Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten geçmesinin ardından gözler demokratikleşme adımlarına çevrilirken, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, toplumsal barışın kalıcı hale gelmesinin yolunun AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasından geçtiğini belirterek iktidara “yargının önünü açma” çağrısı yaptı.
“Şimdi Demokratikleşme Zamanı”
Çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesini, silahsızlanma ve çatışmanın sona ermesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiren Sezgin Tanrıkulu, bundan sonraki aşamanın demokratikleşme ve hukuk devleti alanında somut adımlar atılması olduğunu söyledi. Tanrıkulu, toplumsal barışın yalnızca çatışmanın sona ermesiyle sınırlı tutulamayacağını, Türkiye’nin Kürt meselesi kadar hukuk devleti ve demokratikleşme sorunlarında da önünü açması gerektiğini vurguladı.
Tanrıkulu’na göre bu sürecin en somut başlangıç noktası ise Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz biçimde uygulanması. “Bunların önünde hiçbir yasal engel yok” diyen Tanrıkulu, meselenin artık hukuki değil, siyasi irade meselesi olduğunu savundu.
AYM Ve AİHM Kararları İçin Çağrı
Tanrıkulu, Türkiye’de toplumsal barışın kalıcılaştırılması için önce mevcut hukuk düzeninin gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda Osman Kavala, Can Atalay ve Tayfun Kahraman örneklerini gündeme getiren Tanrıkulu, haklarında AİHM veya AYM kararları bulunan kişilerin durumunun yeni demokratikleşme sürecinin önemli başlıklarından biri olması gerektiğini ifade etti.
Tanrıkulu, Osman Kavala’nın uzun süredir cezaevinde bulunduğunu ve hakkında AİHM tarafından verilen, ancak uygulanmayan kararlar bulunduğunu hatırlattı. Can Atalay hakkında AYM kararı bulunmasına rağmen milletvekilliğinin düşürüldüğünü belirten Tanrıkulu, Tayfun Kahraman hakkında da AYM kararı olmasına karşın tutukluluğun sürdüğünü ve ikinci kararın gerekçesinin yaklaşık 4,5 aydır yazılmadığını söyledi.
“Siyasi İrade Yargıya Yol Vermeli”
Tanrıkulu’nun açıklamasının merkezinde, yargı kararlarının uygulanmamasının Türkiye’de hukuk devleti açısından yarattığı sorun bulunuyor. Daha önce “AYM kararlarını tanımayız” ve “AİHM kararlarını tanımayız” şeklinde siyasi açıklamalar yapıldığını hatırlatan Tanrıkulu, şimdi ise Türkiye’nin barış ihtiyacının gerektirdiği demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini belirtti.
Tanrıkulu, yargının kararlarını uygulamasının önündeki temel engelin yasal düzenlemeler değil, siyasi iradenin yargıya yaklaşımı olduğunu savundu. “Siyasi irade yargıya yol vermediği için yargı da siyasete bakıyor” diyen Tanrıkulu, toplumsal barışın yalnızca Meclis’ten geçirilen bir yasayla değil, hukuk devletinin bütün kurumlarıyla işletilmesiyle mümkün olabileceğini dile getirdi.
Barışın İkinci Aşaması: Demokratikleşme
Çerçeve yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte tartışmanın artık yalnızca silahsızlanma ve çatışmanın sona ermesi ekseninde yürütülmemesi gerektiğine ilişkin çağrılar güçleniyor. Tanrıkulu’nun açıklaması da bu noktada sürecin ikinci aşamasını demokratikleşme, hukuk devleti ve yargı kararlarının uygulanması üzerinden tanımlıyor.
Bu yaklaşım, toplumsal barışın kalıcı olması için yalnızca silahların susmasının yeterli olmayacağını; ifade özgürlüğünden adil yargılanmaya, bağımsız yargıdan AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasına kadar geniş bir demokratikleşme gündeminin hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Tanrıkulu’nun çağrısına göre artık siyasi iktidarın önündeki temel sınav, Meclis’ten geçen düzenlemenin ardından demokratikleşme iradesini somut ve ölçülebilir adımlara dönüştürmek.
“Gerçek Toplumsal Barışın Yolu Hukuk Devletinden Geçiyor”
Tanrıkulu, Türkiye’nin barışa ihtiyacı olduğu bir dönemde yargı kararlarının uygulanmasının ertelenmemesi gerektiğini belirterek, AYM ve AİHM kararlarının hayata geçirilmesini demokratikleşmenin başlangıç noktası olarak gösterdi. Ona göre mevcut kararların uygulanması için yeni bir yasal düzenleme beklenmesine gerek bulunmuyor; ihtiyaç duyulan şey siyasi iradenin hukuk devletinin gereklerini yerine getirmesi.
Çerçeve Yasa’nın ardından oluşan yeni dönemde asıl tartışmanın da burada düğümleneceği görülüyor: Silahların susmasının ardından hukuk susacak mı, yoksa demokratikleşmenin önü mü açılacak? Tanrıkulu’nun çağrısı, toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi için siyasi iktidarın geçmişte tartışmalı hale gelen yargı kararlarının uygulanması konusunda yeni bir tutum ortaya koymasını ve demokratikleşme sürecini somut adımlarla ilerletmesini istiyor.










