back to top
Ana Sayfa Haberler Sinem Dedetaş 90 Gün Sonra Cezaevinden Çıktı: Özgürlüğüne Değil, Ev Hapsine Kavuştu

Sinem Dedetaş 90 Gün Sonra Cezaevinden Çıktı: Özgürlüğüne Değil, Ev Hapsine Kavuştu

YENİ Parti’li Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, yaklaşık üç ay süren tutukluluğunun ardından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda ev hapsi koşuluyla tahliye edildi. Rüşvet, irtikap ve suç örgütü kurma iddialarıyla tutuklanan Dedetaş’ın cezaevinden çıkması, görevine dönmesinin önünü açmadı. Tutukluluk sürecinde Üsküdar Belediyesi’nin yönetimi AKP’ye geçerken, YENİ Parti kararı seçilmiş belediye başkanının özgürlüğünü ve halkın sandıktaki iradesini sınırlamaya devam eden bir uygulama olarak değerlendirdi.

İstanbul Üsküdar Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında 31 Temmuz 2026’da tutuklanan ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında 29 Ekim’de tahliye kararı verildi. Avukatlarının başvurusu üzerine verilen kararla Dedetaş, yaklaşık 90 gündür bulunduğu Tekirdağ Çorlu Karatepe Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan çıktı. Ancak tahliye, koşulsuz özgürlük anlamına gelmiyor. Mahkeme, Dedetaş hakkında konutunu terk etmeme biçiminde adli kontrol uygulanmasına karar verdi.

Kararı kamuoyuna duyuran avukatı Akın Atalay, yaptığı açıklamada müvekkilinin ev hapsi koşuluyla tahliyesine karar verildiğini bildirdi. Daha sonra Dedetaş’ı cezaevinden aldıklarını açıklayan Atalay, diğer tutukluların da özgürlüklerine kavuşmasını diledi.

Dedetaş’ın tahliyesinin Cumhuriyet Bayramı’na rastlaması ayrıca dikkat çekti. Aynı gün cezaevinden yayımladığı mesajda 90 gündür özgürlüğünden yoksun olduğunu hatırlatan Dedetaş, özgürlüğün değerine vurgu yapmıştı. Günün ilerleyen saatlerinde cezaevinden ayrıldı ancak bu kez yaşamını ev hapsinin sınırları içinde sürdürmek zorunda kaldı.

Ruhsat ve İskân İşlemleri Üzerinden Başlatılan Soruşturma

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Üsküdar Belediyesi’nde yapı ruhsatı ve iskân işlemleri sırasında usulsüzlük yapıldığı iddialarına dayanıyor. Savcılık, belediye iştiraki Kent AŞ üzerinden bazı müteahhitlere danışmanlık sözleşmeleri imzalatıldığını, ruhsat işlemleri karşılığında para talep edildiğini ve kimi işlemlerde elden döviz cinsinden rüşvet alındığını ileri sürdü.

İhbarlar, şikâyetçi anlatımları ve bazı şüphelilerin ifadeleri üzerine genişletilen soruşturmada Dedetaş hakkında rüşvet, irtikap ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçlamaları yöneltildi. 29 Temmuz’da gözaltına alınan Dedetaş, 31 Temmuz’da tutuklandı. Aynı soruşturma kapsamında Özel Kalem Müdürü Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan da tutuklanırken, iki kişi adli kontrol koşuluyla serbest bırakıldı.

Savcılığın ileri sürdüğü suçlamalar, henüz kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla kanıtlanmış değil. Dedetaş hakkındaki soruşturma devam ederken, tahliye kararı da suçlamaların ortadan kalktığı veya hakkında beraat kararı verildiği anlamına gelmiyor. Ancak yaklaşık üç ay süren tutukluluğun ardından ev hapsinin yeterli görülmesi, tutuklama tedbirinin gerekliliği ve ölçülülüğü konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getiriyor.

Üsküdar’da Sandıktan Çıkan Yönetim Değişti

Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından 1 Ağustos’ta İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılması, Üsküdar’daki siyasi dengeleri de değiştirdi. Belediye Meclisi’nde yapılan ilk başkanvekili seçiminde CHP’li aday göreve gelirken, seçimin mahkeme kararıyla iptal edilmesinin ardından gerçekleştirilen yeni oylamada belediye yönetimi AKP’ye geçti.

AKP’li başkanvekili Dündar Ziya Gültekin’in trafik kazasında yaşamını yitirmesinin ardından 20 Ekim’de yeniden seçim yapıldı. CHP ve YENİ Parti’nin boykot ettiği oylamada Cumhur İttifakı’nın adayı başkanvekilliğine seçildi.

