back to top
Ana Sayfa Haberler Soma’da Kömürün Sahibi Var, İşçinin Ücreti Yok: Özelleştirmenin Bedeli Madencilere

Soma’da Kömürün Sahibi Var, İşçinin Ücreti Yok: Özelleştirmenin Bedeli Madencilere

Soma’da yaklaşık 4 bin 200 işçinin çalıştığı İmbat Madencilik, ödenmeyen ücretler nedeniyle eyleme geçen madencilere kasasında para kalmadığını açıkladı. Şirket, Konya Şeker’in kontrolündeki Soma B Termik Santrali’ne satılan kömürden 1 milyar 475 milyon lira alacağını tahsil edemediğini ve varlıklarının ipotek altında bulunduğunu bildirdi. Madenciler ise emeklerinin karşılığını almak için Ankara’ya yürüyüş başlattı. Yaşananlar, kömür üretimi ile enerji işletmeciliğinin özel şirketler arasındaki ticari ilişkilere bağlandığı düzende, mali krizin bedelinin neden öncelikle işçilere çıkarıldığını yeniden gündeme getirdi.

4 Bin 200 Madencinin Ücreti Şirketler Arasındaki Borca Takıldı

Manisa’nın Soma ilçesinde, Eynez bölgesinde yer altı kömür üretimi yapan İmbat Madencilik’te çalışan yaklaşık 4 bin 200 işçi, geciken ücret ve prim alacakları nedeniyle eylemlerini sürdürüyor. İşçilerin Ankara’ya yürüyüş başlatmasının ardından şirket yönetimi çalışanlarına gönderdiği mesajda tarihinin en ağır mali krizlerinden birini yaşadığını duyurdu. Krizin nedeni olarak Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ile yürütülen kömür tedarik düzenindeki bozulmayı ve Soma B Termik Santrali’ne satılan kömürün bedelinin tahsil edilememesini gösterdi.

Şirketin açıklamasına göre Konya Şeker’in kontrolündeki santralden 1 milyar 475 milyon lira alacağı bulunuyor. İmbat Madencilik yönetimi, varlıklarının ipotek altında olduğunu, çalışanların ücretlerini düzenli ödeyebilecek başka bir mali kaynaklarının kalmadığını belirterek devletin alacakların tahsili için devreye girmesini istedi. Yönetim, üretimden elde edilen mevcut gelirin öncelikle işçi ücretlerine ve iş güvenliği harcamalarına ayrıldığını da savundu.

Ancak şirketler arasındaki alacak anlaşmazlığı, işçilerin ücretlerinin ödenmemesini haklı kılmıyor. Kömür üretilmiş, işçiler yerin yüzlerce metre altında çalışmış, emeklerini işverene teslim etmiş durumda. Şirketin sattığı kömürün parasını tahsil edememesi ise işçilerin değil, ticari ilişkileri yöneten işletmelerin ve bu ilişkilerin hukuki çerçevesini belirleyen kurumların sorumluluğunda bulunuyor.

Özelleştirilen Santral, İpotekli Maden, Ödenmeyen Ücretler

Soma’daki krizin arka planında, Türkiye’nin enerji ve madencilik alanında uzun yıllardır uyguladığı özelleştirme ve özel işletmecilik politikaları bulunuyor. Soma Termik Santrali, 2015 yılında özelleştirilerek Konya Şeker tarafından devralındı. Böylece kömür üretimi ile elektrik üretimi arasındaki ekonomik ilişki, kamu işletmeciliğinin bütünlüklü yapısından çıkarılarak farklı şirketlerin alacak, borç ve ticari sözleşmelerine daha fazla bağımlı hale geldi.

Konya Şeker’in bağlı bulunduğu Anadolu Birlik Holding, daha önce yaptığı açıklamada santralin kredi borçlarının kapatıldığını, TKİ’ye olan borçların ise Soma Termik Santral ve Elektrik Üretim AŞ’nin yükümlülüğünde bulunduğunu belirtmişti. Bu açıklama, İmbat Madencilik’in bugün ileri sürdüğü 1 milyar 475 milyon liralık alacak iddiasına doğrudan verilmiş bir yanıt değil. Dolayısıyla söz konusu borcun hukuki muhatabının ve tahsilat durumunun ayrıca açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Burada ortaya çıkan sorun, özelleştirmenin yalnızca işletmelerin mülkiyetini değiştirmesiyle sınırlı olmaması. Enerji üretiminin farklı aşamaları birbirinden bağımsız ticari kuruluşlara bağlandığında, zincirin herhangi bir halkasında yaşanan ödeme krizi bütün üretim sürecine yayılabiliyor. Santral kömür bedelini ödemediğinde maden işletmesinin nakit akışı bozuluyor; maden işletmesi finansman sağlayamadığında ise ilk ve en ağır sonuçlardan biri ücretlerini alamayan işçilerin yaşamında ortaya çıkıyor.

