back to top
Ana Sayfa Haberler Demirtaş Ve Mızraklı’dan Çerçeve Yasaya Mesaj: “Bu Bir Al Ver Süreci Değil”

Demirtaş Ve Mızraklı’dan Çerçeve Yasaya Mesaj: “Bu Bir Al Ver Süreci Değil”

Yaklaşık 10 yıldır cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş ile Selçuk Mızraklı, TBMM Genel Kurulu’na gönderdikleri ortak mesajda çerçeve yasayı yalnızca çatışmanın sona erdirilmesine yönelik bir düzenleme olarak değil, demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarının önünü açması gereken tarihsel bir eşik olarak tanımladı; ikili, sürecin “bölünme, ayrışma ya da ucuz pazarlıklara dayalı bir al ver süreci olmadığını” vurguladı.

“86 Milyonun Huzuru” Vurgusu

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in TBMM Genel Kurulu’nda okuduğu Demirtaş ve Mızraklı imzalı ortak mesaj, Türkiye’nin yaklaşık kırk yıllık çatışma geçmişinin ardından yürütülen sürece ilişkin kapsamlı bir siyasal çerçeve sundu.

Mesajda, Meclis’in atacağı adımın Türkiye’nin ve bölgenin geleceğini “köklü şekilde değiştirme potansiyeline sahip” tarihi bir barış çabasının kritik aşamalarından biri olduğu belirtildi. Demirtaş ve Mızraklı, tartışmaların, eleştirilerin ve önerilerin sürecin doğal parçaları olduğunu kabul ederken, kendi tutumlarının temelinde “86 milyonun huzurunu, refahını ve kardeşliğini güçlendirme” hedefinin bulunduğunu ifade etti.

İkilinin en dikkat çekici vurgularından biri ise sürecin niteliğine ilişkindi. Demirtaş ve Mızraklı, tartışmanın yalnızca güvenlik veya silahların bırakılması eksenine sıkıştırılmasına karşı çıkarak, “Bu süreç bölünme, ayrışma süreci ya da ucuz pazarlıklara dayalı bir al ver süreci değildir” mesajını verdi. Böylece çerçeve yasaya ilişkin tartışmayı, tarafların birbirlerinden ne aldığı veya ne verdiği üzerinden yürütülen dar bir pazarlık çerçevesinden çıkarıp toplumsal barış ve demokratik dönüşüm perspektifine taşıdı.

“Gizli Hesap” Tartışmasına Karşı Çıkış

Demirtaş ve Mızraklı, sürece kuşkuyla yaklaşan çevrelerin “gizli hesaplar” ve “kirli planlar” arayarak zaman kaybetmemesi gerektiğini savundu. Mesajda, sürecin altında “bin yıllık kardeşlik”, birbirine sarılma iradesi ve “Kürdüyle, Türküyle hep birlikte Türkiye olma duygusu” dışında başka bir hedef bulunmadığı ifade edildi.

Ancak açıklamanın dikkat çekici yönü, barış sürecinin yalnızca çatışmasızlıkla sınırlı tutulmaması gerektiğine ilişkin açık vurguydu. Demirtaş ve Mızraklı’ya göre atılan ve atılacak adımlar, yeni reformların ve yeni bir yaşamın zeminini oluşturmalı; süreç “güçlü ve köklü demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarıyla” devam etmeliydi.

Bu yaklaşım, çerçeve yasayı teknik bir hukuki düzenlemenin ötesine taşıyan bir beklenti ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle mesaj, çatışmanın sona erdirilmesini gerekli görmekle birlikte, kalıcı barışın ancak siyasal ve hukuki alanda demokratikleşme adımlarıyla güvence altına alınabileceğini savunuyor.

“Zafer” Ve “Kaybetme” Duygusuna Karşı Uyarı

Demirtaş ve Mızraklı’nın mesajında, yaklaşık 40 yıllık çatışmanın yarattığı toplumsal travmaya da özel bir yer ayrıldı. “Yüreği yaralı olmayan neredeyse kimse kalmadı” değerlendirmesiyle sürecin yalnızca siyasi aktörler arasındaki bir müzakere olarak ele alınmaması gerektiği vurgulandı.

İkili, bu nedenle sürecin “zafer görüntülerine veya gösterilerine” dönüşmemesi gerektiğini belirtirken, karşı tarafta “kaybetme duygusu ve kaygısı” yaratacak bir siyasal dilin de barışın önünü tıkayabileceği uyarısında bulundu. Bunun yerine “vakur, olgun ve erdemli” bir tutumla ilerlenmesi, acıların ortaklaştırılarak geride bırakılması ve geleceğe birlikte yürünmesi çağrısı yaptı.

