back to top
Ana Sayfa Haberler Hatay’da Konteynerlere Son Tarih: Barınma Krizi Derinleşiyor

Hatay’da Konteynerlere Son Tarih: Barınma Krizi Derinleşiyor

ANKA Haber Ajansı’nın aktardığına göre, AFAD Hatay’daki konteyner kentlerin 30 Haziran 2026’ya kadar tamamen boşaltılmasını istedi. Anahtar teslimi yapılan depremzedelere yalnızca 7 gün süre tanınırken, tahliyeye direnenler için kolluk müdahalesi uyarısı yapıldı. Ancak depremzedeler, teslim edilen konutların önemli bölümünde altyapı, yol ve temel yaşam koşullarının hâlâ tamamlanmadığını belirterek kararın yeni bir barınma krizine yol açacağını söylüyor.

AFAD’dan Zorunlu Tahliye Talimatı

6 Şubat depremlerinin ardından en ağır yıkımı yaşayan illerden biri olan Hatay’da, geçici barınma alanı olarak kurulan konteyner kentler için yeni bir tahliye süreci başlatıldı. ANKA Haber Ajansı’nın ulaştığı AFAD yazısına göre, valilik kararı doğrultusunda konteyner kentlerden çıkış süreci resmen başlatıldı ve tüm tahliyelerin 30 Haziran’a kadar tamamlanması istendi.

Yazıda, anahtar teslimi yapılan hak sahiplerinin kendilerine tahsis edilen konutlar nedeniyle 7 gün içinde konteynerleri boşaltmasının zorunlu olduğu belirtildi. Belirtilen sürede tahliye işlemini gerçekleştirmeyenler hakkında mevzuat kapsamında işlem yapılacağı, görevli personele “zorluk çıkaranlar” için ise kolluk kuvvetlerinin devreye gireceği açıkça ifade edildi.

Bu dil, deprem sonrası geçici barınma hakkının sosyal politika ekseninden çıkarılıp idari bir disiplin meselesine dönüştürüldüğü eleştirilerini beraberinde getirdi.

“Anahtar Teslimi, Yaşam Teslimi Değil”

Konteyner kent sakinleri ise resmi açıklamalar ile sahadaki gerçeklik arasında ciddi bir uçurum olduğunu söylüyor. ANKA’ya konuşan bir depremzede, anahtar tesliminin fiilen yaşanabilir bir eve geçmek anlamına gelmediğini belirterek, birçok konutun henüz altyapısız ve eksik durumda olduğunu anlattı.

“Çoğu evin altyapısı, yolu yok. Bu daireler bitmedi daha nasıl yerleşelim. Anahtar alıp da 3-4 ay sonra eve yerleşebilen insan var. Konteynerden çıkan kişi o üç-dört ay ne yapacak? Yeni bir ev mi tutsun?” sözleri, tahliye kararının yalnızca fiziksel bir yer değişikliği değil, doğrudan bir sosyal güvencesizlik yarattığını gösteriyor.

Depremzedeler ayrıca ev eşyalarının bulunmadığını, çocukların sınav döneminde yeni bir taşınma ve barınma belirsizliğiyle karşı karşıya bırakıldığını vurguluyor. Özellikle üniversite sınavı dönemine denk gelen bu süreç, aileler açısından psikolojik baskıyı daha da artırıyor.

Valilikten Net Mesaj: “Uzatma Yok”

Hatay Valisi Mustafa Masatlı da daha önce yaptığı açıklamada konteyner kentlerin boşaltılması konusunda geri adım atılmayacağını duyurmuştu. Masatlı, 2024 ve 2025 yıllarında farklı tarihlerde en az üç kez uyarı yapıldığını belirterek, bu kez sürecin kesin olarak tamamlanacağını söylemişti.

“Artık tarih uzatma söz konusu değil. Bu süreç kesin olarak tamamlanacak. Kimse yeni bir erteleme beklentisi içine girmemeli” açıklaması, idarenin süreci bir kesinlik politikası üzerinden yürüttüğünü ortaya koyuyor.

Ancak sahadaki sorunlar çözülmeden yapılan bu kesinlik vurgusu, devletin yeniden inşa sürecinde “teslim edilmiş konut” ile “yaşanabilir konut” arasındaki farkı görmezden geldiği eleştirisini güçlendiriyor.

Geçici Barınmadan Kalıcı Belirsizliğe

Konteyner kentler başlangıçta geçici çözüm olarak planlandı; ancak depremzedeler için bu alanlar çoğu zaman hayatta kalmanın tek somut zemini haline geldi. Şimdi ise yeterince hazır olmayan kalıcı konutlara geçiş baskısı, yeni bir mağduriyet dalgası yaratma riski taşıyor.

Barınma hakkı yalnızca bir anahtar teslimiyle değil; altyapı, ulaşım, güvenlik, eğitim ve temel yaşam koşullarının tamamlanmasıyla anlam kazanır. Aksi halde tahliye kararı, yeniden inşa değil, yalnızca görünmezleştirilmiş bir yer değiştirme politikası olarak okunur.

Hatay’da depremzedelerin bugün sorduğu soru oldukça basit: Devlet konteyneri boşaltmamızı istiyor, peki gerçekten yaşayabileceğimiz bir evi ne zaman teslim edecek?