back to top
Ana Sayfa Haberler Bilim ve Teknoloji Türkiye’de Okulun Kapısı Yoksullukla Daralıyor

Türkiye’de Okulun Kapısı Yoksullukla Daralıyor

Türkiye’de zorunlu eğitim çağındaki 600 binden fazla çocuk okul dışında. Yabancı uyruklu çocuklarla sayı 800 bini aşıyor; açık öğretim ve MESEM öğrencileri de hesaba katıldığında örgün okul ortamından uzaklaşan çocukların sayısı 1,4 milyonun üzerine çıkıyor. Kopuş özellikle lise çağında yoğunlaşırken 15-17 yaşındaki çocukların işgücüne katılımı son beş yılda yüzde 16,4’ten yüzde 25,5’e yükseldi. Türkiye’de çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşarken eğitimden erken ayrılma oranı yüzde 17,9 ile Avrupa Birliği ortalamasının yaklaşık iki katı. Uluslararası sınavlarda akademik başarı yükseliyor; ancak aynı okul sistemi giderek daha fazla çocuğu yoksulluk, çalışma zorunluluğu ve devamsızlık nedeniyle dışarıda bırakıyor.

600 Bin Çocuk Okulun Dışında

Eğitim Reformu Girişimi’nin MEB ve TÜİK verilerinden yaptığı hesaplamaya göre 2021-2022 eğitim yılında 6-17 yaşındaki 570 bin 293 çocuk eğitim dışındaydı. Bunların yüzde 50,8’i kız çocuklarıydı. Sayı 2022-2023’te 442 bine geriledi ancak 2023-2024’te yeniden 612 bin 814’e yükseldi. 2024-2025’te ise 611 bin 612 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı çocuk zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen okul dışında kaldı. Son iki yılda okul dışındaki çocuklar içinde oğlanların oranı yükselirken kız çocuklarının sayısı da 270 bin dolayında kaldı.

Yabancı uyruklu 192 bin 638 çocuk eklendiğinde eğitim dışında kalanların sayısı 804 bini geçiyor. Açık öğretimdeki 18 yaş altındaki çocuklar ve haftanın dört gününü işletmelerde geçiren MESEM öğrencileri de örgün okul ortamının dışında değerlendirildiğinde sayı yaklaşık 1 milyon 470 bine ulaşıyor. Kopuşun merkezi ise lise yılları: MEB’in 2025-2026 verilerinde 6-9 yaş grubunda okullaşma yüzde 98,46, 10-13 yaş grubunda yüzde 98,16 iken 14-17 yaş grubunda yüzde 87,09’a düşüyor.

Avrupa İle Aradaki Mesafe Kapanmadı

Türkiye’de 18-24 yaş grubunda erken eğitimden ayrılma oranı son beş yılda geriledi. Eurostat verilerine göre oran 2020’de yüzde 26,7 iken 2025’te yüzde 17,9’a düştü. Ancak aynı yıl Avrupa Birliği ortalaması yüzde 9,1. AB’de genç kadınların erken eğitimden ayrılma oranı yüzde 7,5 düzeyindeyken Türkiye’de genç kadınların oranı hâlâ bunun iki katından fazla.

Dünya ölçeğinde ise UNESCO’nun son verileri 273 milyon çocuk ve gencin okul dışında olduğunu gösteriyor. Bunun 133 milyonunu kızlar, 140 milyonunu oğlanlar oluşturuyor. Yüksek gelirli ülkelerde okul dışında kalma yaklaşık yüzde 3’e kadar inerken düşük gelirli ülkelerde yüzde 36’ya yükseliyor. Türkiye böylece yüksek ve orta gelirli ülkelerle arasındaki eğitim farkını kapatmaya çalışırken kendi içinde de gelir grupları arasında büyüyen başka bir eğitim mesafesiyle karşı karşıya kalıyor.

Çocuk Okuldan Çıkarken İşe Giriyor

Son beş yılın en dikkat çekici değişimi çocukların çalışma yaşamına katılımında görülüyor. TÜİK’e göre 15-17 yaş grubunda işgücüne katılım 2020’de yüzde 16,4 iken 2025’te yüzde 25,5’e çıktı. Oğlan çocuklarında oran yüzde 36,5’e ulaştı. Kızlarda yüzde 13,9 olan ücretli çalışma oranı daha düşük görünse de kız çocuklarının önemli bölümü ev işleri, kardeş veya yaşlı bakımı gibi istatistiklere ücretli çalışma olarak girmeyen yükleri taşıyor.

Bu tablo doğrudan hanelerin ekonomik koşullarıyla birleşiyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında; kız çocuklarında oran yüzde 37,8. En yüksek gelir grubundaki ailelerin eğitime yaptığı harcama en düşük gelir grubundaki ailelerin harcamasının yaklaşık 28 katına ulaşırken okul aynı yaşta doğmuş çocuklara giderek farklı hayatlar sunuyor.

Bir çocuk özel ders, yabancı dil, bilgisayar, sanat ve spor olanaklarıyla eğitimini sürdürürken bir başkası servis parasını, öğle yemeğini veya aile bütçesine yapması gereken katkıyı düşünüyor. Associated Press’in Türkiye’de çocuk yoksulluğunu ele alan haberlerinde okulunu aksatarak babasıyla geri dönüşüm malzemesi toplayan, sokakta satış yapan veya çalışarak ailesine katkıda bulunan çocukların hikâyeleri de bu ekonomik basıncın gündelik yaşamdaki karşılığını gösteriyor.

