back to top
Ana Sayfa Haberler Cumartesi Anneleri 32 Yıllık Sessizlik: Cumartesi Anneleri Devlete “Hakikati Açıkla” Diye Sesleniyor

32 Yıllık Sessizlik: Cumartesi Anneleri Devlete “Hakikati Açıkla” Diye Sesleniyor

Gözaltında kaybedilen Mehmet Şerif Avşar için 32 yıl sonra yeniden Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri, cezasızlık zincirinin kırılmasını ve devletin sorumluluğunu kabul etmesini talep etti.

Galatasaray Meydanı’nda Bitmeyen Arayış

Cumartesi Anneleri, 1101’inci hafta buluşmasında İstanbul’daki Galatasaray Meydanı’nda bir kez daha kayıpların akıbetini sordu. Bu haftaki eylemin odağında, 1994 yılında Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra işkence edilerek öldürülen Mehmet Şerif Avşar vardı.

Açıklamada, Avşar’ın sivil giyimli kişilerce “ifade” gerekçesiyle gözaltına alındığı, tanık beyanlarına ve mahkeme kararlarına rağmen olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılmadığı vurgulandı. Aile ve hak savunucuları, aradan geçen 32 yıla rağmen adaletin hâlâ sağlanmadığını dile getirdi.

Cezasızlık Ve Eksik Soruşturma Tartışması

Cumartesi İnsanları adına açıklama yapan Setenay Yarıcı, olayın yalnızca bireysel bir suç olarak ele alınmasının gerçeği perdelediğini belirtti. Yarıcı, Avşar’ın gözaltına alındığına dair tanık anlatımları ve resmi bulgulara rağmen, sürecin örgütlü yapı ve sistematik ihlaller bağlamında değerlendirilmediğini ifade etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2001 tarihli kararına atıf yapılan açıklamada, Türkiye’nin etkin soruşturma yürütmediği ve yaşam hakkını koruyamadığı gerekçesiyle mahkûm edildiği hatırlatıldı. Buna rağmen, davada sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin tamamının yargı önüne çıkarılmadığı eleştirisi öne çıktı.

Hakikat Talebi Ve Devletin Sorumluluğu

Eylemde öne çıkan temel talep, yalnızca faillerin cezalandırılması değil; aynı zamanda devletin olaydaki rolünü açıkça kabul etmesi oldu. Cumartesi Anneleri, “hakikatin tüm açıklığıyla ortaya çıkarılması” çağrısını yineleyerek, cezasızlık politikasının sona erdirilmesini istedi.

Bu talep, Türkiye’de geçmişle yüzleşme ve adalet mekanizmalarının işleyişine dair daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Zira benzer dosyalarda süregelen cezasızlık, yalnızca geçmişin değil, bugünün hukuk düzenine dair de derin soru işaretleri doğuruyor.

Kayıplar Ve Zamanın Donduğu Hayatlar

Eylemde söz alan İkbal Eren ise 1980’de gözaltında kaybedilen kardeşi Hayrettin Eren’i anarak, kayıp yakınlarının zamana karşı yürüttüğü mücadelenin duygusal boyutunu gözler önüne serdi. “45 yıldır 26 yaşındaki Hayrettin’i arıyorum” sözleri, kayıpların aileler için donmuş bir zamana dönüştüğünü bir kez daha ortaya koydu.

Cumartesi Anneleri’nin her hafta tekrarlanan buluşmaları, yalnızca bir anma değil; aynı zamanda Türkiye’de adalet arayışının sürekliliğini simgeleyen bir hafıza mekânı olmayı sürdürüyor.


  • TB / Cumartesi Anneleri haftalık basın açıklaması, İnsan Hakları Derneği kayıtları