bırakılmaması, davanın siyasi niteliğine ilişkin eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.
“Hukukla Bağ Koptu”
Sanıklardan Aykut Erdoğdu’nun avukatı Tuba Torun Erdoğdu, karar öncesinde dosyada en az 15-20 kişinin tahliye edilmesini beklediklerini söyledi. Erdoğdu, bazı sanıkların muhtemel cezalarını dahi tutukluluk sürecinde doldurmuş olabileceğini belirterek kararın kendileri açısından büyük bir hayal kırıklığı yarattığını ifade etti.
Erdoğdu’ya göre, tutukluluğun devamı yönündeki kararlar, yargılamanın hukukla bağının zayıfladığı yönündeki kaygıları güçlendiriyor. Ayrıca duruşmaların canlı yayınlanması taleplerine yanıt verilmemesini de eleştiren Erdoğdu, sürecin kamuoyu denetiminden uzaklaştığını savundu.
Tutukluluk Bir Cezaya Mı Dönüşüyor?
İBB davasında ortaya çıkan tablo, tutukluluğun istisnai bir tedbir olmaktan çıkıp fiili bir cezalandırma aracına dönüşüp dönüşmediği sorusunu büyütüyor. Henüz haklarında kesinleşmiş hüküm bulunmayan kişilerin, olası cezalarının önemli bölümünü tutuklu geçirmesi halinde yargılama ile ceza arasındaki sınırın fiilen ortadan kalkması ciddi bir hukuk tartışması yaratıyor.
Buradaki temel mesele yalnızca kaç kişinin tahliye edildiği değil. Bir yargılamada tutukluluk süresi uzadıkça, mahkemenin vereceği nihai kararın anlamı da değişiyor. Çünkü özgürlüğünden aylarca ya da yıllarca mahrum bırakılan bir kişi açısından sonradan verilecek beraat kararı dahi kaybedilen zamanı geri getirmiyor.
İBB davasındaki son karar bu nedenle yalnızca 51 kişinin tutukluluğunun devamı olarak değil, Türkiye’de yargı bağımsızlığı, tutukluluk rejimi ve siyasi davalarda adalet duygusunun nasıl korunduğu açısından da izlenmesi gereken bir dönemeç olarak öne çıkıyor.
- TB / BirGün, ANKA











