back to top
Ana Sayfa Haberler Gençler Geleceğe Değil Belirsizliğe Bakıyor

Gençler Geleceğe Değil Belirsizliğe Bakıyor

İngiltere’de yayımlanan yeni bir araştırma, gençlerin geleceğe, çalışma hayatına ve toplumsal ilerleme imkanlarına olan inancının hızla zayıfladığını ortaya koydu. Ancak ortaya çıkan tablo yalnızca İngiltere’ye özgü değil. Yükselen yaşam maliyetleri, güvencesiz çalışma koşulları, konut krizleri ve sosyal eşitsizlikler nedeniyle dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de gençler, kendilerinden önceki kuşaklara vaat edilen “çalışırsan başarırsın” hikâyesine artık daha kuşkuyla yaklaşıyor.

Bir Kuşağın Kırılan Gelecek İnancı

İngiltere merkezli Kamu Politikası Araştırma Enstitüsü’nün (IPPR) araştırması, uzun yıllar boyunca Batı demokrasilerinin temel toplumsal sözleşmelerinden biri olan “çok çalışanın karşılığını alacağı” düşüncesinin genç kuşaklar nezdinde ciddi biçimde aşındığını gösteriyor.

Araştırmaya göre gençlerin yalnızca dörtte biri herkesin hayatta ilerlemek için adil fırsatlara sahip olduğuna inanıyor. Daha dikkat çekici olan ise bu güvensizliğin yalnızca ekonomik koşullardan değil, sistemin işleyişine duyulan genel kuşkudan beslenmesi.

Yaşlı kuşaklar ile gençler arasındaki algı farkı da dikkat çekici. Yetenek ve çalışmanın başarı getireceğine inananların oranı 70 yaş üzerindekilerde gençlere göre yaklaşık 20 puan daha yüksek. Başka bir ifadeyle, gençler yalnızca geleceğe değil, sistemin adaletine de giderek daha az güveniyor.

İngiltere’den Türkiye’ye Uzanan Ortak Sorunlar

Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, Türkiye’deki gençlerin yaşadığı sorunlarla karşılaştırıldığında şaşırtıcı ölçüde benzerlik gösteriyor.

Türkiye’de son yıllarda genç işsizliği, barınma krizi, yüksek enflasyon, eğitim ile istihdam arasındaki kopukluk ve liyakat tartışmaları gençlerin gelecek algısını doğrudan etkileyen başlıklar arasında yer alıyor.

Üniversite mezunu olmanın artık otomatik olarak nitelikli bir işe erişim sağlamadığı, kiraların birçok kentte maaşlarla yarıştığı ve gençlerin ailelerinden bağımsız yaşam kurmakta zorlandığı bir ortamda, gelecek planlarının ertelenmesi sıradan bir olgu haline geliyor.

İngiltere’deki araştırmada başarılı olma şansını yüksek gören gençlerin oranının son on yılda yüzde 55’lerden yüzde 40’ın altına düşmesi, Türkiye’de gençler arasında giderek yaygınlaşan “gelecek kaygısı” tartışmalarını da hatırlatıyor.

Sorun Ekonomik Olduğu Kadar Psikolojik

Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de ruh sağlığı ile gelecek beklentileri arasındaki güçlü ilişki oldu.

Ruh sağlığı sorunları yaşayan gençlerin yalnızca dörtte biri başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğuna inanırken, ruh sağlığı sorunu bulunmayan gençlerde bu oran iki katına çıkıyor.

Bu durum, ekonomik belirsizliklerin yalnızca gelir düzeylerini değil, bireylerin psikolojik dayanıklılıklarını da etkilediğini gösteriyor.

Türkiye’de de özellikle pandemi sonrasında gençler arasında artan kaygı bozuklukları, depresyon, yalnızlık hissi ve gelecek korkusuna ilişkin çok sayıda akademik araştırma yayımlandı. Uzmanlar, ekonomik güvencesizlik ile psikolojik kırılganlık arasında doğrudan bir ilişki bulunduğuna dikkat çekiyor.

Kayıp Nesil Tartışması Büyüyor

Araştırmacılara göre mesele belirli bir toplumsal kesimin sorunu olmaktan çıkmış durumda. Karamsarlık artık yalnızca yoksul ya da işsiz gençlerle sınırlı değil; eğitimli, çalışan ve orta sınıf ailelerden gelen gençler de benzer kaygıları taşıyor.

Bu durum, son yıllarda Avrupa’da ve dünyanın birçok bölgesinde sıkça kullanılan “kayıp nesil” tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor.

Çünkü gençler yalnızca iş bulma konusunda değil; ev sahibi olma, aile kurma, çocuk sahibi olma ve uzun vadeli plan yapma konusunda da geçmiş kuşaklara göre daha fazla belirsizlikle karşı karşıya.

Bir başka ifadeyle sorun yalnızca bugünün ekonomik koşulları değil; yarının nasıl olacağına ilişkin güven duygusunun aşınması.

Çalışmak Yetiyor Mu?

Araştırmanın ortaya çıkardığı en temel soru belki de bu.

Uzun yıllar boyunca hem Batı’da hem Türkiye’de gençlere verilen mesaj açıktı: İyi eğitim al, çok çalış ve hayatını kur. Ancak günümüzde birçok genç, tüm çabasına rağmen aynı sonuca ulaşamayacağını düşünüyor.

Bu algının güçlenmesi, yalnızca bireysel motivasyonu değil; demokratik kurumlara güveni, toplumsal dayanışmayı ve siyasal katılımı da etkiliyor. Çünkü insanlar emeklerinin karşılığını alamayacaklarına inanmaya başladıklarında yalnızca ekonomik değil, toplumsal sözleşmeler de aşınmaya başlıyor.

İngiltere’deki araştırmanın ortaya koyduğu tablo bu nedenle yalnızca bir gençlik araştırması değil; çağımızın en önemli toplumsal sorunlarından birine işaret ediyor. Gençlerin kaybettiği şey yalnızca iyimserlik değil, geleceğin daha iyi olabileceğine dair inançtır. Ve bu inancın kaybı, herhangi bir ekonomik göstergeden çok daha derin sonuçlar doğurabilir.

 


Toplumsal Bellek sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.