back to top
Ana Sayfa Haberler OECD Türkiye İçin Büyüme Tahminini Aşağı Çekti: Enflasyon Ve Hayat Pahalılığı Gölgesinde...

OECD Türkiye İçin Büyüme Tahminini Aşağı Çekti: Enflasyon Ve Hayat Pahalılığı Gölgesinde Yavaşlama

OECD, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 2,7, 2027’de ise yüzde 3,6 büyüyeceğini öngördü. Haziran tahminlerini aşağı çeken kuruluş, yüksek enerji maliyetleri ve küresel belirsizliklere karşın Türkiye’de dezenflasyon sürecinin devam edeceğini belirtti. Ancak büyümedeki yavaşlama, ekonomideki dengelenmenin bedelinin hâlâ geniş kesimlerin omuzlarında olduğunu gösteriyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), küresel ekonominin art arda yaşanan savaş, enerji ve ticaret şoklarına rağmen ayakta kalmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye ekonomisine ilişkin yeni tahminlerini açıkladı. OECD’nin 23 Eylül tarihli ara dönem Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye’nin büyüme beklentisi 2026 için yüzde 2,7, 2027 için yüzde 3,6 olarak açıklandı.

Kuruluş, haziran ayında Türkiye için 2026 büyümesini yüzde 3,1, 2027 büyümesini ise yüzde 3,8 olarak öngörmüştü. Yeni raporla birlikte her iki yıl için de beklentiler aşağı çekildi. Böylece Türkiye ekonomisinin önümüzdeki iki yılda daha düşük bir büyüme patikasında ilerlemesi bekleniyor.

OECD’nin tablosunda Türkiye’nin 2025 yılında yüzde 3,7 büyüdüğü belirtilirken, büyümenin 2026’da belirgin biçimde yavaşlayacağı öngörülüyor. Bu tablo, ekonomide enflasyonu aşağı çekme amacıyla uygulanan sıkı finansal koşulların iç talep üzerindeki baskısının sürdüğüne işaret ediyor.

Türkiye’de Büyüme Beklentisi Aşağı Çekildi

OECD’nin Türkiye için yaptığı aşağı yönlü revizyonun arka planında yalnızca iç ekonomik koşullar değil, küresel enerji şokunun yarattığı yeni riskler de bulunuyor. Kuruluş, yüksek enerji ve gübre fiyatlarının Türkiye gibi enerji ve emtia fiyatlarına duyarlı ekonomiler açısından dezenflasyon sürecini zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye ekonomisinin 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyümesi de büyüme ivmesindeki zayıflamayı ortaya koymuştu. Reuters’ın Türkiye İstatistik Kurumu verilerine dayandırdığı haberine göre ikinci çeyrekte iç talep çeyreklik bazda yüzde 1,3 gerilerken, sıkı para politikasının ve bölgedeki savaşın ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturduğu görüldü.

Dolayısıyla OECD’nin yeni tahmini, yalnızca bir büyüme rakamının revizyonu olarak değil, Türkiye ekonomisinin önündeki daha zorlayıcı dönemin işareti olarak okunuyor. Ekonomide dengelenme sağlanırken büyümenin yavaşlaması, bunun toplumsal maliyetinin kimler tarafından taşınacağı sorusunu da yeniden gündeme getiriyor.

Dezenflasyon Sürecek, Ancak Fiyat Baskısı Bitmeyecek

OECD, Türkiye’de dezenflasyonun enerji ve gübre maliyetlerindeki yükselişe rağmen devam etmesini bekliyor. Kuruluşun tahminine göre tüketici enflasyonu 2026 sonunda yüzde 31,5, 2027’de ise yüzde 24,7 düzeyinde olacak.

Bu öngörü, enflasyonun gerilemesi anlamına gelse de fiyatların düşeceği anlamına gelmiyor. Başka bir ifadeyle OECD’nin dezenflasyon beklentisi, fiyat artış hızının yavaşlamasına dayanıyor; hanelerin satın alma gücünün kısa sürede eski seviyesine döneceğine ilişkin bir öngörü içermiyor.

Kuruluş, enflasyonun gerilemesine bağlı olarak Türkiye’de para politikasında zaman içinde gevşeme yaşanabileceğini ve bunun ekonomik aktiviteyi destekleyebileceğini belirtiyor. Ancak OECD aynı zamanda enerji fiyatlarındaki yeni sıçramaların enflasyon sürecini yeniden bozabileceği konusunda uyarıyor.

