“Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuklanan, soruşturma sürecinde dosyasına “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması da eklenen komedyen Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi. İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi, tutuklama kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı kabul etmezken, karar ifade özgürlüğü, mizah ve tutuklama tedbirinin sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Mahkeme Tutukluluğun Devamına Karar Verdi
İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi, komedyen Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna yönelik yapılan itirazı değerlendirerek reddetti.
Mahkeme kararında, daha önce verilen tutuklama kararının usul ve yasal mevzuata uygun olduğu belirtilirken, tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Deniz Göktaş, kamuoyunda geniş yankı uyandıran “Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisindeki ifadeleri nedeniyle önce “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuklanmış, soruşturmanın ilerleyen aşamasında dosyaya “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması da eklenmişti.
İfade Özgürlüğü Ve Mizah Yeniden Tartışma Konusu Oldu
Mahkemenin itirazı reddetmesi, yalnızca bireysel bir tutukluluk kararının devamı olarak değil, Türkiye’de mizah, sanat ve ifade özgürlüğünün hukuki sınırlarına ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme getirdi.
Göktaş’ın tutuklanmasının ardından çok sayıda hukukçu, sanatçı ve basın meslek örgütü, stand-up gösterilerinin sanatsal ifade kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, ceza soruşturmalarının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğine dikkat çekmişti.
Uluslararası insan hakları standartlarında, ifade özgürlüğü yalnızca toplumun benimsediği görüşleri değil; rahatsız edici, eleştirel ve sarsıcı ifadeleri de koruyan temel haklar arasında yer alıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da siyasal eleştiri ve sanatsal ifade alanının geniş biçimde korunması gerektiği vurgulanıyor.
Tutuklama Tedbirinin Ölçülülüğü Tartışılıyor
Ceza muhakemesi hukukunda tutuklama, yargılama sürecinin sağlıklı yürütülmesini amaçlayan istisnai bir koruma tedbiri olarak tanımlanıyor. Bu nedenle hukuk çevrelerinde, özellikle ifade ve sanat faaliyetlerine ilişkin soruşturmalarda tutuklamanın son çare olarak uygulanması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Deniz Göktaş hakkında verilen tutukluluğun devamı kararı da bu çerçevede, tutuklama tedbirinin gerekliliği ve ölçülülüğü bakımından kamuoyundaki tartışmaları sürdürürken, dosyanın ilerleyen aşamalarında hazırlanacak iddianame ve yargılama süreci hukuki değerlendirmenin temel zemini olmaya devam edecek.
Yargı Süreci Yakından İzleniyor
Deniz Göktaş dosyası, son dönemde gazeteciler, sanatçılar ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilen soruşturmalar arasında kamuoyunun yakından takip ettiği davalardan biri haline geldi.
Mahkemenin tutukluluğa yapılan itirazı reddetmesiyle birlikte, gözler soruşturmanın tamamlanmasına, iddianamenin hazırlanmasına ve esas yargılama sürecine çevrilmiş durumda.












