İBB Davası’nın 87’nci gününde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Süleyman Atik’in savunması, soruşturma aşamasındaki ifadelerin tutanağa nasıl geçirildiği ve iddianameye giren ses kayıtlarının bütünlüğü tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Atik, kaydın tamamının dinlenmesini isterken İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, “Savcılığın ifadeleri tutanağa geçirirken nasıl seçici davrandığını görüyorsunuz” dedi. Günün ikinci önemli başlığı ise Mahir Polat’ın “sistem”, vesayet ve talimat iddialarına ilişkin savunması oldu.
Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 436 sanıklı İBB Davası’nın 87’nci duruşması, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında oluşturulan yeni duruşma salonunda sürdü.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tutuksuz sanıkların savunma ve sorgularına devam edilirken, günün en dikkat çeken bölümlerinden biri etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Süleyman Atik’in beyanları oldu. Duruşmada ayrıca Mithat Sinan Bolak, Serkan Balbal, İnan Boztaş, Ahmet Hamdi Çiçek ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat savunma yaptı.
Duruşmanın Merkezine “Kesilmiş Ses Kaydı” Oturdu
Atik, Capacity AVM ile ilgili bir görüşmede kayda alınan konuşmanın yalnızca bir bölümünün soruşturma dosyasına ve basına sunulduğunu belirterek, ses kaydının tamamının mahkeme tarafından dinlenmesini istedi.
İlk anlatımında “montajlanmış” ifadesini kullanan Atik, daha sonra sözlerini düzelterek kaydın montajından değil, “kesilmiş” olmasından söz etti.
Atik, soruşturma sırasında savcıya da kaydın bağlamından koparıldığını anlattığını ileri sürdü. Savcıya, konuşmanın öncesi ve sonrasının dinlenmesi halinde neyin konuşulduğunun anlaşılacağını söylediğini belirten Atik, bu açıklamalarının ifade tutanağına geçirilmediğini söyledi.
Atik’in mahkemedeki savunmasının kilit cümlesi ise şöyle oldu:
“O ses kaydının hukuksuz olduğu için iddianameye gireceğini düşünmemiştim.”
T24 ve ANKA’nın duruşma aktarımına göre Atik, kaydın tamamının verilmesini ve mahkeme heyeti tarafından dinlenmesini talep etti.
“Rüşvetin Pazarlığı, Taksidi Olur Mu?”
Atik, ses kaydının içeriğine ilişkin savunmasında ise konuşmanın iddianamede sunulan bölümünün tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Mahkeme heyetine seslenen Atik, kendisinin rüşvet almakla suçlandığı bir dosyada, kaydın tamamının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, rüşvetin pazarlığının ve taksitlendirilmesinin söz konusu olup olmayacağını sorguladı.
Atik’in savunmasında dikkat çeken nokta yalnızca kaydın içeriği değil, kaydın soruşturma aşamasında nasıl değerlendirildiği oldu. Çünkü mahkemenin önüne gelen tartışma artık yalnızca “konuşmada ne söylendi?” sorusundan ibaret değil; “konuşmanın tamamı dosyaya girdi mi ve sanığın buna ilişkin açıklamaları tutanağa eksiksiz geçirildi mi?” sorusuna da dayanıyor.
Bu iddia, mahkeme tarafından henüz kabul edilmiş bir tespit değil. Atik’in beyanı niteliğinde. Ses kaydının tamamının dinlenip dinlenmeyeceği ve kaydın hukuki niteliğinin ne olacağı ise mahkemenin değerlendirmesine bağlı.
250 Bin Dolar Ve 500 Bin Dolarlık Market Kartı Anlatımı
Atik’in sorgusunda mahkeme başkanı, dosyada yer alan farklı para trafiği iddialarına ilişkin sorular yöneltti.
Atik, 55 numaralı eylem kapsamında daha önce verdiği ifadesinde yer alan yaklaşık 250 bin dolarlık ödeme hakkında, Fatih Keleş’in kendisinden bir otelle ilgili yardım istediğini anlattı. Atik, söz konusu ödemenin geçmişte yapılan aykırılıkların ortaya çıkarılmaması ya da yapılacak işlemlere göz yumulması karşılığında olduğunu söyledi.
Kendisinin aldığı miktarın ise yaklaşık 150 bin dolar olduğunu belirten Atik, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için rakam konusunda kesin konuşamadı.
Duruşmada ayrıca 500 bin dolarlık market kartı iddiası da gündeme geldi.
