back to top
Ana Sayfa Haberler Aktaş Davasında Karar: Örgüt Yok, Hükümler Var

Aktaş Davasında Karar: Örgüt Yok, Hükümler Var

200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş davasında mahkeme, “suç örgütü”nün kurucusu ve yöneticisi olmakla suçlanan Aziz İhsan Aktaş’ı örgüt kurma suçundan beraat ettirirken, aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu bazı sanıklara rüşvet ve ihale suçlarından hapis cezaları verdi; dosyanın merkezindeki “örgüt” suçlamasının beraatle sonuçlanması, davanın kuruluş mantığı ve soruşturmanın dayandığı deliller açısından yanıtlanması gereken yeni sorular ortaya çıkardı.

60 Duruşmanın Ardından Karar

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri’de Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda gördüğü Aziz İhsan Aktaş davası, 24 Ağustos 2026’da yapılan 60’ıncı duruşmayla karara bağlandı.

6’sı görevinden uzaklaştırılmış 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu 200 sanığın yargılandığı davada, karar öncesinde sanıkların son sözleri alındı. Beş tutuklu sanığın da son sözlerinin dinlenmesinin ardından mahkeme hükmünü açıkladı. Dava, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bazı belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından 27 Ocak 2026’da açılmıştı.

Dosyanın merkezinde ise soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın beyanları bulunuyordu. Savcılık, dava öncesinde Aktaş hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” dahil çeşitli suçlardan 103 yıldan 280 yıla kadar hapis talep etmişti.

Bugünkü kararın en dikkat çekici yönü tam da burada ortaya çıktı: Örgütün kurucusu ve yöneticisi olduğu ileri sürülen Aktaş, örgüt kurma suçundan beraat etti.

“Örgüt” Suçlaması Beraatle Sonuçlandı

Mahkeme, Aziz İhsan Aktaş ile Baki Nugay’ın “örgüt kurma” suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlerine hükmetti. Aktaş ayrıca “ihaleye fesat karıştırma” suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. “Rüşvet” suçundan ise etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi. Aktaş hakkında ayrıca iki yıl ihale yasağı uygulanmasına hükmedildi.

Mahkemenin bir başka önemli kararı, aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da bulunduğu sanıkların “örgüte üye olma” suçundan beraat ettirilmesi oldu. Böylece davanın başlığında ve soruşturma anlatısında merkezi yer tutan örgüt suçlaması bakımından mahkeme, örgüt kurma ve örgüt üyeliği yönünden beraat kararları verdi.

Ancak bu durum davadaki bütün suçlamaların ortadan kalktığı anlamına gelmedi. Mahkeme, bazı sanıklar yönünden rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve başka suçlardan mahkûmiyet kararları verdi.

Dolayısıyla kararın ortaya çıkardığı tablo basitçe “herkes beraat etti” ya da “örgüt davası çöktü” şeklinde özetlenemez. Fakat suçlamaların hukuki omurgasını oluşturan örgüt isnadının mahkeme tarafından kabul edilmemesi, dosyanın nasıl kurulduğu sorusunu özellikle önemli hale getiriyor.

Akpolat’a 23 Yıl 3 Ay Hapis

Davanın en ağır cezalarından biri Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat hakkında verildi. Görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu yargılanan Akpolat, “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “mal varlığı değerini aklama” suçlarından toplam 23 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Akpolat’ın örgüt üyeliği suçundan ise beraatine karar verildi.

Akpolat’ın tutukluluk halinin devamına hükmedildi. Karar öncesinde yaptığı son savunmada yaklaşık 20 aydır tutuklu olduğunu belirten Akpolat, dosyada somut delil bulunmadığını ve suçlamaların itirafçı beyanlarına dayandığını savunmuştu. Ayrıca masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştü.

Bu nokta, davanın yargılama sürecindeki en önemli tartışmalardan birini yeniden gündeme getiriyor: Etkin pişmanlıktan yararlanan bir sanığın verdiği beyanlar, başka sanıkların mahkûmiyetinde nasıl ve hangi somut delillerle desteklendi?

Mahkemenin gerekçeli kararı, bu sorunun yanıtını ortaya koyması bakımından kritik olacak.

Belediye Başkanlarına Verilen Cezalar

Mahkeme, görevinden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ı “rüşvet alma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Karalar hakkında ayrıca 3 yıl 1 ay 15 gün memuriyetten yasaklanma kararı verildi. Karalar davayı tutuksuz takip ediyordu.

Görevinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin hakkında “rüşvet alma” suçundan 8 yıl 4 ay, eşi Celal Tekin hakkında da aynı suçtan 8 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Her ikisinin de tutukluluğunun devamına hükmedildi.

Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, iki ayrı ihaleye fesat karıştırma suçlamasından beraat ederken “rüşvet alma” suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar hakkında da “rüşvet alma” suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi.

Buna karşılık görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere rüşvet alma suçundan beraat etti. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ise özel belgede sahtecilik suçlamasından beraat ederken “ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma” suçundan 8 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

Tutukluluk Tartışması Kararla Da Bitmedi

Karar duruşmasının en dikkat çekici başlıklarından biri de tutuklulukların devamına ilişkin oldu.

Mahkeme, Rıza Akpolat, Oya Tekin ve Celal Tekin’in tutukluluklarının devamına karar verirken, Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan ile Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka’nın tahliyesine hükmetti.

