Dilovası’nda üçü çocuk yedi kişinin yaşamını yitirdiği Ravive Kozmetik patlamasına ilişkin davanın dördüncü duruşması başladı; aileler ve avukatlar, yalnızca sanıkların değil, denetim ve kamu sorumluluğunda ihmali bulunan herkesin yargılanmasını ve “kaza” olarak geçiştirilmeye çalışılan ölümlerin gerçek sorumlularının ortaya çıkarılmasını istiyor.
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik’te meydana gelen ve üçü çocuk yedi kişinin hayatını kaybettiği patlamaya ilişkin davanın dördüncü duruşması, Gebze 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kandıra Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu’nda görülüyor.
Duruşma öncesinde yaşamını yitirenlerin aileleri, dosya avukatları ve çok sayıda yurttaş cezaevi önünde bir araya geldi. Açıklamada “Herkes gördü kimse dokunmadı, denetimsizlik, ihmal, ölüm, katliam” pankartı açılırken, “Kaza değil cinayet, hesabı sorulacak” ve “Dilovası Katliamı’nı unutma, unutturma” sloganları atıldı.
Ailelerin Talebi Açık: Adalet
Gebze Sendikalar Birliği Genel Sözcüsü Erdal Kopal, ilk günden bu yana sorumluların gerekli cezaları alması için mücadele ettiklerini belirterek, olayın yalnızca işyerindeki ihmallerle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Kopal, güvencesiz, sigortasız ve düşük ücretle çalışmanın milyonlarca insan için zorunlu hale getirildiğini belirterek Dilovası’ndaki ölümlerin daha geniş bir emek ve denetim sorununun parçası olduğuna dikkat çekti.
Patlamada yaşamını yitiren Nisa Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir ise eşinin sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamadığını belirterek, davanın Gebze Adliyesi’nde görülmesini istedi. Taşdemir’in çağrısı kısa ve net oldu: “Adalet istiyoruz.”
Avukatlar: Yalnızca Yedi Sanık Yetmez
Dosya avukatlarından Mürsel Ünder ise soruşturmanın kapsamının genişletilmesi gerektiğini belirterek, mevcut dosyada yedi sanık bulunmasına karşın sorumluluk zincirinin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmadığını savundu.
Kamu görevlileri hakkındaki soruşturmanın tamamlanmasının ardından ilk kez duruşmaya dahil olacak kamu personellerinin de dosyanın önemli bir parçası olduğunu belirten Ünder, eski ve yeni belediye başkanlarının da soruşturma kapsamına alınması gerektiğini söyledi. Ünder ayrıca dört bakanlık hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.
Avukatın sözleri, davanın temel tartışmasını da ortaya koydu: Bir işyerinde yaşanan ölümcül bir patlamanın hesabı yalnızca olay anındaki ihmaller üzerinden mi sorulacak, yoksa denetim mekanizmalarının işlemediği noktadan kamu kurumlarına kadar uzanan bütün sorumluluk zinciri mi araştırılacak?
“En Altından En Üstüne Kadar Hesap Soracağız”
Ünder, kamu personellerinin yakınlarının aileler ve avukatlara yönelik “şov yapıyorsunuz” sözlerine de tepki göstererek, “Tek tek parfüm şişelerinin hesabını soracağız” dedi. Avukat, dört bakanlık hakkında yaptıkları suç duyurularına dikkat çekerek, “Bu katliamın en altından en üstüne sorumlu herkesten hesap soracağımızın şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı.
Dilovası davası bu yönüyle yalnızca yedi kişinin ölümüne ilişkin bir ceza yargılaması değil. Dava, işyerlerinde güvenlik önlemlerinin, kamu denetiminin ve idari sorumluluğun ne ölçüde işletildiği sorusunu da mahkemenin önüne getiriyor. Ailelerin ve avukatların talebi ise sorumluluğun en kolay ulaşılabilen sanıklarda sonlandırılmaması.
Çünkü “kaza” denilerek geçiştirilen her ölüm, denetimin yapılmadığı, risklerin bilindiği halde önlenmediği ve kamu makamlarının görevini yerine getirmediği koşullarda başka bir anlam kazanıyor. Dilovası’nda ailelerin istediği yalnızca ceza değil; yedi insanın ölümüne uzanan zincirin bütün halkalarının ortaya çıkarılması.










