back to top
Ana Sayfa Haberler İktidarı Hedef Alınca Suç Oldu

İktidarı Hedef Alınca Suç Oldu

Günlerce CHP’ye yönelik herhangi bir somut kanıta dayanmayan ağır iddialar paylaşan Tamar Tanrıyar hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla işlem yapılmadı. Ancak AKP iktidarını ve Turkuvaz Medya’yı hedef alan son açıklamasından saatler sonra aynı suçlamayla gözaltı kararı verilmesi, Türkiye’de ceza hukukunun neyin söylendiğine göre değil, kimin hedef alındığına göre işletildiği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Gözaltı Kararı Tartışma Yarattı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya paylaşımları nedeniyle Tamar Tanrıyar hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” ile 217/A maddesinde yer alan “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamaları kapsamında resen soruşturma başlatıldığını ve gözaltı kararı verildiğini açıkladı.

Başsavcılık açıklaması, Tanrıyar’ın son canlı yayınında Turkuvaz Medya yöneticisi Serhat Albayrak’a yönelik kullandığı ifadelerin ardından geldi. Tanrıyar, yayınında Turkuvaz Medya’nın Sözcü gazetesinin dağıtımını yaptığını hatırlatarak, “1 Temmuz’a kadar müsaade” ifadeleriyle dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu.

Asıl Tartışma Zamanlama Ve Seçicilik

Hukuki işlemin kendisinden çok, soruşturmanın hangi aşamada devreye girdiği kamuoyu açısından daha dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

Tanrıyar, uzun süredir özellikle CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP yöneticileri ve belediyelerine yönelik sosyal medya yayınlarında herhangi bir yargı kararıyla doğrulanmamış çok sayıda ağır iddia ve suçlama dile getiriyordu. Bu paylaşımlar kamuoyunda geniş tartışma yaratmasına rağmen, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının işletildiğine ilişkin herhangi bir adım atılmadı.

Buna karşılık, iktidara yakın medya yapısını ve dolaylı olarak siyasi iktidarı hedef alan son açıklamasının ardından, soruşturmanın saatler içinde başlatılması ve gözaltı kararının verilmesi, ceza hukukunun uygulanmasında “seçicilik” eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.

217/A Maddesi Bir Kez Daha Gündemde

2022 yılında yürürlüğe giren ve kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen TCK’nin 217/A maddesi, kabul edildiği günden bu yana ifade özgürlüğü bakımından en çok tartışılan düzenlemelerden biri olmayı sürdürüyor.

Gazetecilik meslek örgütleri, hukukçular ve uluslararası insan hakları kuruluşları, söz konusu düzenlemenin nesnel ölçütlerden uzak biçimde uygulanmasının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığını uzun süredir dile getiriyor. Tamar Tanrıyar dosyasında yaşanan süreç de bu tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Ortaya çıkan tablo, kamuoyunda şu sorunun yeniden sorulmasına neden oluyor: “Halkı yanıltıcı bilgi” suçunun oluşup oluşmadığını paylaşımın içeriği mi belirliyor, yoksa eleştirinin yöneldiği siyasi adres mi?

Muhalefetin Daha Önceki Başvuruları Sonuç Vermemişti

Öte yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın da daha önce Tamar Tanrıyar hakkında hakaret ve iftira iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu biliniyor.

Ancak kamuoyunda tartışma yaratan asıl nokta, muhalefeti hedef alan çok sayıdaki paylaşım karşısında hızlı bir adli refleks görülmezken, iktidarı hedef alan son açıklamanın ardından soruşturma ve gözaltı kararının gecikmeden hayata geçirilmiş olması oldu. Bu durum, Türkiye’de yargının tarafsızlığı ve ceza hukukunun eşit uygulanması konusunda zaten süregelen tartışmaları daha da derinleştirdi.