back to top
Ana Sayfa Haberler Yedi İşçinin Mezarı Olan Sistemde Tahliyeler Başladı

Yedi İşçinin Mezarı Olan Sistemde Tahliyeler Başladı

Dilovası’nda yedi işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayeti davasında verilen tahliye kararları, ailelerin ve emek örgütlerinin “cezasızlık düzeni” eleştirilerini büyüttü; yakınlarını kaybeden aileler, yargının sermayeyi koruyan bir hatta ilerlediğini belirterek mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.

Tahliye Kararları Cezasızlık Tartışmasını Derinleştirdi

Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, 20-21 Mayıs tarihlerinde görülen ikinci duruşmada verilen tahliye kararlarına sert tepki gösterdi. Aileler adına yapılan açıklamada, yargılamanın gerçek sorumluları ortaya çıkarmaktan çok kamuoyundaki öfkeyi yatıştırmaya dönük “göstermelik” bir süreç haline getirildiği savunuldu.

Açıklamada, kaçak olduğu belirtilen binayı inşa eden ve Ravive Kozmetik’e kiralayan Güven Demirbaş’ın tahliye edilmesine özel vurgu yapıldı. Aileler, daha önce aynı yapı nedeniyle “imar kirliliği” suçundan ceza aldığı belirtilen Demirbaş’ın, binanın taşıdığı riskleri bilmesine rağmen faaliyetlerin sürmesine göz yumduğunu ifade etti.

Yakınlarını kaybeden ailelere göre, hakkında yıkım kararı bulunan bir yapının üretim alanı olarak kullanılmasına izin verilmesi, katliamın temel nedenlerinden biri oldu.

Denetimsizlik Ve Şirket-Devlet İlişkileri Tartışılıyor

Açıklamada yalnızca bina sahipleri değil, iş güvenliği denetim mekanizmaları da hedef alındı. Katliamın yaşandığı işyerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürüten Küresel OSGB’nin sorumlularının da tahliye edilmesine tepki gösteren aileler, gerekli denetimlerin yapılması halinde yedi işçinin yaşamını yitirmesinin önlenebileceğini savundu.

İş güvenliği şirketlerinin “kâğıt üstünde denetim” pratiğiyle hareket ettiğini belirten aileler, patronların üretim baskısına karşı sessiz kalındığını ve kamu kurumlarının da etkin bir denetim yürütmediğini ifade etti.

Davada adı geçen Küresel OSGB’nin sahibi Ümit Çelik’in hâlâ firari olduğuna dikkat çekilen açıklamada, kamu görevlileri hakkında etkin bir soruşturma yürütülmemesinin de “koruma zinciri” şüphesini güçlendirdiği kaydedildi.

“Yargının Sınıfsal Karakteri Bir Kez Daha Görüldü”

Tahliye edilen isimlerden birinin, Ravive Kozmetik ile bağlantılı olduğu belirtilen Aleyna Oransal olması da ailelerin tepkisini büyüttü. Açıklamada, Oransal’ın şirket faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olduğu ve işyerindeki süreçlerde aktif rol aldığı ileri sürüldü.

Aileler, Oransal’ın hamileliği gerekçe gösterilerek ev hapsiyle tahliye edilmesini “sınıfsal ayrıcalık” örneği olarak değerlendirdi. Açıklamada, yoksul kadın sanıklar için işletilmeyen uygulamaların sermaye çevrelerine yakın isimler için devreye sokulduğu savunuldu.

Katliam aileleri, “kaçak yapıdan denetimsiz üretime kadar uzanan zincirin korunmaya çalışıldığını” belirterek, davanın kamu görevlilerini de kapsayacak biçimde genişletilmesi çağrısında bulundu.

İş Cinayetleri Düzeni Yeniden Tartışma Konusu

Dilovası davası, Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan iş cinayetleri, taşeronlaşma, denetimsizlik ve cezasızlık politikalarını yeniden gündeme taşıdı. Emek örgütleri ve aileler, özellikle sanayi bölgelerinde üretim baskısının işçi yaşamının önüne geçirildiğini; denetim mekanizmalarının ise çoğu zaman sermaye lehine işlediğini vurguluyor.

Aileler son açıklamalarında, “Yedi işçinin tabutunu hazırlayan sistemin aklanmasına izin vermeyeceklerini” belirterek hem hukuki hem toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdu.

TB /  Evrensel Gazetesi