CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Ankara-İstanbul Hızlı Tren Hattı üzerindeki T-26 Tüneli’nin maliyet ve yapım süresine ilişkin dikkat çekici veriler paylaştı. Yavuzyılmaz’ın kamuoyuna açıkladığı rakamlar, yalnızca bir tünelin hikâyesini değil, Türkiye’de kamu yatırımlarında yıllardır tartışılan maliyet artışları, gecikmeler ve denetim sorunlarını da yeniden gündeme taşıdı. Çünkü ortaya çıkan tablo, dünyanın en büyük mühendislik projelerinden biri olan İsviçre’nin Gotthard Zemin Tüneli ile karşılaştırıldığında daha da çarpıcı hale geliyor.
6 Kilometrelik Tünel İçin 20 Yıl
Deniz Yavuzyılmaz’ın açıkladığı bilgilere göre Ankara-İstanbul Demiryolu hattındaki T-26 Tüneli’nin sözleşmesi 11 Temmuz 2006 tarihinde imzalandı.
Tünelin altyapı çalışmalarının tamamlandığı tarih ise 11 Haziran 2026.
Başka bir ifadeyle yaklaşık 6 kilometrelik bir demiryolu tünelinin altyapı işleri tam 20 yılda bitirilebildi.
Yavuzyılmaz’ın dayandığı TCDD Teftiş Raporu verilerine göre sözleşme aşamasında yaklaşık 60 milyon dolar olarak öngörülen maliyet, süreç içerisinde 322 milyon dolara ulaştı.
Aradaki fark yaklaşık 262 milyon dolar.
Güncel kur üzerinden hesaplandığında bu tutar yaklaşık 12 milyar liralık ek maliyet anlamına geliyor.
Yavuzyılmaz, söz konusu farkla aynı özelliklerde yaklaşık beş adet daha T-26 tüneli yapılabileceğini savunuyor.
Sayılar Ne Anlatıyor?
Bir altyapı projesinde maliyet artışları tek başına yolsuzluk ya da usulsüzlük anlamına gelmez. Uzayan inşaat süreçleri, değişen projeler, ekonomik krizler, enflasyon, kur hareketleri ve teknik sorunlar maliyetleri artırabilir.
Ancak burada dikkat çeken nokta yalnızca maliyet değil.
Asıl dikkat çekici olan, maliyet artışının olağanüstü boyutlara ulaşmasıyla birlikte projenin tamamlanma süresinin de iki on yılı bulması.
Çünkü altyapı projelerinde zaman da maliyet kadar önemlidir.
Bir proje geciktiğinde yalnızca bütçe büyümez; kamu hizmeti gecikir, ekonomik verimlilik düşer ve kamunun kaynakları uzun yıllar boyunca atıl kalır.
İsviçre Aynı Sürede Ne Yaptı?
T-26 Tüneli tartışmasını daha görünür kılan unsur ise uluslararası karşılaştırmalar.
İsviçre, Alpler’in altından geçen dünyanın en uzun ve en derin demiryolu tüneli olan Gotthard Zemin Tüneli’ni 1999 yılında başlattı ve 2016 yılında tamamladı.
Toplam inşaat süresi 17 yıl sürdü.
Ancak burada inşa edilen yapı 6 kilometrelik bir tünel değil, tam 57 kilometrelik dev bir mühendislik projesiydi.
Üstelik proje yalnızca uzun değil, aynı zamanda dünyanın en karmaşık jeolojik bölgelerinden biri olan Alp Dağları’nın altından geçirildi.
Yaklaşık 2 bin 300 metre kaya örtüsünün altında kazılar yapıldı.
İnşaatta 400 metre uzunluğunda dev tünel açma makineleri kullanıldı.
Yaklaşık 2 bin 600 işçi görev aldı.
Toplam maliyet ise yaklaşık 12 milyar İsviçre frangı, yani yaklaşık 12 milyar dolar oldu.
İşçilik Maliyeti Karşılaştırması
Türkiye ile İsviçre arasındaki ücret seviyeleri dikkate alındığında tablo daha da dikkat çekici hale geliyor.
