ABD merkezli The Hill‘de yayımlanan kapsamlı analiz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Donald Trump ile kurduğu kişisel ilişkinin Türkiye’ye yalnızca yeni savunma anlaşmaları değil, Halkbank davasının düşürülmesinden yaptırımların gevşetilmesine kadar uzanan önemli diplomatik ve ekonomik kazanımlar sağladığını öne sürüyor. Habere göre, bu yakınlaşma Erdoğan’ın uluslararası alandaki elini güçlendirirken, içeride artan otoriterleşmeye yönelik eleştirilerin Washington nezdinde ikinci plana itilmesine yol açıyor.
Trump’tan Erdoğan’a Peş Peşe Destekler
ABD merkezli The Hill‘in NewsNation muhabiri Laura Kelly imzalı analizine göre, Donald Trump yönetimi son haftalarda Türkiye lehine aldığı kararlarla Ankara-Washington hattında yeni bir dönemin kapısını araladı.
Trump yönetiminin, Kongre’deki bazı Cumhuriyetçi üyelerin itirazlarına rağmen Türkiye’ye 700 milyon doları aşan askeri satış paketini onaylaması bunun en somut adımı olarak gösteriliyor. Satışın, Türkiye’nin milli muharip uçak programında kullanılacak gelişmiş jet motorlarını kapsadığı belirtiliyor.
Trump da Çarşamba günü yaptığı açıklamada Erdoğan’ı açık ifadelerle övdü. İran’a yönelik askeri operasyon sürecinde Ankara’nın çatışmanın dışında kalmasını istediğini söyleyen Trump, “Erdoğan büyük bir lider. Ondan istediğim her şeyi yaptı” ifadelerini kullandı.
Kişisel İlişki Stratejik Kazanca Dönüşüyor
Haberde, Erdoğan ile Trump arasındaki kişisel ilişkinin iki ülke arasındaki diplomatik sorunların çözümünde belirleyici rol oynadığı değerlendirmesi yapılıyor.
Orta Doğu Enstitüsü’nden Türkiye uzmanı Gönül Tol’a göre Erdoğan, Amerikan başkanlarının kendisi hakkındaki görüşlerine büyük önem veriyor ve Trump ile kurduğu kişisel diyalog bunun karşılığını veriyor.
Tol, Trump’ın dış politikada kurumsal mekanizmalardan çok kişisel sadakat ilişkilerine önem verdiğini, Erdoğan’ın da bu yaklaşımı doğru okuyarak Washington’da yeniden güçlü bir diplomatik kanal oluşturduğunu savunuyor.
Halkbank Dosyası Erdoğan’ın En Büyük Kazanımı Oldu
Analizde en dikkat çekici başlıklardan biri Halkbank dosyası.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın daha önce yaptığı açıklamaya atıfla, Trump ile Erdoğan arasındaki görüşmenin ardından Halkbank davasının fiilen sona erdiği ifade ediliyor.
Nitekim ABD Adalet Bakanlığı, İran yaptırımlarının delinmesine ilişkin davada Halkbank hakkında “ertelenmiş kovuşturma” anlaşmasını mahkemeye sunmuş, federal yargıç da 17 Haziran’da bu anlaşmayı onaylamıştı.
Böylece Halkbank herhangi bir suç ikrarında bulunmadan ve para cezası ödemeden dosyayı kapatırken, banka hisseleri yükseldi ve uluslararası finans piyasalarına erişimin yeniden güçlenmesi beklentisi oluştu.
Haberde, ABD Adalet Bakanlığı’nın bu kararı alırken Türkiye’nin Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes girişimlerindeki rolünü gerekçe gösterdiği aktarılıyor.
Kongrede Rahatsızlık Büyüyor
Trump’ın Türkiye politikası ise Washington’da ciddi tartışmalara neden oluyor.
Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott ile Temsilciler Meclisi üyesi Nicole Malliotakis, Türkiye’nin Hamas ile ilişkileri, Rusya’ya yaptırım uygulamaması ve S-400 hava savunma sistemlerini elinde tutması nedeniyle F-35 programına geri alınmasına karşı çıkıyor.
Muhafazakâr yorumcu Mark Levin de Trump’ın Erdoğan’a yönelik övgüsüne sert tepki göstererek, “En gelişmiş teknolojimizi İslamcı Erdoğan’a vermeyi bırakın” ifadelerini kullandı.
Demokrat senatörler Adam Schiff ve Richard Blumenthal ise Halkbank anlaşmasının İran yaptırımlarını delen milyarlarca dolarlık mali ağın cezasız bırakılması anlamına geldiğini savunarak Adalet Bakanlığı’nı eleştirdi.
NATO Öncesi Erdoğan’ın Eli Güçleniyor
Analize göre Erdoğan, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne hem uluslararası alanda güç kazanmış hem de iç politikada rakiplerini önemli ölçüde zayıflatmış bir lider olarak gidiyor.
Haberde, Türkiye’nin savunma sanayi kapasitesinin Avrupa’nın yeniden silahlanma süreci ve ABD’nin azalan askeri stokları nedeniyle Batı açısından stratejik önem kazandığı belirtiliyor.
Gönül Tol da Türkiye’nin kendisini artık yalnızca NATO üyesi olarak değil, ittifakın üretim merkezi ve güvenlik sağlayıcısı olarak konumlandırmaya çalıştığını ifade ediyor.
Demokrasi Eleştirileri Geri Planda Kalıyor
Analiz, Erdoğan’ın son yıllarda muhalefete yönelik baskılar, gazetecilerin tutuklanması, ifade özgürlüğü ihlalleri ve yargı bağımsızlığına ilişkin uluslararası eleştirilerle anıldığına dikkat çekiyor.
Ancak Trump yönetiminin yaklaşımında bu başlıkların giderek ikinci plana itildiği, bunun yerine jeopolitik çıkarlar, savunma sanayii iş birliği ve Orta Doğu dengelerinin öncelik kazandığı değerlendirmesi yapılıyor.
Bu tablo, Ankara’nın Batı ile yaşadığı uzun süreli gerilimlerin Trump döneminde kişisel diplomasi üzerinden yeniden şekillendiğini gösterirken; Erdoğan’ın uluslararası meşruiyetini güçlendiren yeni bir dönemin başladığı yorumlarına da zemin hazırlıyor.
Kaynaklar
The Hill – Laura Kelly, Erdoğan cashes in on relationship with Trump ahead of NATO summit (NewsNation ortak yayını)



















