Cumartesi Anneleri’nin simge isimlerinden, gözaltında zorla kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, ölümünün birinci yılında düzenlenen anma programıyla anıldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen buluşma, yalnızca bir anma töreni değil; Türkiye’de zorla kaybetmeler, cezasızlık politikaları ve adalet arayışının hâlâ sonuçlanmamış hikâyesine ilişkin güçlü bir hafıza ve mücadele çağrısına dönüştü. Katılımcılar, Emine Ocak’ın yaşamı boyunca sürdürdüğü hakikat ve adalet mücadelesinin gelecek kuşaklar tarafından sürdürüleceği mesajını verdi.
Bir Anmadan Daha Fazlası
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi ve Cumartesi Anneleri hareketinin en güçlü sembollerinden biri olan Emine Ocak’ın ölümünün birinci yılında Beyoğlu’ndaki dernek binasında kapsamlı bir anma programı düzenledi.
Programa kayıp yakınları, insan hakları savunucuları, Cumartesi Anneleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Salonun bir köşesinde Emine Ocak’ın fotoğrafı ve “Hakikatin bilinmesi için haykırdılar, adalete erişmek için yol açtılar” yazılı pankart yer aldı. Program, Emine Ocak’ın yaşamını ve mücadelesini anlatan belgesel gösterimiyle başladı.
Ancak törende yapılan konuşmalar, Emine Ocak’ın yalnızca anılmadığını; Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır insan hakları ihlallerinden biri olan zorla kaybetmelerle yüzleşme talebinin yeniden dile getirildiğini ortaya koydu.
Bir Annenin Acısı Toplumsal Hafızaya Dönüştü
1995 yılında gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın cansız bedeninin haftalar sonra kimsesizler mezarlığında bulunması, Türkiye’de zorla kaybetmelere karşı yürütülen mücadelenin dönüm noktalarından biri olmuştu.
Hasan Ocak’ın bulunması için yürüttüğü mücadele sırasında Emine Ocak yalnızca kendi oğlunu arayan bir anne olmaktan çıktı; Galatasaray Meydanı’nda yıllarca süren adalet nöbetlerinin vicdani simgelerinden biri haline geldi.
Cumartesi Anneleri’nin sessiz oturma eylemleri, Arjantin’deki Plaza de Mayo Anneleri deneyimiyle benzer biçimde, devlet şiddeti ve zorla kaybetmeler karşısında hafızayı diri tutan uluslararası insan hakları hareketlerinin önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Emine Ocak ise bu mücadelenin en tanınan yüzlerinden biri oldu. Yıllar boyunca defalarca polis müdahalesine maruz kaldı, gözaltına alındı, sağlık sorunlarına rağmen Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmedi.
“Annemiz Bize Mücadeleyi Miras Bıraktı”
Anmada söz alan Emine Ocak’ın oğlu Hüseyin Ocak, İnsan Hakları Derneği’nin annesi için yalnızca bir kurum değil, ikinci bir ev olduğunu söyledi.
“Onun anısı ve mücadele azmiyle vazgeçmeyeceğiz” diyen Hüseyin Ocak, adalet mücadelesinin sürdürülmesi çağrısında bulundu.
Kızı Maside Ocak ise annesinin yalnızca ailesinin değil, yıllardır adalet arayan herkesin annesi haline geldiğini ifade etti.
“Biz burada yalnızca annemizi anmıyoruz; onun bıraktığı mücadeleyi sahipleniyoruz” diyen Maside Ocak, annelerinin sessizliğinin aslında güçlü bir çığlık olduğunu belirterek, onların cesaretini geleceğe taşıyacaklarını söyledi.
Kayıp Yakınları Aynı Acıyı Yeniden Paylaştı
Anmada konuşan gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, Emine Ocak şahsında yaşamını yitiren bütün Cumartesi Anneleri’ni andığını söyledi.
Yıldız, kaybedilen oğlunun bugün 51 yaşında olacağını hatırlatarak yıllardır değişmeyen bekleyişini anlattı.
Gözaltında kaybedilen gazeteci Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe de Emine Ocak’la ilk kez İnsan Hakları Derneği’nde tanıştığını anlatarak, “Hepsi benim için Ferhat” sözleriyle bütün kayıp ailelerinin ortak acısını dile getirdi.
Tepe, gazetecilere yönelik baskıları da hatırlatarak, oğlunun da gazeteci olduğunu ve Emine Ocak’ın mücadelesini Cumartesi Anneleri olarak sürdüreceklerini söyledi.
Eren Keskin: “Bu Mücadele Devletin Hafızasından Silinemeyecek”
İHD Merkez Yürütme Kurulu üyesi Eren Keskin, konuşmasında Türkiye’nin geçmişte yaşadığı ağır insan hakları ihlallerine dikkat çekti.
Keskin, zorla kaybetmeler döneminde insanların çocuklarını sormaya gittikleri için dahi gözaltına alınabildiğini hatırlatarak, böylesi ağır baskı koşullarına rağmen Ocak ve Karakoç ailelerinin başlattığı mücadelenin bugün uluslararası insan hakları tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Keskin’e göre Cumartesi Anneleri yalnızca kayıpların bulunmasını istemedi; aynı zamanda Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi için toplumsal hafızanın oluşmasına katkı sundu.
DEM Parti: “Dağ Gibi Bir Kadındı”
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Çınar Altan da konuşmasında Emine Ocak’ın bıraktığı siyasal ve toplumsal mirasa dikkat çekti.
Altan, Emine Ocak’ın yalnızca kayıp yakınlarının değil, hak mücadelesi veren genç kuşakların da ilham kaynaklarından biri olduğunu belirterek, onun açtığı yolu geriye düşürmemenin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti.
Anma programı, Emine Ocak’ın sevdiği yemeklerin katılımcılara dağıtılmasıyla sona erdi.
Emine Ocak’ın Ardında Bıraktığı Miras
Emine Ocak, 20 Haziran 2025 tarihinde geçirdiği solunum yetmezliğine bağlı kalp krizinin ardından yaklaşık bir ay yoğun bakımda tedavi görmüş, 22 Temmuz 2025 tarihinde yaşamını yitirmişti.
Arkasında yalnızca bir annenin acısını değil; otuz yılı aşkın süredir sürdürülen hakikat, adalet ve cezasızlıkla mücadele geleneğini bıraktı.
Bugün Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda sürdürdüğü mücadele, yalnızca kaybedilen yakınlarının akıbetini öğrenme talebiyle sınırlı değil. Aynı zamanda Türkiye’nin yakın tarihindeki zorla kaybetmeler, faili meçhul cinayetler ve cezasızlık politikalarıyla yüzleşme çağrısını da temsil ediyor.
Emine Ocak’ın adı, bu nedenle yalnızca Hasan Ocak’ın annesi olarak değil; Türkiye’de insan hakları mücadelesinin en güçlü vicdani simgelerinden biri olarak hafızalarda yaşamayı sürdürüyor.



















