back to top
Ana Sayfa Haberler Liman İşçileri Beş Kıtada Savaşa Karşı Ayağa Kalktı: “Savaş İçin Çalışmıyoruz”

Liman İşçileri Beş Kıtada Savaşa Karşı Ayağa Kalktı: “Savaş İçin Çalışmıyoruz”

Haydarpaşa’dan Pire’ye, Cenova’dan Hindistan ve Fas limanlarına uzanan uluslararası eylem gününde, 22 ülke ve bölgedeki 113 limanda işçiler savaşlara ve silah sevkiyatına karşı harekete geçti. Grev ve gösterilerde limanların savaşın lojistik merkezlerine dönüştürülmesine son verilmesi, silahlanmaya ayrılan kaynakların toplumsal ihtiyaçlara yönlendirilmesi istendi.

30 Ekim 2026, dünya limanlarında uluslararası bir dayanışmaya sahne oldu. Gemilerin yüklenip boşaltıldığı, küresel ticaretin sürdürülmesi için binlerce işçinin çalıştığı limanlarda bu kez savaş karşıtı sloganlar yükseldi. Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Fas ve İspanya’daki sendikaların ortak çağrısıyla başlayan eylemler, Hindistan’dan Amerika kıtasına kadar genişledi. İşçiler, ticari limanların silah, mühimmat ve askerî teçhizat sevkiyatında kullanılmasına karşı çıktı.

Uluslararası eylem gününe ilişkin sendika açıklamalarında 22 ülke ve bölgedeki 113 limanın katılımından söz edildi. Katılımın biçimi ülkeden ülkeye değişti; bazı limanlarda tam gün grev yapılırken bazılarında kısa süreli iş bırakma ve protestolar düzenlendi. Böylece dünyanın farklı bölgelerindeki liman işçileri, savaş karşıtı taleplerini ortak bir uluslararası eylemde buluşturdu.

Pire’de Grev, Cenova’da Savaş Karşıtı Gösteriler

Yunanistan’ın en büyük limanı Pire’de ENEDEP sendikasının çağrısıyla işçiler greve çıktı. COSCO şirketinin işlettiği terminallerde çalışan işçiler, limanların savaş malzemelerinin taşındığı merkezlere dönüştürülmesine karşı çıktı. Yunanistan’da denizcilerin ücret, çalışma koşulları ve iş güvenliği talepleriyle gerçekleştirdiği ayrı grev de bazı feribot seferlerini etkiledi.

İtalya’da USB sendikasının çağrısıyla Cenova, Trieste, Livorno ve Gioia Tauro gibi önemli limanlarda eylemler düzenlendi. Liman işçilerinin savaş karşıtı mücadelesi, hayat pahalılığına, düşük ücretlere ve askerî harcamalara karşı gerçekleştirilen genel grevle birleşti.

Fransa’da CGT Limanlar ve Doklar Federasyonu, Marsilya, Le Havre, Dunkerque ve Rouen başta olmak üzere birçok limanda iş bırakma çağrısı yaptı. Sendika, liman altyapısının askerîleştirilmesine karşı çıkarken hükümetin bütçe politikalarının sosyal haklar üzerindeki etkilerini de protesto etti.

Haydarpaşa’da “Savaşa ve Silahlanmaya Hayır” Çağrısı

Türkiye’de uluslararası eylem gününün adreslerinden biri İstanbul Haydarpaşa Limanı oldu. Limter-İş Sendikasının düzenlediği gösteride işçiler ve dayanışma örgütleri, İsrail’e yönelik silah sevkiyatının durdurulmasını ve limanların savaş amaçlarıyla kullanılmamasını istedi. Göstericiler, savaş ve silahlanma karşıtı pankartlarla bir araya geldi.

Liman-İş Sendikasının da uluslararası çağrının örgütleyicileri arasında yer aldığı eylem kapsamında Mersin ve Gemlik’teki limanlar gündeme geldi. Türkiye’deki eylemler, Akdeniz’de başlayan sendikal dayanışmanın başka kıtalara yayılmasında Türkiye işçi hareketinin de rol oynadığını gösterdi.

Hindistan’dan Fas’a, Amerika’ya Uzanan Dayanışma

Uluslararası eylem Hindistan, Fas, Almanya, Danimarka, İsveç, Meksika ve ABD’deki liman işçilerinin katılımıyla genişledi. Fas’ta Tanca ve Kazablanka, Hindistan’da Mumbai ve Koçi gibi limanlar eylem ağı içinde yer aldı. ABD’de San Francisco ve Oakland limanlarında örgütlü ILWU Local 10, Almanya’da Hamburg limanındaki ver.di üyeleri ve Meksika’nın Veracruz kentindeki liman işçileri de dayanışma çağrısına katıldı.