Madencilerin Ankara Yürüyüşüne Biber Gazlı Müdahale

Ücret ve prim alacaklarının ödenmesini isteyen madenciler, Soma’dan Ankara’ya doğru başlattıkları yürüyüşte güvenlik güçlerinin engellemesiyle karşılaştı. Evrensel’in aktardığına göre 28 Ekim’de Kırkağaç yakınlarında ilerleyen işçilere biber gazıyla müdahale edildi. Türkiye Maden İşçileri Sendikası, çalışanların haklarını almak için mücadelelerini sürdüreceklerini açıkladı.

Böylece Soma’da iki ayrı sorun aynı anda görünür hale geldi. Bir yanda özel şirketler arasında çözülemeyen milyarlık alacak anlaşmazlığı, diğer yanda kendi ücretlerini isteyen madencilerin yürüyüşüne yönelik müdahale bulunuyor. Şirketin tahsil edemediği alacak için devletin devreye girmesi istenirken, işçilerin taleplerini duyurmak için başlattıkları yürüyüşün engellenmesi, kamu gücünün hangi önceliklerle kullanıldığı sorusunu gündeme getiriyor.

Soma’da İşçinin Alacağı Ticari Risk Sayılamaz

Soma, madencilik faaliyetlerinin yalnızca üretim miktarları ve şirket bilançolarıyla değerlendirilemeyeceğini ağır deneyimlerle öğrenmiş bir kent. 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin yaşamını yitirdiği facianın ardından iş güvenliği, denetim ve taşeronlaşma tartışmaları ülke gündeminin merkezine yerleşmişti. Bugün yaşanan ücret krizi aynı olayın tekrarı değil; ancak madencilikte maliyetlerin, ticari risklerin ve işletme sorumluluklarının çalışanlar üzerindeki etkisini yeniden görünür kılıyor.

İmbat Madencilik’in gerçekten ödeme güçlüğü içinde bulunması, şirketin mali krizinin araştırılmasını ve alacaklarının hukuki yollarla tahsil edilmesini gerektirebilir. Ancak bu süreçte işçi ücretlerinin korunması, iş güvenliğinden ödün verilmemesi ve üretimin geleceğine ilişkin kararların çalışanların haklarını gözeterek alınması gerekiyor. Devletin sorumluluğu da yalnızca şirketler arasındaki borç anlaşmazlığını çözmekle sınırlı değil; işçilerin kazanılmış haklarının korunmasını sağlamak.

Özelleştirme politikalarının savunulmasında yıllarca verimlilik, yatırım ve rekabet kavramları öne çıkarıldı. Ancak Soma’da yaşananlar, özel işletmeciliğin mali risklerinin ortadan kalkmadığını, bu risklerin kimi zaman üretimin en zayıf pazarlık gücüne sahip kesimi olan işçilere aktarıldığını gösteriyor. Şirketler borçlarını yeniden yapılandırabilir, varlıklarını ipotek ettirebilir veya kamu kurumlarından destek isteyebilir. İşçinin ise ay sonunda ödenmeyen ücretinin yerine koyabileceği başka bir geliri çoğu zaman bulunmuyor.

Soma’da bugün yanıt bekleyen soru, yalnızca 1 milyar 475 milyon liralık kömür alacağının ne zaman ödeneceği değil. Kömürün üretildiği, elektrik üretiminin sürdürüldüğü ve şirketler arasında milyarlarca liralık ticari ilişkilerin kurulduğu bir düzende, neden kendi emeğinin karşılığını alamayanların madenciler olduğu da açıklanmalı. Çünkü özelleştirmenin başarısı şirketlerin el değiştirmesiyle değil, üretimi gerçekleştiren insanların yaşamında yarattığı sonuçlarla ölçülmeli. Soma’da bu hesabın en ağır kısmı yine işçilerin önüne konuluyor.


  • NHA / ANKA Haber Ajansı, Olcay Aydilek, Evrensel, bianet, Türkiye Maden İşçileri Sendikası, Anadolu Birlik Holding açıklamaları