Okul İle İş Arasındaki Sınır Silikleşiyor

MESEM’lerin büyümesi de son beş yılın eğitim tablosunun önemli parçalarından biri. 2020-2021’de yaklaşık 160 bin olan MESEM öğrenci sayısı kısa sürede yüz binlere çıktı. Bu sistemde çocuklar haftanın dört günü işletmede, bir günü okulda bulunuyor. ERG, 2024-2025’te 392 bin 887 MESEM öğrencisini örgün okul ortamının dışında değerlendiriyor.

Çocuk emeğinin büyümesi yalnız eğitim istatistiklerinde görünmüyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi kayıtlarına göre 2023-2024 eğitim yılında en az 66, 2024-2025’te 72, 2025-2026 eğitim yılında ise en az 95 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi. Bu rakamlar bütün çocuk işçileri kapsıyor; ancak MESEM ve meslek lisesi öğrencilerinin işyerlerinde yaşamını yitirdiği vakalar da bu kayıtların içinde yer alıyor.

Kayıtlı Olmak Okulda Olmak Anlamına Gelmiyor

Eğitimden kopuş yalnız okul kaydının sona ermesiyle gerçekleşmiyor. PISA 2025’e katılan Türkiye’deki 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 53’ü sınavdan önceki iki hafta içinde en az bir tam gün okula gitmediğini söyledi. OECD ortalaması yalnızca yüzde 22. Türkiye’de öğrencilerin yüzde 41’i aynı dönemde en az bir dersi kaçırdığını belirtti.

Okulla kurulan bağ zayıflarken okul içindeki iklim de sorunlu bir başka alan oluşturuyor. PISA 2022’de Türkiye’de kız öğrencilerin yüzde 25’i, oğlanların yüzde 28’i ayda en az birkaç kez zorbalığa maruz kaldığını söyledi. Öğrencilerin yüzde 18’i okula giderken, yüzde 13’ü sınıfta, yüzde 20’si ise koridor, kantin ve tuvalet gibi okul alanlarında kendisini güvende hissetmediğini belirtti. OECD ortalamaları bu göstergelerde yüzde 7-10 arasında kalıyordu.

PISA 2025’te düzenli zorbalığa maruz kalanların oranı yüzde 21’e gerileyerek OECD ortalamasına yaklaşsa da öğrencilerin yüzde 32’si fen derslerinin çoğunda veya tamamında iyi çalışamadığını belirtti. UNESCO ve OECD araştırmaları zorbalık, güvensizlik, devamsızlık, düşük akademik başarı ve eğitimden erken ayrılma arasında birbirini besleyen ilişkiler bulunduğunu gösteriyor.

Başarı Yükselirken Eşitsizlik Derinleşiyor

Türkiye eğitim sisteminin son beş yılını yalnızca “başarı düşüyor” diye anlatmak da tabloyu eksik bırakıyor. TIMSS 2023’te Türkiye özellikle fen bilimlerinde önemli ilerleme gösterdi. PISA 2025’te 2022’ye göre matematikte 8, okumada 16, fen bilimlerinde 18 puan yükseldi; fen ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıktı, matematikte ortalamaya yaklaştı.

Fakat aynı PISA sonuçlarında yüksek ve düşük başarılı öğrenciler arasındaki farkın bazı alanlarda büyüdüğü görülüyor. OECD’nin eğitim harcamaları da bu ayrışmanın ekonomik zeminini gösteriyor: Türkiye’de ilkokuldan yükseköğretime öğrenci başına kamu harcaması satın alma gücü paritesine göre 5 bin 314 dolar iken OECD ortalaması 13 bin 601 dolar. Kamunun eğitime ayırdığı kaynağın milli gelire oranı da 2015’te yüzde 4,1’den 2023’te yüzde 3,2’ye geriledi.

Ortaya çıkan tablo bu nedenle eğitimin bütünüyle çöktüğü bir ülke resmi değil; daha çelişkili bir tablo. Uluslararası sınavlarda başarılı öğrenciler daha yüksek sonuçlara ulaşırken yüz binlerce çocuk okulun dışında kalıyor, çocukların çalışma yaşamına katılımı artıyor ve yoksulluk eğitim yolculuğunu giderek daha erken kesiyor.

Aynı ülkede, aynı yaşta iki çocuk büyüyor. Biri yabancı dil kursundan özel derse, bilgisayardan sanata uzanan olanaklarla geleceğe hazırlanırken diğeri okuldan sonra işe gidiyor, kardeşine bakıyor ya da ailesinin gelirine katkıda bulunuyor. İkisinin adı aynı eğitim sisteminin istatistiklerinde yan yana duruyor; fakat önlerinde aynı hayat bulunmuyor.

Türkiye son beş yılda PISA puanlarını yükseltti, erken eğitimden ayrılmayı yüzde 26,7’den yüzde 17,9’a düşürdü. Buna karşılık 15-17 yaşındaki çocukların işgücüne katılımı yüzde 16,4’ten yüzde 25,5’e çıktı; 600 binden fazla çocuk zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen okul dışında kaldı ve çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşamaya devam etti.

Eğitimin önündeki temel soru da giderek burada düğümleniyor: Bir ülkenin eğitim başarısı yalnız okulda kalan çocukların aldığı puanlarla değil, hangi çocuklarını okulda tutabildiği ve hangilerini yoksulluğa, işe ve erken yetişkinliğe bıraktığıyla da ortaya çıkıyor.

TB / Millî Eğitim Bakanlığı, TÜİK, Eğitim Reformu Girişimi, OECD PISA 2022 ve PISA 2025, OECD Education at a Glance, IEA TIMSS 2023, Eurostat, Avrupa Komisyonu, UNESCO, UNICEF, Associated Press, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi