Home Haberler Dünya Yeniden Silahlanıyor: Avrupa’da Askerî Harcamalar Büyürken Barışın Bütçesi Daralıyor

Dünya Yeniden Silahlanıyor: Avrupa’da Askerî Harcamalar Büyürken Barışın Bütçesi Daralıyor

Dünya genelinde askerî harcamalar 2025 yılında 2 trilyon 887 milyar dolara ulaşarak tarihsel bir rekor kırdı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre harcamalar üst üste 11’inci yılında da artarken, en hızlı silahlanma Avrupa’da yaşandı. Avrupa Birliği ülkelerinin savunma bütçelerinin 2026’da 454 milyar avroya ulaşması bekleniyor. NATO’nun millî gelirin yüzde 5’ini savunma ve güvenlikle bağlantılı alanlara ayırma hedefi ise kıtanın ekonomik ve toplumsal önceliklerini yeniden biçimlendiriyor. Avrupa hükümetleri bu dönüşümü güvenlik zorunluluğuyla açıklarken, büyüyen silah sanayisi ile eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik için ayrılan kaynaklar arasındaki ilişki yeni bir bölüşüm tartışmasını gündeme getiriyor.

Hasan KAYA

Dünya, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra geride kaldığı düşünülen büyük ölçekli silahlanma yarışının yeni bir dönemine girdi. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle Avrupa’da ağırlaşan güvenlik kaygıları, ABD ile Çin arasındaki küresel rekabet, Orta Doğu’da devam eden çatışmalar ve uluslararası ilişkilerde giderek belirginleşen güç siyaseti, devletlerin bütçelerinde askerî harcamaların ağırlığını artırıyor. Ancak bu değişim yalnızca orduların daha fazla silah satın almasıyla sınırlı değil. Savunma sanayisinin genişlemesi, kamu kaynaklarının yeniden dağıtılması ve ekonomik üretimin giderek daha büyük bölümünün askerî gereksinimlere yönlendirilmesi, yeni dönemin temel özellikleri arasında bulunuyor.

SIPRI’nin Nisan 2026’da yayımladığı rapora göre dünya askerî harcamaları 2025’te reel olarak yüzde 2,9 artarak 2 trilyon 887 milyar dolara yükseldi. Son on yıldaki toplam artış yüzde 41’e ulaşırken, askerî harcamaların dünya ekonomisi içindeki payı yüzde 2,5 oldu. Küresel ölçekte askerî harcamalara ayrılan kaynak, kişi başına yıllık 352 dolara karşılık geliyor.

Bu yükselişin merkezinde Avrupa bulunuyor. Kıtanın Rusya ve Ukrayna’yı da kapsayan toplam askerî harcamaları 2025 yılında yüzde 14 artarak 864 milyar dolara ulaştı. Avrupa’nın askerî harcamaları 2016’dan bu yana iki katına çıkarken, Avrupa ülkelerinin dünya askerî harcamalarından aldığı pay da son on yılda belirgin biçimde büyüdü.

Avrupa’da Silahlanma Yeni Bir Ekonomi Politikasına Dönüşüyor

Avrupa Savunma Ajansı’nın Temmuz 2026’da yayımladığı rapor, kıtadaki dönüşümün boyutlarını daha açık gösteriyor. Avrupa Birliği’nin 27 üyesi 2025 yılında savunmaya 418 milyar avro harcadı. Bir önceki yıla göre yüzde 20 artış anlamına gelen bu tutarın, 2026 sonunda 454 milyar avroya yükselmesi öngörülüyor. Böylece Birlik ülkelerinin savunma harcamaları 2021 yılına göre yaklaşık yüzde 75 artmış olacak.

Askerî bütçelerdeki genişleme özellikle silah ve teçhizat alımlarında kendisini gösteriyor. Avrupa Birliği ülkelerinin 2025’te savunma yatırımlarına ayırdığı kaynak 134 milyar avroya ulaşırken, yalnızca askerî teçhizat alımları için yapılan harcama 115 milyar avroyu buldu. 2026’da toplam savunma yatırımlarının yaklaşık 163 milyar avroya çıkması bekleniyor.