Dünya Ekonomisi De Enerji Şokunun Gölgesinde

OECD, küresel ekonominin 2026’da yüzde 2,9, 2027’de ise yüzde 3 büyümesini bekliyor. Kuruluş, haziran tahminine göre 2026 beklentisini 0,1 puan yükseltirken, 2027 beklentisini 0,1 puan aşağı çekti. Küresel büyüme 2025’te yüzde 3,4 olarak gerçekleşmişti.

OECD’ye göre Orta Doğu’daki çatışmaların yarattığı enerji arz şoku küresel ekonomiyi beklenenden daha sınırlı etkiledi. Ancak petrol ve doğal gaz fiyatlarının geleceği konusunda ciddi belirsizlik sürüyor. Kuruluşun temel senaryosu, enerji fiyatlarının zaman içerisinde gerilemesi üzerine kurulurken, arz kesintilerinin uzaması halinde hem enflasyonun yükselebileceği hem de büyümenin zayıflayabileceği uyarısı yapılıyor.

OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann da 2026’nın son çeyreğinde küresel enflasyonun zirve yapmasının ardından enerji fiyatlarının gevşemesiyle birlikte 2027’de hem enflasyonun hem de ekonomik baskıların azalmasının beklendiğini açıkladı. Ancak bu senaryonun enerji arzındaki gelişmelere son derece duyarlı olduğu vurgulandı.

Yapay Zeka Yatırımları Büyümeyi Ayakta Tutuyor

Küresel ekonomideki zayıflamaya rağmen yapay zeka yatırımları büyümenin önemli desteklerinden biri olmaya devam ediyor. OECD, yapay zeka alanındaki güçlü yatırım eğiliminin üretim, ticaret ve yatırımları desteklediğini belirtiyor. Ancak kuruluş, teknoloji şirketlerinin yüksek borçlanma ve tahvil ihracının uzun vadeli finansal riskler açısından yakından izlenmesi gerektiğine de dikkat çekiyor.

Uzun vadeli faiz oranlarının birçok ekonomide son yılların yüksek seviyelerinde seyretmesi ise hükümetlerin borçlanma maliyetlerini artırıyor. Böylece küresel ekonominin önünde yalnızca büyüme ve enflasyon değil, artan kamu finansmanı baskısı da bulunuyor.

Hindistan Hızlı Büyürken Suudi Arabistan Daralacak

OECD’nin tahminlerinde ülkeler arasındaki büyüme farkları da dikkat çekiyor. Hindistan ekonomisinin 2026 mali yılında yüzde 7,8 büyümesi beklenirken, Endonezya için yüzde 5,2 büyüme öngörülüyor. Çin ekonomisinin ise 2026’da yüzde 4,5, 2027’de yüzde 4,2 büyüyeceği tahmin ediliyor.

ABD ekonomisi için 2026’da yüzde 2,2, 2027’de yüzde 2,1 büyüme öngören OECD, Avro Bölgesi’nde ise her iki yıl için yüzde 1’lik büyüme bekliyor.

Buna karşılık Orta Doğu’daki enerji arzındaki bozulmanın doğrudan etkilediği Suudi Arabistan ekonomisinde 2026 için yüzde 1,8’lik daralma tahmin ediliyor. OECD, petrol üretimi ve ihracatındaki düşüşün bu tablonun temel unsurlarından biri olduğunu belirtiyor.

Türkiye açısından ise ortaya çıkan tablo daha karmaşık: Ekonomi büyümeye devam edecek, ancak önceki tahminlere göre daha yavaş. Enflasyon düşecek, fakat fiyatlar düşmeyecek. Para politikasında ilerleyen dönemde gevşeme ihtimali güçlenecek, ancak enerji fiyatlarındaki yeni bir şok bu süreci yeniden zorlayabilecek.

Kısacası OECD’nin yeni raporu, Türkiye ekonomisi açısından yalnızca “büyüme devam ediyor” başlığıyla okunabilecek bir tablo sunmuyor. Asıl mesele, büyümenin hızından çok, bu büyümenin kim için, hangi maliyetle ve ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunda düğümleniyor.