back to top
Ana Sayfa Haberler Diyarbakır’da Köylünün Merası Enerji Şirketine Tahsis Edildi: Sevda Karaca Üç Bakana Sordu

Diyarbakır’da Köylünün Merası Enerji Şirketine Tahsis Edildi: Sevda Karaca Üç Bakana Sordu

Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Kervanpınar (Arzoxlî) Mahallesi’nde köylülerin ortak kullandığı 540 dönümden fazla mera alanının iki güneş enerjisi santrali projesine ayrılması, Meclis gündemine taşındı. Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, hayvancılıkla geçinen köylülerin otlaklarının daraltılmasını, şirketin siyasi bağlantılarına ilişkin iddiaları, güvenlik güçlerinin müdahalelerini ve bölgedeki arkeolojik mirasın korunmasını üç ayrı soru önergesiyle gündeme getirdi. Köylüler ise yenilenebilir enerjiye değil, geçim kaynaklarının kendilerine sorulmadan şirket kullanımına açılmasına karşı çıkıyor.

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Kervanpınar ve Satî mahallelerinde, Zenkar şirketi tarafından kurulması planlanan Zenkar 1 ve Zenkar 2 güneş enerjisi santralleri, aylardır süren köylü direnişinin konusu olmaya devam ediyor. Geçimini büyük ölçüde tarım ve hayvancılıkla sağlayan mahalle sakinleri, ortak kullanım alanlarının enerji yatırımlarına ayrılmasıyla hayvanlarını otlatacak yer bulamayacaklarını ve tarımsal üretimlerinin zarar göreceğini belirtiyor.

Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca, yaşananları Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle TBMM’ye taşıdı.

Projelere ilişkin yayımlanan resmî duyurulara göre Zenkar 1 için yaklaşık 227, Zenkar 2 için 313 dönümlük panel alanı öngörülüyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, iki proje için şirkete 49’ar yıllık elektrik üretim lisansı verdi. Toplam 33 megavat üretim kapasitesi planlanan santrallerin kurulacağı alanların önemli bölümü, köylülerin yıllardır ortak kullandığı meralardan oluşuyor.

Köylünün Geçim Kaynağı Şirketin Yatırım Alanına Dönüşüyor

Karaca, Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı’ya yönelttiği sorularda, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun köylülerin ortak kullanım hakkını koruyan hükümlerini hatırlattı. Mera statüsünün hangi gerekçelerle değiştirildiğini, karar alınırken muhtarlığın ve üreticilerin görüşlerinin sorulup sorulmadığını öğrenmek istedi.

Milletvekili, 540 dönümden fazla alanın enerji projelerine ayrılmasının küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkla geçinen yüzlerce yurttaşın üretimini etkilediğini belirterek, otlatma hakkını kaybeden hayvan sayısının ve et ile süt üretiminde ortaya çıkabilecek kayıpların hesaplanıp hesaplanmadığını sordu.

Köylülerin itirazları yalnızca meralarla sınırlı değil. Proje alanlarında yapılan çalışmaların kendi tarım arazilerine ulaşmalarını da güçleştirdiğini belirten mahalle sakinleri, hayvancılığın sürdürülemez hale gelmesi durumunda göç etmek zorunda kalabileceklerini söylüyor.

Tigris Haber’e konuşan köylüler de geçimlerinin hayvancılığa dayandığını, meraların kaybedilmesinin ailelerin ekonomik geleceğini tehdit ettiğini anlattı.

Bilirkişi Raporunda Eksiklikler, Sahada Çalışma Israrı

Zenkar 2 projesine verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına karşı Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi’nde açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu, projenin mevcut haliyle uygulanmasını uygun bulmadı.

Raporda mera ve tarım alanları, hayvancılık, su kaynakları, yerleşim yerlerine yakınlık, erozyon riski ve arkeolojik değerler üzerindeki etkilerin yeterince değerlendirilmediğine dikkat çekildi. Mahkemenin henüz nihai kararını vermediği süreçte şirketin faaliyetlerini sürdürme girişimleri, köylülerin tepkisini artırdı.

Karaca, Enerji Bakanı Bayraktar’a devam eden yargılamaya ve bilirkişi raporundaki tespitlere rağmen üretim lisanslarının hangi gerekçelerle verildiğini sordu. Şirketin sahibi olarak adı geçen Muzaffer Aslanhan’ın AKP Diyarbakır İl Yönetim Kurulu yedek üyeleri arasında yer almış olmasının idari kararlar üzerinde etkili olup olmadığının da açıklanmasını istedi.

Milletvekili ayrıca Zenkar şirketine verilen lisansların iptal edilmesinin değerlendirilip değerlendirilmediğini gündeme getirdi.