Bu gelişmeler, savunma sanayisini Avrupa ekonomisinin büyüyen sektörlerinden biri haline getiriyor. Avrupa Birliği Konseyi’nin verilerine göre Avrupa savunma sanayisinin 2024 yılındaki cirosu 183,4 milyar avroya ulaştı. Sektörün cirosu 2021 ile 2024 arasında yaklaşık yüzde 48 büyüdü.

Savunma yatırımları hükümetler tarafından yalnızca askerî güvenliğin değil, sanayi üretiminin, teknolojik gelişmenin ve istihdamın da aracı olarak sunuluyor. Bununla birlikte kamu kaynaklarıyla desteklenen bu büyümenin kazançlarının hangi şirketlerde toplandığı ve maliyetinin toplumun hangi kesimlerine yansıyacağı sorusu önemini koruyor.

NATO’nun Yeni Hedefi: Millî Gelirin Yüzde 5’i

Avrupa’daki silahlanmanın hızlanmasında NATO’nun yeni harcama hedefleri belirleyici rol oynuyor. Haziran 2025’te Lahey’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde üye ülkeler, 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ini savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamalara ayırmayı kabul etti. Bu hedefin en az yüzde 3,5’i doğrudan askerî gereksinimlere, yüzde 1,5’e kadarlık bölümü ise kritik altyapı, siber güvenlik, sivil hazırlık ve savunma sanayisi gibi alanlara ayrılabilecek.

Yeni hedef, NATO’nun önceki yüzde 2’lik savunma harcaması ölçütünün çok ötesine geçiyor. Bununla birlikte yüzde 5’lik oranın tamamı doğrudan silah alımı anlamına gelmiyor. Yeni tanım, güvenlikle bağlantılı daha geniş bir harcama alanını kapsıyor. SIPRI araştırmacıları da bu genişlemenin askerî ve diğer güvenlik harcamaları arasındaki sınırları belirsizleştirerek kamu denetimini güçleştirebileceği uyarısında bulunuyor.

NATO, artan harcamaları Rusya’nın oluşturduğu güvenlik tehdidi, Ukrayna savaşı ve Avrupa’nın ABD’ye olan askerî bağımlılığını azaltma gereğiyle açıklıyor. Bu gerekçelerin gerçek bir güvenlik kaygısına dayandığı açık. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı, Avrupa ülkelerinin savunma planlamalarını köklü biçimde değiştirdi. Ancak güvenlik gereksinimlerinin varlığı, her askerî harcamanın kendiliğinden gerekli, etkili ve toplumsal bakımdan öncelikli olduğu anlamına gelmiyor.

Almanya, Polonya ve İspanya’da Büyük Artış

Avrupa’nın başlıca ekonomileri askerî harcamalarını hızla artırıyor. SIPRI verilerine göre Almanya’nın savunma harcamaları 2025’te yüzde 24 artarak 114 milyar dolara ulaştı. Böylece Almanya, ABD, Çin ve Rusya’nın ardından dünyanın en fazla askerî harcama yapan dördüncü ülkesi oldu.

Polonya, millî gelirinin yüzde 4,5’ini askerî harcamalara ayırarak NATO ülkeleri arasında en yüksek oranlardan birine ulaştı. İspanya’da ise 2025 yılındaki askerî harcama artışı yüzde 50’yi buldu. İtalya’nın harcamaları yüzde 20 artarken Fransa 68 milyar dolarlık savunma bütçesiyle Avrupa’nın en büyük askerî güçlerinden biri olmayı sürdürdü.