Atik, Fatih Keleş’in kendisine Süleyman Çetinsaya’dan market kartları alınacağını söylediğini, Çetinsaya ile görüşmesinin ardından 500 bin dolar tutarındaki paranın nakit olarak kendisine ulaştırıldığını ve parayı ilgili kişiye ilettiğini öne sürdü.
Çetinsaya’nın soruşturma aşamasındaki ifadesinde de söz konusu 500 bin doların, Boğaziçi İmar’daki bir güçlendirme ruhsatı talebiyle bağlantılı olduğu yönünde beyan bulunduğu mahkeme başkanı tarafından duruşmada okundu. Bu anlatımların tamamı iddia ve sanık ifadeleri kapsamında bulunuyor; mahkemenin esasa ilişkin değerlendirmesi henüz sonuçlanmış değil.
Tora Pekin’den “Seçici Tutanak” İtirazı
Atik’in ses kaydına ilişkin açıklamasından sonra söz alan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, soruşturma aşamasındaki ifadelerin tutanağa geçirilme biçimini sorguladı.
Pekin, Atik’in 13 Mayıs ve 4 Haziran 2025 tarihli ifadelerini karşılaştırarak sonraki ifadede İmamoğlu, Fatih Keleş ve Zafer Keleş’e ilişkin bölümlerin eklendiğini belirtti.
Pekin’in Atik’e yönelttiği sorulardan biri, savcılık makamından kendisine “Bu isimleri eklersen tahliye olursun” şeklinde bir teklif veya öneri gelip gelmediğiydi.
Atik bu soruya, “Kesinlikle yok” yanıtını verdi.
Pekin ise Atik’in ifadelerinin hem kendi içinde hem de davada daha önce dinlenen bazı sanıkların anlatımlarıyla çeliştiğini savundu ve bu ifadeleri kabul etmediklerini söyledi.
Pekin’in, Atik’in ses kaydına ilişkin açıklamasının ardından mahkeme heyetine yönelik “Savcılığın ifadeleri tutanağa geçirirken nasıl seçici davrandığını görüyorsunuz” sözleri, günün en önemli hukuki tartışmalarından birini oluşturdu.
Burada da önemli ayrım şu: Pekin’in “seçici davranıldı” değerlendirmesi savunma makamının görüşü; mahkemenin kesinleşmiş bir tespiti değil.
İmamoğlu’na Kaç Kez Yüz Yüze Görüştüğü Soruldu
Atik’in sorgusunda İmamoğlu ile ilişkisi de gündeme geldi.
Tora Pekin, Atik’e Ekrem İmamoğlu ile hayatı boyunca kaç kez yüz yüze görüştüğünü sordu.
Atik, gözaltına alınmadan önce İmamoğlu ile hiç yüz yüze görüşmediğini, telefonda konuşmadığını, kendisini ilk kez gözaltı sürecinde gördüğünü söyledi. Pekin’in mesajlaşmalarını hatırlatması üzerine ise İmamoğlu ile mesajlaştığını kabul etti.
Pekin’in ardından yönelttiği sorular, Atik’in soruşturma aşamasındaki ifadelerinin değişimi ve etkin pişmanlık kapsamında tahliye edilmesi üzerinde yoğunlaştı.
Atik ise savcılık tarafından kendisine ifade içeriğini genişletmesi karşılığında tahliye sözü verilmediğini söyledi.
Mahir Polat: “En Ufak Bir Talimat Olmadı”
87’nci günün bir başka önemli savunması ise İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat tarafından yapıldı.
Polat, kentsel tasarım ve kültürel miras alanlarında yürüttüğü çalışmaları anlatarak, restorasyonlar sırasında elde edilen reklam alanlarının iddianamede ileri sürülen çıkar ilişkileri bakımından değerlendirilmesini eleştirdi.
Polat, “Çıkar sağlamak gibi bir niyetimiz olsaydı bu alanlarda reklamla ilgili işlem yapardık” dedi.
Polat’ın sorgusunda ise doğrudan İmamoğlu söz aldı.
İmamoğlu, Polat’a 2019’dan bu yana görev yaptığı süreçte herhangi bir baskı, vesayet, talimat ya da iddianamede “sistem” olarak tanımlanan yapı ile karşılaşıp karşılaşmadığını sordu.
Polat’ın yanıtı netti:
“Başkanım, kesinlikle olmamıştır.”