Köylülerin Karşısına Jandarma Çıkarıldı

Kervanpınar’daki anlaşmazlık yalnızca idari kararlarla sınırlı kalmadı. Mart ayında GES projesine karşı yürüyüş yapan köylülere jandarma müdahale etti. ANKA Haber Ajansı’nın aktardığına göre Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, müdahalede biri hamile kadın olmak üzere dört kişinin yaralandığını, 15 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Ekim ayında şirket çalışanlarının güvenlik güçleri eşliğinde proje alanına girmesi üzerine köylüler yeniden nöbet başlattı. Mahalle sakinleri, kendi arazilerine ulaşmalarının dahi engellendiğini ileri sürdü.

Karaca, soru önergesinde güvenlik güçlerinin proje sahası dışında kalan özel tarım arazilerine geçişi hangi hukuki gerekçeyle engellediğini ve bu yöndeki talimatın kim tarafından verildiğini sordu.

Böylece kamuya ait ortak kullanım alanlarının bir şirkete tahsis edilmesiyle başlayan anlaşmazlık, köylülerin üretim hakları kadar güvenlik güçlerinin hangi amaçla görevlendirildiği tartışmasını da beraberinde getirdi.

GES Alanında Arkeolojik Miras Tartışması

Projelerin bulunduğu bölge, yalnızca tarım ve hayvancılık bakımından değil, tarihî mirası açısından da önem taşıyor. Kervanpınar yakınındaki Ğırap Bajar Yerleşim Ören Yeri, birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildi.

Diyarbakır Barosu, bölgede tarihî mozaik kalıntılarının bulunduğunu, sit sınırlarının yeterli inceleme yapılmadan belirlendiğini ileri sürerek ilgili kurul yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulundu.

Karaca da Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’a yönelttiği sorularda, proje alanında fosil olduğu düşünülen taşların ve başka tarihî buluntuların araştırılıp araştırılmadığını, ÇED süreçlerinde koruma kurullarının görüşlerinin alınıp alınmadığını sordu. Olası kültür varlıklarının zarar görmemesi için inşaat faaliyetlerinin durdurulup durdurulmadığının açıklanmasını istedi.

Güneş Enerjisi Kimin Toprağında, Kimin Yararına?

Kervanpınar’da yaşananlar, Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının hangi toplumsal ilişkiler içinde gerçekleştirildiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması ve temiz enerji üretiminin artırılması önemli bir gereksinim. Ancak enerji üretiminin çevreye daha az zarar veren bir kaynağa dayanması, yatırımın arazi kullanımı ve mülkiyet bakımından yarattığı sorunları kendiliğinden ortadan kaldırmıyor.

Köylülerin kuşaklar boyunca ortak kullandıkları meraların uzun süreli şirket yatırımlarına ayrılması, yalnızca arazinin kullanım biçimini değiştirmiyor. Hayvancılığın maliyetini artırabiliyor, küçük üreticinin geçim olanaklarını daraltabiliyor ve kırsal yaşamın sürdürülmesini güçleştirebiliyor.

Kervanpınar’daki itirazın temelinde de bu çelişki bulunuyor. Bir tarafta elektrik üretimi ve yatırım gerekçeleriyle desteklenen şirket projeleri, diğer tarafta aynı topraklarda üretim yaparak yaşamını sürdüren köylüler var. Ortak meranın ekonomik değeri şirket açısından enerji üretim kapasitesiyle ölçülürken, köylü açısından hayvanlarının otlağı, ailesinin geçimi ve köyde kalabilmesinin koşulu anlamına geliyor.

Sevda Karaca’nın üç bakana yönelttiği sorular, bu nedenle yalnızca iki güneş enerjisi santralinin izin süreçleriyle ilgili değil. Ortak kullanım alanlarının kimlerin kararıyla şirketlere açıldığı, köylülerin söz hakkının neden tartışmalı hale geldiği, güvenlik güçlerinin hangi amaçla devreye sokulduğu ve tarihî mirasın nasıl korunacağı da yanıt bekliyor.

Kervanpınar’da güneş herkesin üzerine doğuyor. Ancak o güneşten üretilecek enerjinin ekonomik kazancı ile toprağını ve geçim kaynağını kaybetme tehlikesi yaşayan köylülerin payına düşenler aynı değil. Asıl sorun da burada başlıyor: Enerji üretimi artarken, o topraklarda yaşayan insanların üretim ve yaşam hakkı neden daralıyor?


NHA / bianet, ANKA Haber Ajansı, Dicle TV, Tigris Haber, Amida Haber, Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu açıklamaları, TBMM soru önergeleri ve EPDK lisans kararlarına ilişkin yayımlanan bilgiler.