Ömer Fethi Gürer’in Niğde’nin Ulukışla ilçesinde yaptığı pazar ziyareti, Türkiye’de derinleşen ekonomik krizin gündelik yaşama nasıl yansıdığını bir kez daha ortaya koydu. Vatandaşın artık marketten sonra pazarda da temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirten Gürer, geçmiş yıllarda bayram öncesi yaşanan alışveriş hareketliliğinin bu yıl görülmediğine dikkat çekti. Emekliden esnafa, üreticiden tüketiciye kadar toplumun tüm kesimlerinde ortak tablo ise aynı: geçim daralıyor, alım gücü hızla eriyor.
Ulukışla Pazarında Ekonomik Daralma Tablosu
Ömer Fethi Gürer, Cumhuriyet Halk Partisi Ulukışla İlçe Örgütü ile gerçekleştirdiği toplantının ardından ilçe pazarını ve çarşı esnafını ziyaret ederek vatandaşların ekonomik sorunlarını dinledi.
Ziyaret sırasında özellikle emeklilerin artan gıda fiyatları ve yetersiz maaşlar nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı gözlendi. Vatandaşlar, maaşların yüksek enflasyon karşısında eridiğini belirtirken, bayram alışverişi için lokum almak gibi en temel harcamalarda bile hesap yapmak zorunda kaldıklarını ifade etti.
Bir emeklinin “Artık nefes alamıyoruz, geçinemiyoruz” sözleri, ekonomik kriz karşısında toplumdaki yorgunluk ve çaresizlik hissini özetleyen dikkat çekici ifadeler arasında yer aldı.
Pazarda Bile Alım Gücü Kalmadı
Gürer’in en dikkat çekici tespitlerinden biri ise pazarların artık “ucuz alternatif” olma özelliğini dahi kaybetmeye başlaması oldu.
Türkiye’de uzun yıllardır market fiyatlarına karşı daha ulaşılabilir seçenek olarak görülen semt pazarlarında bile vatandaşın alışveriş yapmakta zorlandığını belirten Gürer, özellikle bayram öncesi dönemde beklenen hareketliliğin oluşmadığını söyledi.
“Geçmişte bayramdan iki hafta önce başlayan yoğunluk artık yok” diyen Gürer, bunun yalnızca mevsimsel bir durgunluk değil, doğrudan alım gücündeki çöküşün sonucu olduğunu vurguladı.
Bu tablo, resmi enflasyon verileriyle sokaktaki gerçek yaşam maliyeti arasındaki fark tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.
Esnaf Da Vatandaş Da Aynı Krizin İçinde
Pazarcı esnafı ise artan akaryakıt, nakliye ve üretim maliyetleri nedeniyle fiyatları aşağı çekemediklerini söyledi. Ürün fiyatlarının yalnızca fırsatçılıktan değil, üretim zincirindeki maliyet baskısından kaynaklandığını belirten esnaf, özellikle mazot ve lojistik giderlerindeki yükselişin satış fiyatlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.
Esnafın dile getirdiği sorunlar, Türkiye’de son dönemde sıkça tartışılan “maliyet enflasyonu” gerçeğini de gözler önüne seriyor. Çünkü üretici, taşımacı ve satıcı üzerindeki maliyet baskısı doğrudan tüketiciye yansıyor.
Bu nedenle pazardaki fiyat artışları yalnızca tüketim sorunu değil; aynı zamanda tarım, enerji ve lojistik politikalarının sonucu olarak değerlendiriliyor.
“Değişim Gerekiyor” Mesajı
Ulukışla’daki ziyaret sırasında vatandaşların yalnızca ekonomik sıkıntıları değil, siyasal memnuniyetsizliklerini de dile getirdiği görüldü.
Bazı vatandaşların “Bu düzen böyle gitmez” ve “Artık değişim gerekiyor” sözleriyle mevcut ekonomi yönetimine tepki gösterdiği aktarıldı. Gürer de özellikle kadınların pazarda kendisine yaklaşarak mevcut iktidara yönelik sert eleştirilerde bulunduğunu söyledi.
Bu tablo, ekonomik krizin artık yalnızca gelir kaybı değil; toplumsal psikoloji ve siyasal beklentiler üzerinde de belirleyici hale geldiğini gösteriyor.
Bayram Öncesi Sessizlik Ekonominin Aynası
Ekonomistler açısından bayram öncesi tüketim hareketliliği, halkın alım gücünü gösteren önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Ancak Ulukışla pazarındaki durgunluk, geniş toplum kesimlerinin zorunlu harcamalar dışında tüketim yapamadığını ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre düşük gelir gruplarında derinleşen satın alma krizi, önümüzdeki dönemde iç piyasa daralmasını daha görünür hale getirebilir. Özellikle emekli maaşları, gıda enflasyonu ve temel tüketim harcamaları arasındaki makasın açılması, sosyal gerilimi artıran temel faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.