Liman işçilerinin farklı ülkelerde aynı gün harekete geçmesi, savaş karşıtı mücadelenin yalnızca hükümetlere yöneltilen diplomatik çağrılarla sınırlı kalmadığını gösterdi. Silahların ve askerî malzemelerin taşınmasında belirleyici konumda bulunan işçiler, kendi emeklerinin savaş ekonomisinin işleyişindeki rolünü sorgulayarak doğrudan üretim ve taşımacılık süreçlerine müdahale etmeyi hedefledi.

Savaş Bütçelerine Karşı Ücret ve İş Güvencesi Talebi

Eylemin dikkat çekici yönlerinden biri, savaş karşıtlığının çalışma yaşamındaki ekonomik taleplerle birlikte dile getirilmesiydi. Sendikalar, silahlanmaya ayrılan kamu kaynaklarının sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ve halkın temel ihtiyaçları için kullanılmasını istedi.

Ortak çağrıda ücretlerin artırılması, toplu iş sözleşmelerinin güçlendirilmesi, çalışma saatlerinin azaltılması, iş güvenliğinin sağlanması ve emeklilik haklarının korunması talepleri de yer aldı. Sendikalar, limanlarda otomasyon ve yapay zekâ uygulamalarının işsizliği artıracak ya da kazanılmış hakları ortadan kaldıracak biçimde kullanılmasına karşı çıktı.

Bu talepler, savaş ekonomisi ile emekçilerin yaşam koşulları arasındaki ilişkiye işaret ediyor. Devlet bütçelerinde askerî harcamalara ayrılan kaynakların artması, kamu hizmetlerinin finansmanı ve gelir dağılımına ilişkin tercihleri de etkiliyor. Liman işçileri, savaş malzemelerini taşımayı reddetme çağrısıyla yalnızca çatışmalara karşı çıkmıyor; ekonomik kaynakların kimlerin ihtiyaçları için kullanılması gerektiğini de tartışmaya açıyor.

İstanbul’da Başlayan Birliktelik Beş Kıtaya Yayıldı

30 Ekim eylemlerinin temeli, Mayıs 2026’da İstanbul’da düzenlenen Akdeniz ve Avrupa Liman İşçileri Sendikalarının üçüncü uluslararası toplantısında atıldı. Fransa’dan CGT, Yunanistan’dan ENEDEP, Bask bölgesinden LAB, Türkiye’den Liman-İş, Fas’tan ODT ve İtalya’dan USB’nin katıldığı toplantıda savaşlara, limanların askerîleştirilmesine ve işçi haklarının geriletilmesine karşı ortak mücadele kararı alındı.

İstanbul Deklarasyonu’yla duyurulan bu çağrı, başlangıçta Akdeniz çevresindeki limanlarda örgütlenen sendikaların girişimiyken giderek uluslararası bir eylem ağına dönüştü.

Savaşın Lojistiğinde İşçinin Eli Var, Kararında Neden Olmasın?

Liman işçilerinin 30 Ekim eylemleri, savaşların yalnızca cephelerde yürütülmediğini bir kez daha hatırlattı. Silahların üretilmesi, depolanması, taşınması ve kullanılacağı bölgelere ulaştırılması; fabrikalardan demiryollarına, limanlardan gemilere uzanan geniş bir ekonomik örgütlenmeye dayanıyor. Bu zincirin her halkasında çalışan emekçiler, savaş ekonomisinin sürdürülmesinde belirleyici bir rol üstleniyor.

Ancak işçilerin üretim ve taşımacılık süreçlerindeki vazgeçilmez konumu, çoğu zaman bu süreçlerin hangi amaçlarla yürütüleceğine ilişkin kararlara katılmalarını sağlamıyor. Savaşlara ilişkin kararları devletler ve siyasi yöneticiler alırken, bu kararların maddi koşullarını yaratan üretim ve taşımacılık faaliyetleri işçilerin emeğiyle sürdürülüyor.

Beş kıtada gerçekleştirilen eylemlerin önemi burada ortaya çıkıyor. Liman işçileri, savaşın yalnızca sonuçlarına karşı çıkmakla kalmayıp kendi emeklerinin savaşın sürdürülmesinde kullanılmasını da tartışma konusu yapıyor.

Haydarpaşa’dan Pire’ye, Cenova’dan Hindistan’a uzanan dayanışma, savaşın yalnızca siyasetçilerin ve generallerin kararlarıyla sürmediğini gösteriyor. Silahları taşıyan gemiler, o gemileri yükleyen işçiler olmadan yol alamıyor. Şimdi liman işçileri, kendi emeklerinin hangi amaçlara hizmet edeceği konusunda söz söylemek istiyor.

Bu nedenle 30 Ekim eylemleri, yalnızca savaş karşıtı bir protesto değil, emeğin uluslararası dayanışma yoluyla siyasal ve ekonomik kararlara müdahale etme arayışının da önemli bir örneği oldu.


  • NHA / Associated Press, Anadolu Ajansı, Al Jazeera, Evrensel, Port Technology International, Dünya Sendikalar Federasyonu, Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu, CGT, USB, ENEDEP, Limter-İş, Liman-İş.