back to top
Ana Sayfa Haberler Borç Büyüyor, Vatandaş Nefes Alamıyor

Borç Büyüyor, Vatandaş Nefes Alamıyor

Yüksek enflasyon ve gelir kaybı altında geçim mücadelesi veren yurttaşın bankalara ve finans kuruluşlarına borcu yalnızca bir haftada 130 milyar lira daha artarak 7 trilyon 284 milyar liraya çıktı; yıl başından bu yana borç yükündeki artış ise 1 trilyon 425 milyar liraya ulaştı.

Türkiye’de uygulanan ekonomik program enflasyonu düşürme hedefiyle iç talebi ve ücretleri baskılarken, hayat pahalılığı milyonlarca yurttaşın bütçesindeki açığı giderek büyütüyor. Gelir ile temel harcamalar arasındaki makas kapatılamadıkça, borçlanma artık yalnızca tüketimi finanse eden bir araç olmaktan çıkıp gündelik hayatı sürdürebilmenin yöntemlerinden birine dönüşüyor.

Bankacılık verileri bu tablonun boyutunu açık biçimde ortaya koyuyor. 21-28 Ağustos haftasında bireysel kredi ve kredi kartı borçları yaklaşık 130 milyar lira artarak 7 trilyon 284 milyar liraya yükseldi. Toplam borcun 3 trilyon 645 milyar lirasını bireysel krediler, 3 trilyon 639 milyar lirasını ise kredi kartları oluşturdu.

Kredi Kartı Borcu Öne Geçti

Haftalık artışın asıl kaynağı kredi kartları oldu. Bir haftada kredi kartı borcu 99 milyar lira yükselirken, bireysel kredi borçlarındaki artış 30,9 milyar lirada kaldı. Böylece yurttaşların kredi kartlarına olan borcu, bireysel kredi borcuna neredeyse eşitlenmiş durumda.

Yıl başından bu yana tablo daha da çarpıcı. Bireysel kredi ve kredi kartı borçları toplam 1 trilyon 425 milyar lira arttı. Bu artışın 819 milyar lirası kredi kartlarından, 606 milyar lirası bireysel kredilerden kaynaklandı. Oransal olarak kredi kartı borçları yüzde 29, bireysel kredi borçları ise yüzde 20 büyüdü.

Bu rakamlar, yurttaşın yüksek enflasyon karşısında yalnızca satın alma gücünü değil, gelecekteki gelirini de bugünden harcadığını gösteriyor. Kredi kartı limitleri ve tüketici kredileri, ücretlerin yetişemediği hayat pahalılığı ile hane bütçesi arasındaki açığı kapatmak için kullanıldıkça borç stoku büyüyor.

Enflasyon Hedefi Uzaklaştı

Borçlanmadaki hızlı artış, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele programının toplumsal maliyetini de yeniden gündeme getiriyor. 2023’ün ikinci yarısından itibaren uygulanan programda iç talebin kontrol altına alınması ve enflasyonun düşürülmesi amacıyla gelirler baskılandı. Ancak fiyat artışları beklenen hızda gerilemedi.

Yeni Orta Vadeli Program’da 2026 yılı enflasyon tahmininin yüzde 16’dan yüzde 28,4’e yükseltilmesi, daha önce öngörülen dezenflasyon patikasının da ciddi biçimde revize edildiğini ortaya koydu. Enflasyonun tek haneye indirilmesi hedefi ise 2029’a bırakıldı ve o yıl için yüzde 9 oranı öngörüldü.

Böylece yurttaş açısından ortaya çıkan çelişki giderek büyüyor: Enflasyonla mücadele adına gelirler sıkıştırılırken hayatın maliyeti aynı ölçüde gerilemediği için haneler aradaki farkı borçla kapatmak zorunda kalıyor. Bu nedenle kredi ve kredi kartı borcundaki yükseliş, yalnızca bankacılık sektörüne ilişkin bir veri değil, toplumun geçim koşullarının da önemli bir göstergesi haline geliyor.

Borç Geçimi Taşımaya Yetiyor

7 trilyon 284 milyar liralık borç stoku, yurttaşın gelecekte elde edeceği gelirin önemli bir bölümünü bugünden tükettiği bir ekonomik tabloya işaret ediyor. Özellikle kredi kartı borçlarındaki hızlı büyüme, borçlanmanın artık büyük ölçüde ertelenebilir tüketimden ziyade günlük ihtiyaçların finansmanında kullanıldığı yönündeki endişeleri güçlendiriyor.

Ücretlerin fiyat artışlarının gerisinde kaldığı, konut, gıda, ulaşım ve eğitim gibi temel harcamaların bütçedeki payının yükseldiği bir ortamda borçlanma kısa vadede nefes aldırabilir. Ancak faiz ve geri ödeme yükü büyüdükçe aynı borç, bir sonraki ayın gelirinden daha büyük bir pay talep ediyor.

Türkiye ekonomisinin önündeki temel sorun da burada düğümleniyor: Vatandaşın borcunun büyümesi, ekonominin büyüdüğü anlamına gelmiyor. Aksine, gelirlerin temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediği bir düzende borcun büyümesi, geçim krizinin hane bütçelerinden bankacılık sistemine taşınması anlamına gelebiliyor.

Bugün 7 trilyon 284 milyar liraya ulaşan borç, yalnızca bir bilanço kalemi değil; milyonlarca insanın gelecek ay kazanacağı parayı bugünden harcamak zorunda kaldığı ekonomik düzenin fotoğrafı.