Polat, çalışma yöntemlerinde bilgi, liyakat ve uzmanlığın esas olduğunu, kendisine herhangi bir dosyayla ilgili en küçük bir talimat verilmediğini savundu. Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nde kararların yönetmelik ve komisyon kararları doğrultusunda alındığını söyledi.
Bu bölüm, iddianamede yer alan “sistem” anlatısının duruşma salonunda sanıkların çalışma pratikleri üzerinden sorgulandığı anlardan biri oldu.
Mithat Sinan Bolak: “İlk Uçakla Geldim”
Duruşmanın ilk savunmasını ise hakkında yakalama kararı bulunduğu gerekçesiyle İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınarak Silivri’ye getirilen Mithat Sinan Bolak yaptı.
Bolak, yaklaşık iki yıldır yurt dışında bulunduğunu, adres ve iletişim bilgilerinin konsolosluk ve e-Devlet üzerinden güncel olduğunu söyledi. Yakalama kararını öğrendiğinde ise Türkiye’ye gelerek mahkeme huzuruna çıktığını belirtti.
“Bunu öğrenir öğrenmez de mümkün olan ilk uçakla mahkemeniz huzuruna geldim” diyen Bolak, suçlandığı sözleşmelerin hazırlanması veya ihale süreçlerinde belirleyici bir rolünün bulunmadığını savundu. Ayrıca rüşvet verdiği iddia edilen şirket sahiplerini tanımadığını ve bu kişilerle herhangi bir müzakereye katılmadığını söyledi.
Serkan Balbal: “İBB İle Hiç İş Yapmadım”
Duruşmada oyuncu ve yapım şirketi sahibi Serkan Balbal da savunma yaptı.
Yaklaşık üç ay tutuklu kaldıktan sonra savcılıkta ifade verdiğini ve tahliye edildiğini anlatan Balbal, Murat Kapki ile yakın arkadaş olduğunu ancak hayatının hiçbir döneminde İBB ile iş yapmadığını söyledi.
Kapki’nin avukatının, Balbal’ın daha önceki ifadelerinde “Murat İBB’den çok büyük paralar kazandı” şeklinde bir anlatım bulunduğunu hatırlatması üzerine Balbal, Kapki’yi 2009’dan beri tanıdığını ve o tarihte de Acarkent’te villasının bulunduğunu söyledi.
Balbal ayrıca savcılıkta kendisine bir kamera görüntüsü gösterildiğini ve görüntüdeki kişinin Kapki olup olmadığının sorulduğunu belirtti.
87 Günün Ardından Dosyada Asıl Tartışma Derinleşiyor
İBB Davası’nın 87’nci günü, birbirinden farklı savunmaların ötesinde aynı soruyu yeniden mahkemenin önüne getirdi:
Bir ceza davasında delilin kendisi kadar, o delilin nasıl elde edildiği, nasıl seçildiği ve soruşturma tutanaklarına nasıl geçirildiği de yargılamanın merkezinde midir?
Süleyman Atik’in “kesilmiş” olduğunu söylediği ses kaydı konusunda mahkemenin vereceği karar, bu nedenle yalnızca bir sanığın savunması açısından değil, iddianamede delillerin bütünlüğünün nasıl değerlendirileceği açısından da önem taşıyor.
Öte yandan Mahir Polat’ın “en ufak bir talimat olmadı” şeklindeki savunması, iddianamede anlatılan “sistem” iddiasının sanıkların kendi görev deneyimleri üzerinden tartışılmasına yeni bir örnek oluşturdu.
Ancak bütün bu anlatımların ortak bir özelliği var: Duruşmada sanıkların ve avukatların ileri sürdüğü savunmalar henüz mahkeme tarafından hükme bağlanmış değil. İddiaların hukuki değerini, delillerin güvenilirliğini ve sanıkların cezai sorumluluğunu yargılamanın sonunda mahkeme belirleyecek.
87’nci günün sonunda dava dosyası yine yüzlerce sanığın, binlerce sayfalık iddianamenin ve birbirleriyle kesişen çok sayıda anlatımın gölgesinde ilerlerken, “ses kaydının tamamı” ve “tutanağa neyin girip neyin girmediği” tartışması, davanın delil tartışmasının yeni başlıklarından biri olarak kayda geçti.
Duruşmanın bir sonraki oturumunun 28 Eylül Pazartesi günü devam etmesi bekleniyor.
- TB / ANKA, T24, BirGün, Medyascope, Evrensel, Odatv












