back to top
Ana Sayfa Haberler Aziz Çelik: Emekliye Müjde Diye Sunulan Düzenleme Yalancı İlaç

Aziz Çelik: Emekliye Müjde Diye Sunulan Düzenleme Yalancı İlaç

İktidarın 2027 yılı için emeklilere yönelik hazırladığı yeni düzenleme, aylıklarda köklü bir iyileştirmeden çok gelir durumuna göre verilecek sınırlı desteklere dayanıyor. Sosyal Politika Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, bütçede bütün emeklilerin refahını artıracak bir kaynak ayrılmadığını belirterek düzenlemeyi “yalancı ilaca” benzetti. Çelik’e göre emeklilik hakkının sosyal yardıma dönüştürülmesi, yıllarca çalışarak prim ödeyen milyonlarca insanın gelir güvencesini daha da zayıflatacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2027 bütçesinde emeklilerin durumunun iyileştirileceğini açıklamasının ardından, AKP içinde refah payı ve seyyanen zam seçeneklerinin değerlendirildiği bildirildi. Ancak hazırlıkların bütün emeklileri kapsayan bir aylık artışından çok, yaş, gelir, konut sahipliği ve hane halkının ekonomik durumuna göre belirlenecek destekler üzerinde yoğunlaştığı belirtiliyor. Sosyal Politika Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik ise ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, açıklanan hazırlıkların emeklilik sistemindeki gelir kaybını giderecek nitelikte olmadığını söyledi.

Çelik, 2027 bütçesinde emekli aylıklarında kapsamlı bir iyileştirmeye olanak sağlayacak kaynak görmediğini belirterek, “Baştan söyleyeyim, dişe dokunur bir artış ve bir müjde olmayacak” dedi. Cumhurbaşkanı’nın da düzenlemenin bütçe sınırları içinde yapılacağını söylediğini hatırlatan Çelik, hükümetin emekli aylıklarını yeniden düzenlemek yerine düşük gelirli emeklilere sosyal yardım yoluyla destek vermeye hazırlandığını savundu.

Emeklilik Hakkı Sosyal Yardıma mı Dönüştürülüyor?

Çelik’e göre hazırlığın en önemli yönü, emeklilerin yıllarca çalışarak ve prim ödeyerek kazandıkları aylık hakkının, gelir araştırmasına dayanan bir yardım sistemine yaklaştırılması. Özellikle 65 yaş üzerindeki, kirada oturan, ek geliri bulunmayan veya hane geliri düşük olan emeklilere sınırlı ödemeler yapılabileceğini belirten Çelik, bunun emeklilik sisteminin temel sorunlarını çözmeyeceğini vurguladı.

“Emeklilere sosyal güvenlik sisteminden düzenli emekli aylığı vermek yerine, emeklilere bir tür sosyal yardımla takviye etmek istiyorlar” diyen Çelik, böyle bir uygulamanın emekliler arasındaki gelir eşitsizliğini ortadan kaldırmayacağını söyledi.

Emeklilik aylığı ile sosyal yardım arasındaki fark, yalnızca ödemenin miktarından ibaret değil. Emekli aylığı, çalışma yaşamı boyunca ödenen primlere ve sosyal güvenlik hakkına dayanırken, sosyal yardım kişinin yoksulluk durumuna ve belirlenen koşullara göre veriliyor. Bu nedenle aylıkları kalıcı biçimde yükseltmek yerine belirli emekli gruplarına destek sağlanması, emeklilerin gelir güvencesini güçlendirmekten çok yoksulluğun yönetilmesine yönelik bir uygulama niteliği taşıyabilir.

“İyileştirme Dedikleri 1.200 ile 3 Bin Lira Arasında”

Ocak 2027’de yapılacak artışa ilişkin tahminlerini de paylaşan Çelik, enflasyon farkının üzerine yaklaşık beş puanlık refah payı eklenebileceğini söyledi. Altı aylık enflasyonun yüzde 12 gerçekleşmesi durumunda toplam artışın iyimser bir tahminle yüzde 16–17 düzeyinde kalabileceğini belirtti. Bunun henüz kesinleşmiş bir karar değil, mevcut açıklamalara dayanan öngörü olduğunu özellikle vurguladı.

Çelik, enflasyon oranındaki artışın gerçek bir refah iyileştirmesi olarak sunulamayacağını belirterek, ek artışın emekli aylıklarına göre yaklaşık 1.200 ile 3 bin lira arasında değişebileceğini ifade etti. “Müjdeden söz edilecekse bütün emekli aylıklarına ocak ayından itibaren 15 bin lira zam yapıyoruz demeliler” diyen Çelik, asıl yapılması gerekenin emekli aylıkları arasındaki dengesizliği gidermek olduğunu söyledi.

Çelik’in dikkat çektiği bir başka sorun da farklı çalışma süreleri ve prim ödemelerine rağmen emeklilerin giderek en düşük aylık düzeyinde toplanması. Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin prim ve çalışma süresiyle aylık arasındaki ilişkisinin zayıflaması anlamına geliyor. Çelik, mevcut yapıyı “Herkes dipte eşitleniyor” sözleriyle değerlendirdi.

Sosyal Güvenlik Müşaviri Ali Tezel de hazırlanan düzenlemenin bütün emeklileri kapsamayabileceğini, özellikle en düşük aylığı alan SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yönelik sınırlı ödemeler yapılabileceğini belirtti. Tezel, yaş ve mal varlığı koşullarına bağlı olarak bazı emeklilere 4 bin lira dolayında ek destek sağlanmasının değerlendirilebileceğini söyledi.

Bütçenin Sınırları Kimin İçin Geçerli?

Emeklilere yönelik her iyileştirme tartışmasında bütçe olanaklarının öne çıkarılması, kamu kaynaklarının nasıl dağıtıldığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Milyonlarca emeklinin geçimini sürdürebilmek için ek iş aradığı, barınma ve beslenme giderlerini karşılamakta zorlandığı koşullarda, aylıkların satın alma gücünü kalıcı biçimde yükseltmek yerine gelir durumuna göre yardım yapılması, yoksulluğun nedenlerini değiştirmiyor.

Aziz Çelik’in “yalancı ilaç” benzetmesi de tam bu noktaya dayanıyor. İktidarın hazırladığı düzenlemenin emeklilerin ekonomik durumunda iyileşme beklentisi yaratacağını, ancak aylıkların yapısal sorunlarını ortadan kaldırmayacağını belirten Çelik, kapsamlı bir emeklilik reformu olmadan yapılacak sınırlı ek ödemelerin kalıcı çözüm sağlamayacağını savundu.

Yıllarca çalışarak ülkenin üretimine katkıda bulunan insanların emeklilik döneminde geçinebilmek için gelir ve mal varlığı incelemesine tabi tutulması, sosyal güvenlik hakkının nasıl bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. Aziz Çelik’in değerlendirmesi, emeklilere ne kadar yardım yapılacağından önce yanıtlanması gereken soruyu ortaya koyuyor: Emeklilik, çalışma yaşamının sonunda kazanılmış bir gelir güvencesi olmaktan çıkıp yoksulluğu kanıtlayabilenlere verilen bir desteğe mi dönüşüyor?


  • NHA / ANKA Haber Ajansı, Prof. Dr. Aziz Çelik ve Ali Tezel’in değerlendirmeleri