İsviçre, dünyanın en yüksek işçilik maliyetlerine sahip ülkelerinden biri.
Bir İsviçreli tünel işçisinin yıllık maliyeti, aynı işi yapan bir Türk işçinin maliyetinin katbekat üzerinde.
Ayrıca enerji, ekipman, mühendislik ve çevre standartları açısından da İsviçre dünyanın en pahalı ülkeleri arasında yer alıyor.
Buna rağmen İsviçre:
- 57 kilometrelik bir tüneli,
- Alp Dağları’nın altında,
- Dünyanın en yüksek işçilik maliyetleriyle,
- 17 yılda tamamladı.
Türkiye ise:
- Yaklaşık 6 kilometrelik bir tüneli,
- Çok daha düşük işçilik maliyetleriyle,
- 20 yılda tamamlayabildi.
Elbette iki projenin teknik koşulları birebir aynı değil.
Ancak aradaki süre farkı değil, uzunluk farkı dikkat çekiyor.
Gotthard Tüneli T-26’nın yaklaşık 9,5 katı uzunluğunda.
Buna rağmen daha kısa sürede tamamlandı.
Asıl Tartışma Nerede Başlıyor?
T-26 Tüneli üzerinden yürüyen tartışma aslında tek bir projeyle sınırlı değil.
Türkiye’de son yıllarda kamu-özel işbirliği projeleri, otoyollar, şehir hastaneleri, köprüler ve demiryolu yatırımları üzerinden benzer maliyet tartışmaları sık sık gündeme geliyor.
Muhalefetin temel eleştirisi, kamu yatırımlarında planlama hataları, ihale değişiklikleri ve denetim eksiklikleri nedeniyle maliyetlerin olağanüstü yükseldiği yönünde.
İktidar ise büyük altyapı yatırımlarının Türkiye’nin kalkınması için gerekli olduğunu savunuyor.
Ancak hangi siyasi görüşten olursa olsun kamuoyu açısından cevap bekleyen soru değişmiyor:
Eğer bir tünelin maliyeti başlangıçta öngörülen rakamın katlarına çıkıyorsa ve tamamlanması için 20 yıl gerekiyorsa, bunun sorumluluğu kimdedir?
Sorulması Gereken Soru
Deniz Yavuzyılmaz’ın gündeme taşıdığı T-26 dosyası, yalnızca bir maliyet hesabı değil.
Bu dosya, Türkiye’de kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin daha büyük bir tartışmanın parçası.
Çünkü mesele yalnızca 262 milyon dolarlık maliyet farkı değil.
Mesele, vatandaşın vergileriyle finanse edilen projelerde gecikmelerin, ek maliyetlerin ve denetim eksikliklerinin nasıl ortaya çıktığını açıklayabilmektir.
İsviçre’nin Alp Dağları’nın altından geçen 57 kilometrelik dev tüneli 17 yılda tamamlayabildiği bir dünyada, Türkiye’nin 6 kilometrelik bir tünel için 20 yıl harcamış olması kamu yönetimi açısından ciddi soruları beraberinde getiriyor.
Ve bu soruların yanıtı, yalnızca muhalefetin değil, kamu adına hesap soran herkesin hakkıdır.
Kaynaklar: Deniz Yavuzyılmaz’ın 19 Haziran 2026 tarihli sosyal medya paylaşımı; TCDD Teftiş Raporu; Sayıştay raporları; İsviçre Federal Demiryolları (SBB) ve Gotthard Base Tunnel proje verileri; TCMB döviz kuru verileri.
- 6 Kilometrelik Tünel 20 Yılda Bitti, İsviçre 57 Kilometreyi 17 Yılda Tamamladı - 19 Haziran 2026
- Pazar Tezgâhında Çöken Sadece Alım Gücü Değil - 14 Haziran 2026
- Türkiye’de Emekli Maaşı Artık Geçim Değil Hayatta Kalma Mücadelesi - 13 Haziran 2026











