back to top
Ana Sayfa Haberler Ekonomi İstanbul’da Ekonomik Çöküş Tüketim Alışkanlıklarını Değiştiriyor

İstanbul’da Ekonomik Çöküş Tüketim Alışkanlıklarını Değiştiriyor

İstanbul Planlama Ajansı’nın araştırması, kentte sürdürülebilir tüketim davranışlarının önemli ölçüde çevre bilincinden değil, derinleşen ekonomik krizden kaynaklandığını ortaya koydu. Yurttaşların önemli bölümü daha az tüketiyor; ancak bunu ekolojik kaygılarla değil, artan yaşam maliyetleri nedeniyle yapmak zorunda kalıyor.

Hayat Pahalılığı Tüketim Alışkanlıklarını Dönüştürüyor

İstanbul Planlama Ajansı tarafından yayımlanan “İstanbul’da Sürdürülebilir Tüketim Algısı” araştırması, İstanbul’daki ekonomik daralmanın gündelik yaşam üzerindeki etkilerini çarpıcı verilerle ortaya koydu.

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 34,5’i hayat pahalılığı nedeniyle “daha bilinçli tüketmeye” başladığını söylerken, yüzde 21,8’i ise daha az tüketmesinin bilinçli bir tercih değil ekonomik zorunluluk olduğunu belirtti. Yüzde 22’lik kesim ise artık önceliğinin sürdürülebilirlik değil fiyat olduğunu ifade etti.

Bu tablo, Türkiye’de özellikle son yıllarda hızla yükselen enflasyonun yalnızca alım gücünü değil, yurttaşların yaşam biçimini ve tüketim kültürünü de yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Bir başka ifadeyle İstanbul’da “az tüketmek”, giderek çevreci bir tercih olmaktan çıkıp hayatta kalma stratejisine dönüşüyor.

“Sürdürülebilirlik” Kavramı Bilinmiyor, Ama Yoksulluk Herkesin Hayatında

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de kavramsal farkındalık ile gündelik pratik arasındaki çelişki oldu. Katılımcıların yüzde 67,1’i “sürdürülebilir tüketim” kavramını daha önce hiç duymadığını söylerken, kavram açıklandığında önemli bir bölümü bunun kendi yaşamına yakın olduğunu ifade etti.

Bu durum, Türkiye’de ekonomik krizle birlikte gelişen yeni bir toplumsal gerçekliği görünür kılıyor: İnsanlar çoğu zaman “sürdürülebilir yaşam” pratiğini bilinçli çevre politikaları nedeniyle değil, zorunlu tasarruf nedeniyle uyguluyor.

Uzun ömürlü ürün kullanımı, tamir kültürü, artan yemekleri değerlendirme ya da ihtiyaç kadar alışveriş yapma davranışları da bu ekonomik sıkışmanın gündelik yaşamdaki yansımaları arasında yer alıyor.

İstanbul’da İsraf Değil Geçinme Mücadelesi Var

Araştırmada yurttaşların israf algısı da ölçüldü. Katılımcılar en fazla “zaman israfı” yaptığını düşünürken, dikkat çekici biçimde büyük bir kesim hiçbir şeyi israf etmediğini söyledi. Bu veri, özellikle düşük ve orta gelir gruplarında tüketim alanının zaten ciddi biçimde daraldığına işaret ediyor.

Gıda israfı konusunda ortaya çıkan tablo da ekonomik baskının izlerini taşıyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı yalnızca ihtiyaç kadar alışveriş yaptığını belirtirken, artan yemekleri yeniden değerlendirdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 38,2 oldu. Yemeği doğrudan çöpe atanların oranı ise oldukça düşük kaldı.

Bu sonuçlar, Türkiye’de son dönemde sıkça dile getirilen “tasarruf toplumu” söyleminin önemli bölümünün gönüllü sadeleşmeden değil, derinleşen geçim krizinden beslendiğini ortaya koyuyor.

Tamir Kültürü Geri Döndü

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri ise tamir alışkanlıklarının yeniden güç kazanması oldu. Katılımcıların büyük çoğunluğu bozulan ürünleri doğrudan değiştirmek yerine önce tamir etmeye çalıştığını belirtti. Yeni ürün satın alma eğiliminin yalnızca yüzde 2 seviyesinde kalması, tüketici davranışlarında yaşanan sert dönüşümü gözler önüne serdi.

Uzmanlara göre bu durum yalnızca kültürel bir alışkanlık değil; artan fiyatlar, düşen gelir ve krediye bağımlı tüketim modelinin sürdürülemez hale gelmesinin sonucu. Özellikle İstanbul gibi yüksek yaşam maliyetine sahip kentlerde yurttaşlar artık tüketim tercihini “istek” üzerinden değil “mecburiyet” üzerinden kuruyor.

Ekonomik Kriz Yeni Bir Toplumsal Davranış Üretiyor

İPA araştırması, Türkiye’de ekonomik krizin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını; insanların gündelik yaşam pratiklerini, alışkanlıklarını ve gelecek algısını dönüştüren yapısal bir toplumsal meseleye dönüştüğünü gösteriyor.

Bugün İstanbul’da birçok yurttaş için daha az tüketmek, daha dikkatli alışveriş yapmak ya da bozulan ürünü tamir etmek bir çevre politikası değil; giderek ağırlaşan yaşam koşulları karşısında ayakta kalmanın yolu haline geliyor.

Bu nedenle araştırma, “sürdürülebilir tüketim” tartışmasının merkezine yalnızca çevreyi değil, aynı zamanda yoksulluğu, gelir dağılımını ve sosyal devlet eksikliğini de yerleştiriyor.


  • TB / İstanbul Planlama Ajansı (İPA) – İstanbul Barometresi