Bu vurgu, barışın yalnızca silahlı çatışmanın bitmesiyle değil, çatışmanın toplumsal hafızada yarattığı karşılıklı korku, öfke ve güvensizliğin aşılmasıyla mümkün olabileceği yaklaşımını ortaya koyuyor. Demirtaş ve Mızraklı, Meclis’te kullanılacak oyların barış, birlik ve kardeşliği güçlendirecek yönde olmasını; eleştiri ve uyarıların ise yapıcı bir zeminde dile getirilmesini istedi.

Siyasi Aktörlere Geniş Teşekkür Listesi

Ortak mesajın bir diğer dikkat çekici bölümü, sürece katkı sunduğu belirtilen siyasi aktörlere yönelik teşekkürler oldu. Demirtaş ve Mızraklı, siyasi iradenin ortaya konulmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi özellikle anarken, Abdullah Öcalan’a da “barış için büyük çaba” gösterdiği gerekçesiyle özel teşekkür yöneltti.

Mesajda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Kemal Kılıçdaroğlu ve HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da sürecin sahiplenilmesine ve yürütülmesine katkı sundukları gerekçesiyle ayrı ayrı anıldı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’a yönelik teşekkür ise mesajın siyasi açıdan en dikkat çekici ayrıntılarından biri oldu. Demirtaş ve Mızraklı, iki ismin sürece yönelik “olumsuz eleştirilerinin” dahi dolaylı biçimde sürece katkı sunduğunu belirterek, farklı siyasi pozisyonların tartışmaya dahil olmasını bütünüyle dışlamayan bir yaklaşım ortaya koydu.

DEM Parti Ve İmralı Heyetine Özel Vurgu

Mesajda sürecin “motor gücü” olarak DEM Parti kadroları gösterilirken, Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile İmralı Heyeti üyelerine de özel teşekkür edildi. Demirtaş ve Mızraklı ayrıca hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder’i “rahmet ve minnetle” andı.

Bu bölüm, açıklamanın yalnızca Meclis’teki siyasi aktörlere yönelik bir teşekkür metni olmadığını; sürecin farklı kanallarında görev alan siyasi ve toplumsal aktörlerin tamamını kapsayan bir barış siyaseti çerçevesi kurmaya çalıştığını gösteriyor.

İkilinin “isimsiz emektarlar” vurgusu da dikkat çekti. Mesajda, sürecin mutfağında yoğun emek harcayan görünmeyen aktörlere teşekkür edilirken, barışa katkı sunan herkesin çabasının değerli olduğu belirtildi. Böylece süreç, yalnızca liderler ve siyasi partiler üzerinden değil, toplumsal bir çaba olarak tanımlandı.

Çerçeve Yasanın Asıl Sınavı Uygulamada

Demirtaş ve Mızraklı’nın mesajı, Meclis’in önündeki çerçeve yasanın kabul edilmesini nihai hedef olarak görmeyen bir perspektife işaret ediyor. Açıklamada yasanın “hayırlara vesile olması” temenni edilirken, asıl beklentinin bunun ardından gelecek demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarında toplandığı görülüyor.

Bu açıdan mesajın temel sorusu, yalnızca “yasa çıkacak mı?” değil; “çıkan yasa Türkiye’de kalıcı barışın ve demokratikleşmenin hukuki zeminini oluşturabilecek mi?” sorusu. Zira geçmiş deneyimler, çatışmanın sona erdirilmesine ilişkin siyasi iradenin tek başına kalıcı çözüm üretmeye yetmediğini; hukuk güvencesi, eşit yurttaşlık, siyasal özgürlükler ve demokratik kurumların güçlendirilmesinin sürecin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olduğunu gösteriyor.

Demirtaş ve Mızraklı’nın ortak açıklaması bu nedenle, Meclis’teki oylamaya ilişkin bir destek mesajından daha geniş bir anlam taşıyor. İki isim, siyasi aktörleri tarihsel bir fırsatın sorumluluğunu üstlenmeye çağırırken, barışın “kazananı ve kaybedeni” olmayan bir toplumsal dönüşüm olarak ele alınmasını istiyor. Mesajın en güçlü siyasal iddiası da burada ortaya çıkıyor: Çatışmasızlık kalıcı barışa, kalıcı barış ise ancak demokrasi, hukuk, eşitlik ve özgürlükle güvence altına alınabilir.