Ancak ülkelerin aynı hızla ilerlediği söylenemez. Reuters’ın Temmuz 2026’da yayımladığı incelemeye göre Avrupa hükümetleri, NATO hedeflerini karşılamak için artan kamu borçları, bütçe açıkları ve siyasi itirazlarla karşılaşıyor. Almanya savunma harcamalarını 2030’a kadar 200 milyar avronun üzerine çıkarmayı planlarken, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler yeni harcamaların nasıl finanse edileceği sorunuyla karşı karşıya bulunuyor. İspanya ise millî gelirin yüzde 5’ine ulaşılması konusunda çekincelerini sürdürüyor.

Bu farklılıklar, Avrupa’nın askerî alanda ortak hedefler belirlemesine rağmen ekonomik olanaklarının ve toplumsal önceliklerinin aynı olmadığını gösteriyor.

ABD, Çin ve Rusya: Küresel Güç Mücadelesinin Bütçesi

Askerî harcamalardaki yükseliş yalnızca Avrupa’yla sınırlı değil. ABD, 2025 yılında 954 milyar dolarlık askerî harcamayla dünyanın en büyük askerî gücü olmayı sürdürdü. Bir önceki yıla göre yüzde 7,5’lik düşüş yaşanmasına rağmen ABD’nin harcamaları tek başına küresel toplamın yaklaşık üçte birini oluşturdu. SIPRI, düşüşün başlıca nedenlerinden birinin yurt dışına sağlanan askerî mali yardımlardaki azalma olduğunu belirtiyor.

Çin’in askerî harcamaları yüzde 7,4 artarak yaklaşık 336 milyar dolara, Rusya’nın harcamaları ise yüzde 5,9 artarak 190 milyar dolara ulaştı. Ukrayna, devam eden savaş nedeniyle millî gelirinin yaklaşık yüzde 40’ını askerî harcamalara ayırdı. Bu oran, savaşın bir ülkenin ekonomik kaynaklarını ne ölçüde tüketebildiğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri.

Asya ve Okyanusya’da askerî harcamalar yüzde 8,1 artarak 681 milyar dolara yükselirken, Orta Doğu’da toplam harcamalar 218 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Türkiye’nin askerî harcamaları ise 2025 yılında yüzde 7,2 artarak 30 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin son on yıldaki askerî harcama artışı yüzde 94 olarak hesaplandı.

Bütün bu veriler, dünyanın tek bir bölgesinde yaşanan geçici bir askerî hareketlilikten çok, uluslararası ilişkilerin giderek daha fazla askerî kapasite ve caydırıcılık üzerinden düzenlendiğini ortaya koyuyor.

Silah Sanayisi Büyürken Toplumların Payına Ne Düşüyor?

Askerî harcamalardaki artışın en önemli sonuçlarından biri, kamu bütçelerinin nasıl kullanılacağına ilişkin tercihlerde ortaya çıkıyor. Devletler savunmaya daha fazla kaynak ayırırken aynı bütçelerden sağlık hizmetlerinin, eğitimin, sosyal konutların, emeklilik sistemlerinin ve kamu altyapısının da finanse edilmesi gerekiyor. Özellikle yüksek kamu borcu ve düşük ekonomik büyümeyle karşı karşıya bulunan Avrupa ülkelerinde bu tercihler giderek daha belirgin hale geliyor.

Her askerî harcama artışının doğrudan bir okulun kapanmasına veya bir hastanenin bütçesinin azaltılmasına yol açtığını söylemek doğru olmaz. Harcamalar vergiler, borçlanma veya bütçenin başka kalemlerinde yapılan değişikliklerle karşılanabiliyor. Ancak kaynakların sınırsız olmadığı bir ekonomide, savunmaya ayrılan payın sürekli büyümesi başka toplumsal gereksinimler üzerindeki mali baskıyı artırabiliyor.

Bu durum, silah sanayisinin kazançlarıyla toplumların güvenlik gereksinimleri arasındaki ilişkinin sorgulanmasını da gerekli kılıyor. Savunma şirketlerinin üretim ve satışlarının büyümesi, yeni yatırımlar ve istihdam olanakları yaratabilir. Fakat kamu bütçeleriyle desteklenen bu büyüme, şirketlerin kârlarının artması ile toplumun güvenliğinin gerçekten güçlenmesi arasında kendiliğinden bir eşitlik kurmuyor. Silah üretiminin ekonomik kazançları belirli şirketlerde yoğunlaşırken, finansman yükü vergiler ve kamu borçları aracılığıyla toplumun geneline yayılabiliyor.

