Dersim’de 2020 yılından bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir hukuki eşik aşıldı. Ailenin avukatı Ali Çimen, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’nin eşi Handan Sonel hakkında da gözaltı ve tutuklama talebiyle suç duyurusunda bulundu. Başvuruda, olayın yaşandığı süreçten haberdar olmamasının “hayatın olağan akışına aykırı” olduğu vurgulandı.
Soruşturmada Yeni İsim
Beş yılı aşkın süredir aydınlatılamayan Gülistan Doku dosyasında tutuklamalar sürerken, soruşturmanın kapsamı da genişliyor. Doku ailesinin avukatı Ali Çimen tarafından Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dilekçede, eski vali Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel hakkında da adli işlem talep edildi.
Başvuruda, yalnızca bireysel sorumluluk değil, olayın çevresinde oluşan kurumsal ve idari sessizlik de sorgulanıyor. Aile tarafı, kaybolma süreci ve sonrasında yürütülen işlemlerin yalnızca dar bir çerçevede ele alınmasının hakikatin ortaya çıkmasını geciktirdiğini savunuyor.
Hayatın Olağan Akışı Tartışması
Dilekçede özellikle dikkat çeken nokta, olay tarihinde Tunceli Valisi olarak görev yapan Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in süreçten habersiz olmasının “hayatın olağan akışına aykırı” olduğu yönündeki değerlendirme oldu.
Avukat Ali Çimen, dosyada yer alan mevcut deliller ve tanık beyanlarının, Handan Sonel’in olayla ilgili bilgi sahibi olabileceğine işaret ettiğini belirtti. Bu nedenle ifadesine başvurulmasının, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesi açısından kritik olduğu ifade edildi.
Adalet Arayışı Ve Kurumsal Sessizlik
Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasının ardından geçen yıllar boyunca dosya, yalnızca bir kayıp vakası değil; aynı zamanda Türkiye’de kadınların kaybolması, adaletin gecikmesi ve devlet kurumlarının hesap verebilirliği tartışmasının sembollerinden biri haline geldi.
Ailenin ve kadın örgütlerinin en güçlü eleştirisi, soruşturmanın uzun süre etkili ve şeffaf biçimde yürütülmemesi oldu. Özellikle kamu görevlilerinin ve idari ilişkilerin yeterince incelenmediği yönündeki eleştiriler, kamuoyunda ciddi güvensizlik yarattı.
Dosyanın Siyasi Ve Toplumsal Yükü
Bu yeni başvuru, yalnızca bir kişinin daha ifadeye çağrılması meselesi değil; aynı zamanda dosyanın çevresindeki koruma kalkanının kırılıp kırılmayacağına ilişkin bir sınama olarak görülüyor.
Türkiye’de birçok kadın kayıp ve şüpheli ölüm dosyasında olduğu gibi, Gülistan Doku vakasında da soru yalnızca “ne oldu” değil; “neden hâlâ açıklığa kavuşmadı” sorusu olarak büyüyor. Hukukun geciktiği her gün, toplumsal hafızada devletin adalet kapasitesine dair yeni bir yara açıyor.
Gülistan Doku dosyası artık sadece bir kayıp soruşturması değil; cezasızlıkla, kurumsal suskunlukla ve kadınların görünmezleştirilen adalet mücadelesiyle yüzleşme dosyasıdır.
- Gülistan Doku Dosyasında Sessizlik Çatlıyor: Valinin Eşi İçin de Tutuklama Talebi - 22 Nisan 2026
- Gülistan Doku Dosyasında Cezasızlık İddiaları Büyürken Kadınlar “Gerçek Adalet” Talebiyle Sokakta - 16 Nisan 2026
- Koruma Yerine İzin: Bahçelievler’de Bir Kadın Daha Sistem Açıklarında Öldürüldü - 5 Nisan 2026












