back to top
Ana Sayfa Haberler Silivri’den Yükselen Ses: “Bizi Adalete İnandırın”

Silivri’den Yükselen Ses: “Bizi Adalete İnandırın”

Silivri’de görülen davalar öncesinde bir araya gelen tutuklu yakınları ve CHP yöneticileri, uzun tutukluluk süreleri, çifte standart iddiaları ve belirsiz yargı süreçlerine tepki göstererek yargıya “adaleti görünür kılma” çağrısında bulundu; aileler ise yaşananların yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir vicdan krizine dönüştüğünü dile getirdi.

Adalet Tartışmaları Silivri Önünde Derinleşti

19 Mart operasyonları kapsamında tutuklanan isimlerin aileleri tarafından oluşturulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), Silivri Duruşma Salonu önünde 33’üncü kez bir araya geldi. Toplantıya CHP yöneticileri, milletvekilleri, sanatçılar ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, konuşmasında yürütülen davaların “hukuki bir yargılama olmaktan uzaklaştığını” savundu. İmamoğlu, aynı suçlamalarla yargılanan bazı kişilerin tahliye edilirken bazılarının tutuklu kalmasının kamu vicdanında ciddi soru işaretleri yarattığını belirterek, “Hukukun temeli eşitliktir, hukuk herkese eşit işlemelidir” dedi.

İmamoğlu ayrıca, iddianamelerde öne sürülen bazı büyük yolsuzluk iddialarının mahkeme sürecinde çökmeye başladığını ileri sürerek, kamuoyunun davaları canlı yayınlarla izlemesine izin verilmemesini eleştirdi. Açıklamalarında, uzun tutukluluk sürelerinin artık cezaya dönüştüğü yönündeki eleştiriler de öne çıktı.

Annelerin Çığlığı: “Bir Bayram Daha Ayrı Geçmesin”

Silivri’de en dikkat çekici anlar ise tutuklu yakınlarının yaptığı konuşmalar sırasında yaşandı. Medya A.Ş çalışanı Elif Güven’in annesi Zeynep Güven, kürsüde gözyaşları içinde yaptığı konuşmada, kızının kendi isteğiyle yurtdışından Türkiye’ye döndüğünü hatırlatarak hâlâ “kaçma şüphesi” gerekçesiyle tutuklu yargılanmasına tepki gösterdi.

“Ne olur bizi adalete inandırın” sözleriyle yargıya seslenen Güven, yaklaşan Anneler Günü öncesinde yaşadıkları ayrılığın artık dayanılmaz hale geldiğini ifade etti.

Tutuklu Medya A.Ş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in annesi Kadriye Türker de sürecin yalnızca tutuklanan kişileri değil, tüm aileleri cezalandırdığını söyledi. Türker, annelerin çocuklarından, çocukların annelerinden koparıldığını belirterek yaşananların ağır bir psikolojik yıkıma dönüştüğünü dile getirdi.

“Yargılama Değil, Toplumsal Mesaj”

Silivri’deki açıklamalar, yalnızca bireysel mağduriyet iddialarını değil, Türkiye’de yargının bağımsızlığı ve tutukluluk uygulamalarına ilişkin büyüyen toplumsal tartışmayı da yeniden görünür hale getirdi. Özellikle “kaçma şüphesi” ve “delil karartma ihtimali” gibi gerekçelerin uzun süreli tutukluluk için standart bir formüle dönüşmesi, hukuk çevrelerinde de uzun süredir eleştiriliyor.

Muhalefet temsilcileri, yargı süreçlerinin hukuki zeminden çok siyasi bir denetim aracına dönüştüğü görüşünü savunurken; iktidar kanadı ise yürütülen soruşturmaların hukukun gereği olduğunu ifade ediyor. Ancak Silivri önünde yükselen sesler, davaların artık yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da tartışıldığını gösteriyor.

Anneler Günü Öncesi Vicdan Çağrısı

Toplantıda yapılan konuşmaların ortak noktası ise yaklaşan Anneler Günü oldu. Tutuklu yakınları, özellikle annelerin yaşadığı duygusal yıkımın görmezden gelindiğini vurguladı.

Dilek Kaya İmamoğlu’nun “Bu ülkenin hafızasında annelerin gözyaşı hiç dinmedi” sözleri, yalnızca Silivri’deki ailelerin değil; adalet arayışını yıllardır sürdüren farklı toplumsal kesimlerin de ortak hafızasına gönderme niteliği taşıdı.

Silivri’deki buluşma, Türkiye’de hukuk, siyaset ve toplumsal vicdan arasındaki gerilimin artık yalnızca bir dava başlığı değil, ülkenin demokrasi tartışmasının merkezine yerleşen temel meselelerden biri haline geldiğini bir kez daha ortaya koydu.