Daha önemlisi, askerî güvenliğin toplumsal güvenliğin yerini alıp alamayacağı sorusu ortaya çıkıyor. Bir ülkenin güçlü bir orduya sahip olması, yurttaşlarının yoksulluktan, işsizlikten, barınma sorunlarından veya sağlık hizmetlerine erişememekten kaynaklanan güvensizliklerini ortadan kaldırmıyor. Devletlerin dış tehditlere karşı savunma kapasitesi kadar, insanların gündelik yaşamlarını güven içinde sürdürebilmeleri de toplumsal güvenliğin parçasını oluşturuyor.

Avrupa Yeni Bir Soğuk Savaş Ekonomisine mi Yöneliyor?

Avrupa’nın bugün yaşadığı dönüşüm, kimi yönleriyle Soğuk Savaş dönemindeki askerî rekabeti hatırlatıyor. Savunma sanayisine uzun vadeli yatırımlar yapılması, üretim kapasitelerinin genişletilmesi, orduların yeniden yapılandırılması ve kamu bütçelerinde askerî harcamalara daha büyük pay ayrılması, geçici önlemlerden çok kalıcı bir ekonomik yönelime işaret ediyor.

Ancak bugünkü koşullar geçmişten farklı. Avrupa ülkeleri bir yandan Rusya’ya karşı savunma kapasitelerini artırmaya çalışırken diğer yandan ABD’nin güvenlik garantilerinin geleceğini sorguluyor. Çin’in teknolojik ve ekonomik yükselişi, küresel ticaretin yeniden düzenlenmesi ve enerji güvenliği sorunları da bu süreci etkiliyor. Dolayısıyla askerî harcamalardaki artış, yalnızca savaş olasılığına verilen bir yanıt değil; uluslararası güç dengelerinin yeniden kurulmasının da bir parçası.

Bununla birlikte silahlanmanın artması, savaşın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmiyor. Savunma kapasitesinin güçlendirilmesi saldırıları caydırabilir; ancak karşılıklı güvensizliğin derinleştiği koşullarda yeni silahlanma hamlelerini de tetikleyebilir. Bir devletin kendisini daha güvende hissetmek için attığı adım, başka bir devlet tarafından tehdit olarak algılandığında güvenlik arayışı yeni bir güvensizlik döngüsüne dönüşebilir.

Dünyada askerî harcamalar büyürken asıl tartışılması gereken, devletlerin güvenlik için ne kadar para harcadığından ibaret değil. Bu harcamaların hangi tehditlere karşı yapıldığı, kimlerin ekonomik çıkarlarına hizmet ettiği, nasıl denetlendiği ve toplumların yaşamından hangi kaynakları çekip aldığı da sorgulanmalı. Avrupa, bir yandan yurttaşlarına barış, refah ve sosyal güvenlik vaat ederken diğer yandan tarihinin en büyük askerî bütçelerini hazırlıyor. Bu iki yönelişin ne ölçüde birlikte sürdürülebileceği, önümüzdeki yılların temel siyasal ve ekonomik sorunlarından biri olacak.

Çünkü bir toplumun güvenliği yalnızca sınırlarında biriktirdiği silahlarla değil, o sınırların içinde yaşayan insanların nasıl bir hayat sürdüğüyle de ölçülür.


  • NHA / Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), Trends in World Military Expenditure 2025, Nisan 2026; SIPRI Yearbook 2026; Avrupa Savunma Ajansı (EDA), Defence Data 2025–2026, Temmuz 2026; Avrupa Birliği Konseyi savunma harcamaları verileri; NATO, Lahey Zirvesi Bildirisi, 25 Haziran 2025; Reuters, 6 Temmuz 2026; Agence Europe, 17 Temmuz 2026.