back to top
Ana Sayfa Haberler Tunç Soyer’in Avukatlarından Tepki: “İddianamesiz Tutukluluk Hukuk Devletini Aşındırıyor”

Tunç Soyer’in Avukatlarından Tepki: “İddianamesiz Tutukluluk Hukuk Devletini Aşındırıyor”

Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in avukatları, kamuoyuna yaptıkları yazılı açıklamada müvekkillerinin bir yılı aşkın süredir somut bir suçlama ortaya konulmadan tutuklu bulunduğunu, ikinci tutukluluğunun üzerinden ise yedi ay geçmesine rağmen hâlâ iddianame hazırlanmadığını belirtti. Açıklamada, dosyadaki bilirkişi raporları ve MASAK incelemelerinin Soyer’in sorumluluğuna ilişkin herhangi bir bulgu ortaya koymadığı savunularak, tutukluluğun hukuki değil fiili bir cezalandırma aracına dönüştüğü ileri sürüldü.

Avukatlardan “Zorunlu Açıklama”: “Mağduriyet Hukuki Sınırları Aştı”

Tunç Soyer’in avukatları, kamuoyuyla paylaştıkları “Zorunlu Açıklama” başlıklı metinde, müvekkillerinin Türkiye’de yargı eliyle yaratılan en ağır mağduriyetlerden birini yaşadığını savundu.

Açıklamaya göre Soyer, ilk dosyada 5 Ocak 2026 tarihinde tahliye edildi. Ancak avukatların aktardığına göre, daha önce ayrılan ve kooperatiflerin iç işleyişine ilişkin yürütülen başka bir soruşturma kapsamında tahliye edilmeden kısa süre önce yeniden tutuklandı. Avukatlar, bu ikinci tutukluluğun üzerinden yaklaşık yedi ay geçmesine rağmen iddianamenin hâlâ hazırlanmadığını belirtti.

Açıklamada ayrıca aynı olayın farklı suç tanımlarıyla yeniden soruşturulduğu, kooperatifler bazında ayrı dosyalar oluşturularak yeni tutukluluk süreçlerinin işletildiği iddia edildi.

“Dosyadaki Belgeler Suçlama Değil, Sorumluluk Bulunmadığını Gösteriyor”

Soyer’in avukatları, dosyada müvekkillerini suçla ilişkilendiren somut bir eylem bulunmadığını öne sürdü.

Yazılı açıklamada, Soyer’in herhangi bir kooperatifte üye, yönetici ya da denetçi olmadığı; kooperatiflerin mali işlemleri, karar süreçleri veya yüklenici firmaları üzerinde herhangi bir yetki ve tasarrufunun bulunmadığı ifade edildi.

Avukatlar, soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporları ile Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarının da bu durumu doğruladığını savunarak, savcılığın dahi alınan raporlar doğrultusunda “sorumluluğu olmadığı anlaşılmıştır” değerlendirmesinde bulunduğunu ileri sürdü.

Açıklamada, aylar boyunca teknik takipler yapıldığı, çok sayıda kişinin ifadesinin alındığı, mali incelemelerin tamamlandığı ve ek fezlekelerin hazırlandığı belirtilirken, elde edilen delillerin tamamının Soyer lehine olduğu iddia edildi.

İddianamenin Hazırlanmaması Ve Uzayan Tutukluluk Eleştirildi

Avukatlar, soruşturma sürecinde üç kez savcı değiştiğini, bunun dosyanın sürüncemede kalmasına neden olduğunu belirtti.

Her ay yapılan tutukluluk incelemelerinde Tunç Soyer’in hangi somut eylem nedeniyle suçlandığını sorduğu, buna rağmen herhangi bir açıklama yapılmaksızın tutukluluğun devamına karar verildiği ifade edilen açıklamada, itirazların da gerekçeli biçimde değerlendirilmediği öne sürüldü.

Savunma makamına göre, iddianamenin uzun süre hazırlanmaması ve tutukluluğun devam ettirilmesi, yalnızca bireysel hak ihlali değil, adil yargılanma hakkı ve makul sürede yargılanma ilkesi bakımından da ciddi hukuki tartışmalar doğuruyor.

Tutukluluk Tedbirinin Sınırları Yeniden Tartışılıyor

Tunç Soyer’in avukatlarının açıklaması, Türkiye’de uzun tutukluluk süreleri ve iddianamesiz yargılama uygulamalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını güvence altına alırken, tutukluluğun istisnai bir koruma tedbiri olması ve makul süre içinde yargısal denetime tabi tutulması gerektiğini öngörüyor. Benzer şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da tutukluluğun cezalandırma aracı haline gelmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Avukatlar, açıklamalarını “Olmayan bir suç var edilemez. Biz Tunç Soyer’in vekilleri olarak sadece hukuk ve adalet talep ediyoruz. Tunç Soyer derhal serbest bırakılmalıdır.” sözleriyle tamamladı.

Soruşturmaya ilişkin yargı makamlarının değerlendirmeleri ve iddialara yönelik resmi açıklamaları ise hukuki sürecin ilerleyen aşamalarında belirleyici olacak