DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş Sendikası, sağlık ve sosyal hizmet işkolunda toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli yasal işkolu barajını aşarak 8 bin 281 üyeye ulaştı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yıllardır eleştirdikleri antidemokratik barajın emekçilerin örgütlü mücadelesiyle aşıldığını belirterek, Resmi Gazete’de yayımlanacak istatistiklerin ardından yetki başvurularını yapacaklarını açıkladı. Gelişme, yalnızca bir sendikanın örgütsel başarısı değil, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin toplu pazarlık hakkı açısından da kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Sağlık Emekçileri Barajı Örgütlenmeyle Aştı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir araya gelen DİSK ve Dev Sağlık-İş üyeleri, “Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri hakkını alacak” pankartıyla açıklama yaptı. DİSK Genel Başkanı ve Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, sendikanın sağlık ve sosyal hizmet işkolunda toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli üye sayısına ulaştığını duyurdu.
Çerkezoğlu’nun verdiği bilgiye göre, Bakanlık kayıtlarında saat 09.30 itibarıyla Dev Sağlık-İş’in üye sayısı 8 bin 281’e yükseldi. Yaklaşık 814 bin işçinin bulunduğu sağlık ve sosyal hizmet işkolunda toplu iş sözleşmesi yetkisi için gereken 8 bin 144 üyelik baraj böylece 137 üye farkla aşılmış oldu.
Bu sonuç, sağlık ve sosyal hizmet alanında çalışan binlerce işçinin sendikal tercihinin DİSK’ten yana olduğunu ortaya koyarken, uzun yıllardır sürdürülen örgütlenme çalışmalarının da somut bir kazanımı olarak öne çıkıyor.
İşkolu Barajı Tartışmaları Yeniden Gündemde
Arzu Çerkezoğlu, açıklamasında yalnızca elde edilen örgütsel başarıya değil, Türkiye’deki sendikal mevzuatın yapısal sorunlarına da dikkat çekti.
Mevcut yasal düzenlemeye göre bir sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için yalnızca işyerinde çoğunluğu sağlaması yeterli olmuyor; aynı zamanda faaliyet gösterdiği işkolunda belirlenen ülke barajını da aşması gerekiyor.
DİSK’in uzun yıllardır bu sistemi örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan antidemokratik bir uygulama olarak değerlendirdiğini hatırlatan Çerkezoğlu, sendikal hakların önündeki en önemli engellerden birinin işkolu barajı olduğunu vurguladı.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Avrupa’daki birçok sendikal yapı ise toplu pazarlık hakkının önüne ülke genelinde sayısal barajlar konulmasının sendikal özgürlüğü zedeleyebileceğine dikkat çekiyor. Türkiye’deki mevcut sistem ise yıllardır emek örgütlerinin ve uluslararası sendikal kuruluşların eleştirdiği başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
Sıradaki Adım Toplu Sözleşme Yetkisi
Çerkezoğlu, Resmi Gazete’de yayımlanacak resmi sendika istatistiklerinin ardından çoğunluğun sağlandığı işyerleri için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yetki tespiti başvurularının yapılacağını açıkladı.
Başvurular arasında Dicle Üniversitesi Hastanesi başta olmak üzere çeşitli sağlık kurumlarının yer alması bekleniyor. Yetki belgesinin alınması halinde Dev Sağlık-İş, ilgili işyerlerinde işverenle toplu iş sözleşmesi görüşmelerine başlayabilecek.
Bu süreç, yalnızca ücret pazarlığını değil; çalışma süreleri, iş güvenliği, sosyal haklar, izin düzenlemeleri ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine ilişkin birçok başlığın da müzakere edilmesini mümkün kılacak.
Örgütlenme Mücadelesi Sağlık Hizmetlerinin Niteliğini De Etkiliyor
Sağlık ve sosyal hizmet sektörü, ağır iş yükü, düşük ücretler, taşeronlaşma, güvencesiz çalışma biçimleri ve artan personel açığı nedeniyle son yıllarda emek mücadelesinin en yoğun yaşandığı alanlardan biri haline geldi.
Uzmanlar, sağlık çalışanlarının sendikal haklarını etkin biçimde kullanabilmesinin yalnızca çalışanların ekonomik ve sosyal haklarını güçlendirmeyeceğini, aynı zamanda kamu sağlık hizmetlerinin niteliği üzerinde de doğrudan etkili olacağını belirtiyor.
Bu açıdan Dev Sağlık-İş’in işkolu barajını aşması, yalnızca sendikal istatistiklerdeki bir değişim değil; sağlık emekçilerinin toplu pazarlık hakkını genişletme mücadelesinde önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor. Ancak emek örgütlerine göre, gerçek demokratik sendikal düzenin kurulabilmesi için yalnızca barajların aşılması değil, örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan yasal engellerin de bütünüyle kaldırılması gerekiyor.