Böylece Üsküdar’da seçmenlerin belediye başkanlığı için ortaya koyduğu tercih ile belediyenin fiilî yönetimi arasında farklı bir siyasi tablo oluştu. Hukuken belediye meclisinin başkanvekili seçme yetkisi bulunmakla birlikte, seçilmiş başkanın tutuklanması ve görevinden uzaklaştırılmasıyla başlayan sürecin belediye yönetimindeki siyasi çoğunluğu değiştirmesi, yerel demokrasinin işleyişine ilişkin tartışmaları büyüttü.

Dedetaş’ın tahliyesi bu tabloyu kendiliğinden değiştirmiyor. İçişleri Bakanlığı’nın görevden uzaklaştırma kararı ayrı bir idari işlem olduğundan, cezaevinden çıkmış olması belediye başkanlığı görevine hemen dönebileceği anlamına gelmiyor.

YENİ Parti: “Ev Hapsiyle Sandık İradesi Sınırlandırılıyor”

Tahliye kararına YENİ Parti’den ilk tepkilerden biri Grup Başkanvekili Murat Emir’den geldi. Emir, Dedetaş’ın tutukluluğunun ev hapsiyle sürdürülmesini eleştirerek kararın Üsküdarlıların sandıkta ortaya koyduğu iradeyi sınırlamaya devam ettiğini savundu.

YENİ Parti’nin tepkisinin merkezinde, tutuklama ve görevden uzaklaştırma kararlarının seçilmiş yerel yöneticiler üzerindeki etkisi bulunuyor. Parti, Dedetaş’ın yargılanmasına karşı çıkmaktan çok, suçluluğu kesinleşmemiş bir belediye başkanının görevinden uzak tutulmasını ve özgürlüğünün sınırlandırılmasını eleştiriyor.

Burada iki ayrı hukuki sorun birbirinden ayrılmalı. Birincisi, belediye yönetiminde suç işlendiğine ilişkin iddiaların bağımsız ve tarafsız bir yargılamayla araştırılması. İkincisi ise bu araştırma sürerken seçilmiş yöneticinin özgürlüğünün ve görev yapma hakkının hangi koşullarda sınırlandırılabileceği. Suçlamaların ağırlığı, tek başına tutuklamanın zorunlu olduğunu göstermediği gibi, tahliye kararı da tek başına suçsuzluğun kanıtı sayılamaz.

Cezaevinden Çıkmak Özgürlüğe Kavuşmak mı?

Sinem Dedetaş’ın tahliyesi, Türkiye’de son dönemde belediye başkanlarına yönelik soruşturmaların yarattığı daha geniş bir tartışmanın parçası. Seçilmiş yerel yöneticilerin tutuklanması, görevlerinden uzaklaştırılması ve yerlerine başka siyasi çoğunlukların belirlediği isimlerin geçmesi, ceza yargılaması ile demokratik temsil arasındaki sınırların nasıl korunacağı sorusunu öne çıkarıyor.

Ev hapsi, cezaevinde tutulmaya göre daha hafif bir tedbir olsa da kişinin hareket özgürlüğünü ciddi biçimde sınırlandırıyor. Üstelik belediye başkanlığı gibi kamusal alanda sürekli bulunmayı, kurumları yönetmeyi ve halkla doğrudan ilişki kurmayı gerektiren bir görev açısından, konutu terk etmeme kararı fiilen görev yapmayı da olanaksızlaştırabiliyor.

Bu nedenle Dedetaş hakkında verilen kararın yalnızca cezaevinden çıkış olarak değerlendirilmesi eksik kalıyor. Özgürlüğün sınırlandırılması devam ederken görevden uzaklaştırma işlemi de yürürlükte bulunuyor. Üsküdar Belediyesi ise seçilmiş başkanının yönetiminden uzak kalmayı sürdürüyor.

Sinem Dedetaş, Cumhuriyet Bayramı’nda cezaevinden çıktı. Ancak Üsküdar’da ortaya çıkan sorun yalnızca bir belediye başkanının 90 günlük tutukluluğuyla sınırlı değil. Suçluluğu henüz kesinleşmemiş seçilmiş bir yöneticinin özgürlüğünün sınırlandırılması, görevinden uzak tutulması ve bu süreçte belediye yönetiminin siyasi el değiştirmesi, hukuk ile demokrasi arasındaki ilişkinin yeniden sorgulanmasına neden oluyor. Çünkü sandıkta verilen yetkinin yargılama sürecinde nasıl korunacağı, yalnızca bir kişinin değil, o kişiyi seçen yurttaşların da hakkıyla ilgili. Dedetaş cezaevinden çıktı; fakat hem özgürlüğü hem de Üsküdar’ın seçilmiş yönetimine ilişkin tartışma henüz sona ermedi.


NHA / ANKA Haber Ajansı, Cumhuriyet, Medyascope, bianet, DW Türkçe, Euronews Türkçe, Gazete Oksijen, Akın Atalay ve Murat Emir’in 29 Ekim 2026 tarihli açıklamaları.