CİMER yanıtına göre Avrasya Tüneli’nde 2026’nın ilk üç ayında garanti edilen araç geçiş sayısı aşılmasına rağmen Hazine’den şirkete yüz milyonlarca liralık “fiyat farkı” ödemesi yapılması, Yap-İşlet-Devret modelinin mali yükü ve şeffaflığına dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Garanti Aşıldı Ama Ödeme Sürdü
Deniz Yavuzyılmaz’ın paylaştığı veriler ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi üzerinden iletilen resmi yanıt, Avrasya Tüneli’ne ilişkin dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu.
CİMER yazışmasına göre, 2026’nın Ocak-Mart döneminde garanti edilen toplam araç geçiş sayısı 6 milyon 447 bin 394 olarak belirlenirken, gerçekleşen geçiş sayısı 6 milyon 780 bin 654’e ulaştı. Bu durum, garanti edilen sayının 333 binin üzerinde aşıldığını gösteriyor.
Ancak bu aşımın, kamu maliyesi açısından beklenenin aksine bir rahatlama yaratmadığı görülüyor.
“Fiyat Farkı” Kalemi Ve Kamu Yükü
Yavuzyılmaz’ın açıklamasına göre, garanti aşılmış olmasına rağmen Hazine’nin görevli şirkete “fiyat farkı” adı altında yaklaşık 491 milyon 781 bin TL ödeme yaptığı belirtiliyor. Bu ödeme, kamu-özel iş birliği projelerinde kullanılan sözleşme mekanizmalarının nasıl işlediğine dair soru işaretlerini artırıyor.
Resmi yazışmada yer alan “rakamların kesin olmadığı ve mutabakata tabi olduğu” ifadesi ise, nihai mali yükün daha da değişebileceğine işaret ediyor. Bu durum, sözleşme şeffaflığı ve hesap verebilirlik açısından eleştirilerin odağına yerleşiyor.
Yap-İşlet-Devret Modeli Ve Tartışmalı Dengeler
Avrasya Tüneli gibi projeler, Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli kapsamında hayata geçirilirken, temel argüman kamu kaynaklarının doğrudan kullanılmadan altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesiydi. Ancak son veriler, bu modelin uzun vadede kamu bütçesi üzerindeki yüküne dair tartışmaları derinleştiriyor.
Garanti edilen geçiş sayısının aşılması durumunda dahi ödeme yapılması, sözleşme yapısının döviz kuru, ücret tarifesi ve diğer mali parametreler üzerinden şekillendiğini; dolayısıyla yalnızca “araç sayısı” kriterinin belirleyici olmadığını ortaya koyuyor.
Şeffaflık Ve Denetim Tartışmaları
Uzmanlara göre, bu tür projelerde en kritik başlıkların başında sözleşme detaylarının kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde sunulması geliyor. “Fiyat farkı” gibi teknik kalemlerin nasıl hesaplandığına dair netlik olmaması, kamuoyunda “gizli maliyet” algısını güçlendiriyor.
Yavuzyılmaz’ın “garantili soygun” ifadesi, siyasal bir eleştiri olarak öne çıksa da, veriler üzerinden yürüyen tartışma daha geniş bir yapısal soruna işaret ediyor: Kamu-özel iş birliği projelerinde riskin ne kadarının kamuda kaldığı sorusu.
Sayılar Aşıyor, Tartışma Büyüyor
Avrasya Tüneli örneği, Türkiye’de altyapı yatırımlarının finansman modeline dair temel bir çelişkiyi görünür kılıyor. Geçiş sayıları beklentiyi aşsa bile kamu ödemelerinin devam etmesi, sistemin yalnızca performansa değil, karmaşık mali sözleşmelere dayandığını gösteriyor.
Bu tablo, önümüzdeki dönemde hem ekonomik kriz koşullarında kamu harcamalarının sorgulanması hem de YİD projelerinin yeniden değerlendirilmesi tartışmalarını daha da büyütecek gibi görünüyor.
- NHY / Deniz Yavuzyılmaz sosyal medya paylaşımı

















