The New Yorker’da yayımlanan kapsamlı araştırma, Biden yönetiminin İsrail’in Gazze’de sivillere yönelik orantısız güç kullandığını kendi iç değerlendirmelerinde kabul etmesine rağmen bunu kamuoyuna yansıtmadığını ve silah desteğini sürdürdüğünü ortaya koydu. Yeni Parti Milletvekili Evrim Rızvanoğlu’nun sosyal medya hesabından paylaştığı araştırma, ABD-İsrail ilişkilerinin perde arkasına ilişkin dikkat çekici iddiaları yeniden uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı.
Araştırma, Resmi Söylem İle İç Değerlendirmeler Arasındaki Çelişkiyi Ortaya Koyuyor
Yeni Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, The New Yorker dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırmayı kamuoyuyla paylaştı. Araştırmada, eski ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Gazze savaşına ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamalar ile Beyaz Saray’daki iç değerlendirmeler arasında derin bir tutarsızlık bulunduğu öne sürülüyor.
Araştırmayı hazırlayan gazeteci, daha önce kamuoyuna açıklanmamış resmi belgeleri incelediğini ve Biden yönetiminde görev yapmış üst düzey isimlerle görüştüğünü belirtiyor. Habere göre görüşülen yetkililerin büyük bölümü, İsrail’in askeri operasyonlarında “meşru askeri hedeflerin gerektirdiğinin çok ötesinde” Filistinli sivillerin yaşamını yitirdiği kanaatini taşıyordu.
Buna karşın Biden yönetiminin kamuoyu önünde İsrail’e verdiği siyasi ve askeri desteği sürdürmesi, araştırmanın temel çelişkisi olarak öne çıkıyor.
Silah Sevkiyatının Durdurulması Önerileri Reddedildi
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, dönemin Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın aktardığı bilgiler oldu.
Sullivan’ın ifadelerine göre, Beyaz Saray bünyesinde İsrail üzerinde baskı oluşturabilmek amacıyla silah sevkiyatının geçici olarak durdurulmasına ilişkin çeşitli seçenekler Başkan Joe Biden’a birden fazla kez sunuldu. Ancak Biden’ın bu önerileri her seferinde reddettiği ileri sürülüyor.
Araştırmaya göre Washington yönetimi, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını sınırlandırabilecek önemli diplomatik ve askeri etki araçlarına sahip olmasına rağmen bunları kullanmamayı tercih etti. Bunun sonucunda ABD’nin fiilen savaşın sürmesine olanak sağlayan bir pozisyon aldığı değerlendirmesi yapılıyor.
“Sadece İki Hafta Daha” Söylemiyle Zaman Kazanıldığı İddiası
Dosyada öne çıkan bir başka iddia ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD yönetimine yönelik verdiği güvence oldu.
Araştırmaya göre Netanyahu ve üst düzey İsrailli yetkililer, Washington’a defalarca savaşın “yalnızca iki hafta daha süreceğini” söyledi. Ancak savaşın aylar boyunca devam etmesi ve askeri hedeflerin sürekli genişletilmesi, bu açıklamaların zaman kazanmaya yönelik diplomatik bir taktik olabileceği değerlendirmesine yol açtı.
Haberde Netanyahu’nun savaşın nihai hedefini net biçimde tanımlamak yerine bunu sürekli “tam zafer” söylemiyle genişlettiği, bu nedenle ABD yönetiminin operasyonların kapsamı konusunda yanıltıldığı iddia ediliyor.
ABD Yönetimi: “Bize Doğruyu Söylemediler”
Araştırmada Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı John Finer’ın değerlendirmelerine de yer veriliyor.
Finer, geriye dönüp bakıldığında İsrail yönetiminin savaş planları ve takvimi konusunda Washington’a doğru bilgi vermediğinin açık biçimde görüldüğünü ifade ediyor. Araştırmaya göre Finer, bu süreçte İsrail’den gelen açıklamaların güvenilir olmadığının zamanla anlaşıldığını belirtiyor.
Haberde ayrıca Finer’ın, Gazze savaşının en ayırt edici yönlerinden birinin sivillerin her iki taraf açısından da savaş stratejisinin bir parçası hâline gelmesi olduğu yönündeki değerlendirmesi dikkat çekiyor.
İran Gerilimi De Washington İle Tel Aviv Arasında Güven Sorunu Yarattı
Araştırma yalnızca Gazze’yle sınırlı kalmıyor. Biden yönetiminin, Netanyahu hükümetini İran’a yönelik yeni askeri adımlardan kaçınması konusunda birçok kez uyardığı da aktarılıyor.
Buna rağmen İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarını sürdürdüğü ve Washington’u önceden yeterince bilgilendirmediği öne sürülüyor. Araştırmaya göre ABD yönetimi, her yeni gerilimde İsrail’i savunmak ve bölgesel krizin büyümesini engellemek için yeniden devreye girmek zorunda kaldı.
Bu durumun, Washington’un İsrail üzerindeki diplomatik etkisinin sınırlı kaldığını ve ABD’nin kendi müttefiki tarafından dahi birçok konuda fiili durumla karşı karşıya bırakıldığını ortaya koyduğu değerlendiriliyor.
Gazze Savaşına İlişkin Tartışmalar Derinleşiyor
The New Yorker araştırması, Gazze savaşına ilişkin uluslararası tartışmaları yeniden alevlendirecek nitelikte değerlendirmeler içeriyor. Dosyada yer alan iddialar, Biden yönetiminin savaş boyunca kamuoyuna sunduğu söylem ile kapalı kapılar ardındaki değerlendirmeler arasında önemli farklılıklar bulunduğunu öne sürerken; Washington’un İsrail’e yönelik askeri ve diplomatik desteğinin savaşın seyrini etkileyen temel faktörlerden biri olduğu görüşünü güçlendiriyor.
Araştırmanın yayımlanmasının ardından, ABD’nin Gazze politikası, uluslararası insancıl hukuk, sivillerin korunması ve büyük güçlerin çatışmalardaki sorumluluğu konularındaki tartışmaların yeniden yoğunlaşması bekleniyor.
Kaynaklar: The New Yorker (Gazze savaşı ve Biden yönetimine ilişkin araştırma dosyası); Araştırmada yer alan eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve eski Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı John Finer’ın değerlendirmeleri; Yeni Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu’nun X (eski Twitter) hesabından yaptığı paylaşım.













