İBB davasının 68’inci duruşmasında Aziz İhsan Aktaş’ın 970 bin dolarlık ödeme iddiası, mahkeme salonunda avukatların sorularıyla tartışmaya açıldı. Aktaş’ın paranın İETT’den doğan alacakların tahsili için istendiğini öne sürmesine karşılık, kendisine alacağın miktarı, vadesi ve hukuki takibine ilişkin sorular yöneltildi. Duruşmayı izleyen avukat İ. Emre Telci, Aktaş’ın temel sorulara yanıt veremediğini savunurken, gazeteci Bülent Mumay da Ahmet Hakan’ın İmamoğlu’nun “somut kanıt” sunması gerektiği yönündeki yaklaşımını masumiyet karinesi ve ispat yükümlülüğü üzerinden eleştirdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında 68’inci duruşmanın önemli başlıklarından biri, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş’ın Ertan Yıldız ve Burak Korzay üzerinden 970 bin dolar istendiği ve bu parayı Kilyos’taki bir otele bıraktığı yönündeki anlatımı oldu.
Aktaş, savunmasında söz konusu paranın yeni bir iş veya ihale almak için değil, İBB iştiraklerinde kardeşlerine ait şirketlerin doğmuş ancak ödenmemiş hak edişlerinin tahsil edilebilmesi amacıyla istendiğini öne sürdü. Aktaş’ın anlatımına göre 970 bin dolar, 19 Ocak 2024’te Kilyos’taki bir otele götürülerek teslim edildi.
Ancak savunma sırasında Aktaş’a yöneltilen sorular, iddianın dayandığı ilişkinin ayrıntılarına odaklandı.
“İETT’den alacağınız ne kadardı?”
İBB davasının avukatlarından İ. Emre Telci, duruşmaya ilişkin değerlendirmesinde Aktaş’a yöneltilen sorulardan özellikle birinin belirleyici olduğunu söyledi.
Telci’nin aktardığına göre Aktaş, 970 bin doların İETT’den alınacak hak edişlerin tahsili için istendiğini ileri sürdü. Bunun üzerine kendisine, “Sizin İETT’den alacağınız ne kadardı?” sorusu yöneltildi.
Ardından alacağın ne kadar olduğu, ne zaman muaccel hale geldiği ve bu alacakla ilgili icra takibi yapılıp yapılmadığı soruldu. Telci, Aktaş’ın bu sorulara açık bir yanıt veremediğini ve anlatımını sürdürmek yerine konuyu farklı noktalara taşıdığını belirtti.
Aktaş’ın 970 bin doların nasıl taşındığına ilişkin de sorularla karşılaştığı görüldü. Duruşmada Hasan İmamoğlu’nun avukatı, 970 bin doların yaklaşık 10 kilogram ağırlığında olduğunu belirterek paranın nasıl taşındığını sordu. Mahkeme başkanının da “10 kilo taşıyabilir misiniz?” diye sorması üzerine Aktaş, “50 kilo bile taşırım, sağlık problemim yok” yanıtını verdi.
Aktaş ise savunmasında paranın Kuveyt Türk Altunizade Şubesi’nden çekildiğini, ardından Kilyos’taki otele götürülerek Emre Eken’e teslim edildiğini söyledi. Bu anlatımın banka dekontu ve HTS kayıtlarıyla doğrulandığını savundu.
Dolayısıyla dosyadaki tartışma yalnızca “970 bin dolar verildi mi?” sorusuyla sınırlı değil. Paranın hangi amaçla verildiği, gerçekten bir kamu alacağının tahsiliyle bağlantılı olup olmadığı ve anlatılan olayın rüşvet iddiasını nasıl desteklediği de mahkeme önünde tartışılıyor.
Mumay: “İspat yükümlülüğü iddia sahibindedir”
Duruşmadaki bu tartışma, gazeteci Bülent Mumay’ın Ahmet Hakan’a yönelik eleştirisinin de merkezinde yer aldı.
Mumay, Ahmet Hakan’ın İmamoğlu’nun elindeki “somut kanıtları ortaya koyması” gerektiği yönündeki yaklaşımını eleştirerek, bunun ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu.
Mumay’ın dikkat çektiği nokta, masumiyet karinesi ve ispat yükümlülüğü oldu. Bir sanığın suçsuzluğunu kanıtlamak zorunda olmadığına işaret eden Mumay, suçlamayı yönelten tarafın iddiasını somut delillerle ortaya koyması gerektiğini belirtti.
Bu tartışma, davanın kamuoyuna aktarılma biçimi açısından da önem taşıyor. Çünkü mahkeme önünde henüz hükme bağlanmamış iddiaların, kesinleşmiş gerçekler gibi sunulması ile tarafların savunmalarının aktarılması arasında temel bir gazetecilik farkı bulunuyor.
Davada karşılıklı iddialar sürüyor
İBB davasında 53’ü tutuklu 414 sanık yargılanıyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 68’inci duruşmasında Aziz İhsan Aktaş’ın yanı sıra çok sayıda tutuksuz sanığın savunması alındı. Duruşma yaklaşık 15 saat sürdü ve 25 Ağustos’ta devam edilmesine karar verildi.
Aktaş, savunmasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğinde bir yapı bulunduğunu ve kendisinden çeşitli ödemeler istendiğini ileri sürerken, sanık avukatları bu iddiaların dayanaklarını ve delil zincirini sorguluyor. Aktaş’ın anlatımında 970 bin dolarlık ödeme de bu iddiaların önemli parçalarından biri olarak yer alıyor.
Öte yandan davanın önceki oturumlarında da sanıklar, bazı suçlamaların yalnızca beyanlara dayandığını ve somut delillerle desteklenmediğini savundu. Örneğin Murat Ongun, savunmasında soruşturma dosyasındaki bazı iddiaların tanık ve itirafçı beyanları üzerinden oluşturulduğunu ileri sürmüştü.
Bu nedenle İ. Emre Telci’nin duruşmada gündeme getirdiği sorular ile Bülent Mumay’ın Ahmet Hakan’a yönelttiği eleştiri aynı noktada kesişiyor: Bir suçlamanın mahkeme önünde ileri sürülmesi başka, o suçlamanın somut ve denetlenebilir delillerle ispatlanması başka.
İBB davasında nihai değerlendirmeyi mahkeme yapacak. Ancak devam eden yargılama açısından temel meselelerden biri, tarafların birbirleri hakkındaki iddialarından çok, bu iddiaların hangi delillerle desteklendiği ve mahkeme tarafından nasıl değerlendirileceği olmaya devam ediyor.