Tutuklu sanıkların karar öncesindeki savunmaları ise yargılama sürecinin kendisine ilişkin ciddi itirazları içeriyordu. Ceyhan Kayhan, 14 aydan uzun süredir tutuklu bulunduğunu ve benzer suçlamalarla bu kadar uzun süre tutuklu kalanların kendileri olduğunu savunarak beraat istedi. Akpolat ise dosyada somut delil bulunmadığını, suçlamaların “iftiracı” olarak nitelendirdiği kişilerin beyanlarına dayandığını söyledi.

Bu savunmaların mahkemenin gerekçeli kararında nasıl değerlendirileceği, özellikle tutukluluğun ölçülülüğü ve mahkûmiyet için kullanılan delillerin niteliği açısından önem taşıyacak.

Mütalaa İle Karar Arasında Büyük Fark

Davada karar öncesinde savcılık, Aziz İhsan Aktaş hakkında 103 yıldan 280 yıla kadar hapis cezası talep etmişti. Rıza Akpolat için istenen toplam ceza ise 86 yıldan 234 yıla kadar hapis aralığındaydı. Belediye başkanları Zeydan Karalar, Kadir Aydar, Abdurrahman Tutdere, Oya Tekin ve Celal Tekin hakkında rüşvet suçundan 4’er yıldan 12’şer yıla kadar hapis talep edilmişti.

Mahkemenin nihai kararında ise Aktaş’ın örgüt kurma suçundan beraat etmesi ve Akpolat’ın örgüt üyeliğinden beraat etmesi gibi önemli farklılıklar ortaya çıktı.

Bu fark, ceza yargılamasında savcılık makamının iddiası ile mahkemenin hukuki değerlendirmesi arasındaki ayrımı gösteriyor. Ancak aynı zamanda kamuoyunun aylardır tartıştığı “suç örgütü” anlatısının mahkeme tarafından hangi ölçüde kabul edildiği sorusunu da gündeme taşıyor.

Başka bir ifadeyle, mahkeme bazı bireysel eylemler bakımından mahkûmiyet kararı verirken, bu eylemleri kapsadığı ileri sürülen örgütsel yapının varlığı konusunda aynı sonuca ulaşmadı.

Asıl Hesap Gerekçeli Kararda

Bugünkü kararın ardından dosyanın en kritik belgesi, mahkemenin henüz kamuoyuna yansıyan kısa kararın ötesindeki gerekçeli kararı olacak.

Çünkü 200 sanıklı bu denli kapsamlı bir davada yalnızca kimin kaç yıl hapis aldığı değil; hangi delilin hangi sanık bakımından nasıl değerlendirildiği, etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelerin diğer delillerle nasıl ilişkilendirildiği, örgüt suçlamasının neden reddedildiği ve bireysel suçlamaların hangi somut gerekçelerle kabul edildiği belirleyici olacak.

Özellikle “örgüt kurma” suçlamasından beraat eden Aziz İhsan Aktaş bakımından ortaya çıkan tablo, davanın soruşturma ve iddianame aşamasındaki temel anlatıyla mahkemenin ulaştığı sonuç arasında dikkat çekici bir mesafe bulunduğunu gösteriyor. “Suç örgütü” iddiasının taşıyıcı aktörü olarak gösterilen kişinin örgüt kurma suçundan beraat etmesi, dosyanın hukuki mantığının gerekçeli kararda ayrıntılı biçimde açıklanmasını zorunlu kılıyor.

Bu nedenle bugün açıklanan karar, davanın sonu olmaktan çok yeni bir hukuki tartışmanın başlangıcı niteliğinde.

Bir Davadan Fazlası

Aziz İhsan Aktaş davası, başlangıcından itibaren yalnızca rüşvet ve ihale iddialarıyla sınırlı kalmadı. Dosyada çok sayıda belediye yöneticisinin yargılanması, seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden uzaklaştırılması ve bazı sanıkların uzun süre tutuklu kalması davayı doğrudan yerel yönetimler, seçilmişlerin görev güvencesi ve yargının siyasallaşması tartışmalarının merkezine taşıdı.

Mahkemenin bugün verdiği karar, bu tartışmaları sona erdirmiş değil.

Tam tersine, ortaya çıkan çelişkili tablo yeni sorular yaratıyor: Örgüt vardıysa neden örgüt kurma suçundan beraat kararı çıktı? Örgüt yoksa soruşturmanın ve davanın geniş bölümünü şekillendiren örgütsel yapı iddiası hangi hukuki zemine dayanıyordu? Bireysel suçlamalarda kullanılan delillerin niteliği neydi? Tutukluluk tedbirinin bu kadar uzun sürmesini hangi somut gerekçeler haklılaştırdı?

Bu soruların yanıtı, kararın kısa hüküm bölümünden çok gerekçeli kararında aranacak.

Bugün itibarıyla bilinen ise şu: 200 sanıklı, 60 duruşmalık davada mahkeme “örgüt” suçlamasının temelini kabul etmedi; buna rağmen aralarında belediye başkanlarının bulunduğu bazı sanıklar hakkında ağır hapis cezaları verdi.

Dolayısıyla Aziz İhsan Aktaş davasının gerçek bilançosu, yalnızca verilen cezaların toplamıyla değil, mahkemenin hangi delili neden yeterli bulduğu ve soruşturmanın merkezindeki örgüt anlatısını neden reddettiği ortaya çıktığında daha net görülebilecek.


  • TB / DW Türkçe, trthaber.com, T24, DHA