back to top
Ana Sayfa Haberler Şile Belediyesi Davasında İfadeler Çelişiyor: 92 Yıllık Hapis İsteminin Dayanakları Tartışılıyor

Şile Belediyesi Davasında İfadeler Çelişiyor: 92 Yıllık Hapis İsteminin Dayanakları Tartışılıyor

CHP’li Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 53 sanığın yargılandığı davada, savcılık ifadeleriyle mahkeme önündeki anlatımlar arasındaki farklılıklar dikkat çekiyor. Bir sanık, suç örgütü kurulduğu yönündeki sözlerinin somut bilgiye dayanmadığını belirtirken, başka bir sanık soruşturma sırasında dile getirdiği para verme iddiasını duruşmada doğrulamadı. Buna karşılık belediyedeki ruhsat işlemleri, ihale süreçleri ve milyonlarca liralık para transferleriyle ilgili ciddi suçlamalar da mahkemede gündeme geldi. Özgür Kabadayı hakkında 92 yıla kadar hapis cezası istenen davada, iddiaların hangi delillerle doğrulanacağı ve tutukluluğun nasıl gerekçelendirileceği önemini koruyor.
Hasan KAYA

Şile Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında 10 Temmuz 2025’te gözaltına alınan, 14 Temmuz’da tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan CHP’li Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın yargılandığı dava, 19 Ekim’de İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Savcılığın 13 ay sonra tamamladığı 652 sayfalık iddianamede, Kabadayı’nın belediye bünyesinde çıkar amaçlı suç örgütü kurduğu, imar ve ruhsat işlemleri üzerinden para toplandığı, bazı ihalelere müdahale edildiği ve bu yolla siyasi faaliyetler için kaynak oluşturulmasının hedeflendiği ileri sürülüyor.

Toplam 53 sanığın bulunduğu dosyada Kabadayı hakkında 33 yıl 3 aydan 92 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Savcılık, belediyedeki işlemlerle bağlantılı 21 ayrı eylemi suçlamalarına dayanak gösterirken sanıklar hakkında rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü suç hükümleri kapsamında değerlendirmeler yapıyor. Ancak iddianamede yer alan suçlamaların mahkeme kararıyla kesinleşmiş bulgular değil, yargılamada kanıtlanması gereken iddialar olduğu önem taşıyor.

“Örgüt Kuruldu” İddiasına Mahkemede Somut Dayanak Gösterilemedi

Duruşmaların dikkat çeken bölümlerinden biri, Gönen Otel sahibi Nazif Gönen’in açıklamaları oldu. Medyascope’un 21 Ekim tarihli duruşma haberine göre Gönen, belediyede bir suç örgütü kurulduğu yönündeki ifadesinin mahkeme başkanı tarafından sorgulanması üzerine, bunun kişisel değerlendirmesi olduğunu ve somut bir bilgiye dayanmadığını söyledi.

Gönen, otel ruhsatı almak için kendisinden para istendiğini, milyonlarca lira ödeme yapmasına rağmen işlemlerinin sonuçlandırılmadığını da ileri sürdü. Dolayısıyla mahkemedeki anlatımında belediyeye yönelik ciddi suçlamalarını sürdürürken, örgüt kurulduğu yönündeki değerlendirmesinin doğrudan gözlem veya somut bilgi niteliğinde olmadığını kabul etti.

Bu ayrım, davanın en önemli hukuki tartışmalarından birini oluşturuyor. Bir kamu görevlisinin usulsüz işlem yaptığı iddiasıyla, bu işlemlerin hiyerarşik bir suç örgütü tarafından gerçekleştirildiği iddiası aynı şey değil. Örgüt suçlamasının ayrıca somut delillerle kanıtlanması gerekiyor.

Savcılık İfadesindeki Para İddiası Duruşmada Değişti

26 Ekim’de görülen duruşmada ise iş insanı Serbülend Danış’ın açıklamaları dikkat çekti. Medyascope muhabiri Furkan Karabay’ın aktardığına göre Danış, soruşturma aşamasındaki ifadesinde eski CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner’in belediyeden alacaklarını tahsil etmek için yapılan para ödemesine aracılık ettiğini ileri sürmüştü.

Ancak mahkemede Aydöner’in sorularını yanıtlayan Danış, kendisine para vermediğini ve aralarında bu yönde bir konuşma geçmediğini söyledi. Soruşturma aşamasında ileri sürülen bir iddianın duruşmada aynı biçimde doğrulanmaması, savunma tarafı açısından önemli bir gelişme oldu. Bununla birlikte bu çelişkinin dosyanın tamamını geçersiz kıldığı söylenemez; mahkemenin önceki ifadeleri, diğer tanık anlatımlarını ve varsa maddi delilleri birlikte değerlendirmesi gerekiyor.

27 Ekim’de dinlenen iş insanı Altuğ Erim de mahkeme başkanının Özgür Kabadayı ile arasında maddi ilişki bulunup bulunmadığı sorusuna, Kabadayı’nın kendisinden hiçbir zaman para istemediğini ve kendisinin de belediye başkanına para vermediğini belirterek yanıt verdi.

Festival İhalesi ve Milyonluk Para Transferleri

Davanın bir başka önemli bölümünü 2024 Şile Bezi Festivali’nin organizasyonu oluşturuyor. Savcılık, festival harcamaları ve doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilen işlemlerde usulsüzlük yapıldığını ileri sürüyor. Duruşmada dinlenen belediye çalışanı Burç Civan, organizasyonun açık ihale yöntemiyle yapılması gerektiğini belirttiğini, ancak zaman yetersizliği gerekçesiyle doğrudan temin yoluna gidildiğini anlattı.

Festival organizasyonunda görev alan Mehmet Sait Köse ise belediyeden alacaklarının ödenmesi için kendisinden para istendiğini iddia etti. Köse’ye, 13 milyon liralık hakediş ödemesinin ardından gerçekleşen 3 milyon 250 bin liralık para transferi soruldu. Köse, ödemeyi yapmak zorunda bırakıldığını savundu. Bu iddialar, festival harcamalarının ve para hareketlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesini gerektiriyor.

Duruşmalarda sanatçı Haluk Levent’in asistanı Yeliz Kaya’nın banka hesapları da gündeme geldi. Kaya, 2023 Eylül ayından itibaren hesaplarının Haluk Levent tarafından kullanıldığını, hesaplarına gelen paraların kaynağını her zaman bilmediğini ve işlemleri sanatçının talimatları doğrultusunda gerçekleştirdiğini söyledi. Mahkeme, hesaplarda yaklaşık 96 milyon 300 bin liralık işlem hacmi bulunduğunu gündeme getirdi. Kaya ise bu tutarın farklı kaynaklardan elde edilmiş net gelir anlamına gelmediğini, aynı paranın hesaba girip yeniden çıkmasıyla oluşan hareketlerden kaynaklandığını savundu.

Bu açıklamalar, para hareketlerinin tek başına suçun kanıtı olarak değerlendirilemeyeceğini; işlemlerin kaynağı, amacı, gerçek yararlanıcıları ve belediye faaliyetleriyle bağlantısının ortaya konulması gerektiğini gösteriyor.

Tutukluluk ve Adil Yargılanma Tartışması

Şile Belediyesi davası, CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların yoğunlaştığı bir dönemde görülüyor. Kabadayı’nın tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılması ve iddianamenin yaklaşık 13 ay sonra tamamlanması, yargılamanın makul sürede yürütülmesi ve tutukluluğun gerekliliği konularını da gündeme getiriyor.

Bir belediye yöneticisinin yolsuzlukla suçlanması, siyasi kimliği nedeniyle soruşturmadan bağışık tutulmasını gerektirmiyor. Ancak aynı biçimde, hakkında soruşturma yürütülmesi de suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Tutuklamanın cezaya dönüşmemesi, sanıkların savunmalarının etkili biçimde dinlenmesi ve mahkeme kararlarının somut delillere dayanması, adil yargılanmanın temel koşulları arasında bulunuyor.

Davanın 27 Ekim’de tamamlanan dördüncü duruşma gününde 41 sanığın dinlendiği bildirildi. 28 Ekim’de beşinci duruşma günü başladı ve diğer sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Bu haberin hazırlanabildiği aşamada, beşinci günün sonunda verilmiş yeni bir tahliye veya tutukluluğun devamı kararı doğrulanmış değildi.

Şile Belediyesi davasında ortaya çıkan tablo, ne savcılığın bütün iddialarının şimdiden doğrulandığını ne de suçlamaların tümüyle dayanaksız olduğunu gösteriyor. Ancak duruşmalarda değişen ifadeler, kişisel kanaatlere dayanan örgüt suçlamaları ve açıklığa kavuşturulması gereken para hareketleri, yargılamanın siyasi tartışmaların ötesinde somut kanıtlarla yürütülmesini zorunlu kılıyor. Çünkü adaletin görevi, suçlanan kişinin hangi partiden olduğuna göre hüküm vermek değil; iddiayı, savunmayı ve delili aynı hukuk ölçüleriyle değerlendirmektir.


NHA / Medyascope, Furkan Karabay’ın duruşma haberleri, ANKA Haber Ajansı, Demirören Haber Ajansı, Anadolu Ajansı, Cumhuriyet, Şile Aktüel, İhlas Haber Ajansı, AçıkSilivri bağımsız duruşma izleme platformu