back to top
Ana Sayfa Haberler Ahmet Şık’tan Adalet Bakanı Gürlek’e 9 Soru: “Mehmet Kap” İsimli Bir Yapı...

Ahmet Şık’tan Adalet Bakanı Gürlek’e 9 Soru: “Mehmet Kap” İsimli Bir Yapı Var Mı?

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik sosyal medya paylaşımında, bakanlık bünyesinde olduğu öne sürülen bir iletişim ağı, “Mehmet Kap” adı ve Furkan Torlak bağlantısı üzerinden dokuz kritik soru yöneltti. Şık’ın iddiaları arasında, soruşturmalara ilişkin şüpheli haklarını ihlal edebilecek bilgi ve görsellerin belirli medya ve sosyal medya hesaplarına servis edildiği savı da bulunuyor.

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, X hesabından yaptığı uzun paylaşımda Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Bakanlık bünyesinde bulunduğunu öne sürdüğü iletişim ağı hakkında dikkat çekici iddialar ortaya attı.

Şık, paylaşımında Gürlek’in savcılık döneminden Adalet Bakanlığı’na uzanan siyasi ve kurumsal kariyerini ele alırken, özellikle Bakanlık döneminde kamuoyuna yansıyan soruşturmaların duyurulma biçimine ve sosyal medya üzerinden yürütüldüğünü öne sürdüğü iletişim faaliyetlerine dikkat çekti.

Şık’ın anlatısındaki en önemli iddia ise “Mehmet Kap” adı etrafında şekilleniyor. Milletvekili, bu isimle bir kişinin Adalet Bakanlığı kadrosunda bulunup bulunmadığını, söz konusu ismin gerçek bir kimlik mi yoksa kamuoyunu yönlendirmek amacıyla oluşturulmuş sahte bir kimlik mi olduğunu soruyor.

Şık’ın İddialarının Merkezinde Furkan Torlak Var

Ahmet Şık, söz konusu iletişim ağının Furkan Torlak tarafından yönetildiğini öne sürüyor. Şık’a göre Torlak, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı döneminde edindiği deneyimi Adalet Bakanlığı’na taşıdı ve X’te yüksek takipçili hesapların yanı sıra bazı medya mensuplarını da kapsayan bir iletişim mekanizması oluşturdu.

Bu iddianın daha önce de kamuoyuna yansıyan bir arka planı bulunuyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Mart 2026’da yaptığı açıklamalarda Furkan Torlak’ın resmi olarak Adalet Bakanlığı Basın Müşaviri olmadığı halde Bakanlık’ta kendisine bir oda tahsis edildiğini ve gazetecileri Bakan Akın Gürlek lehine paylaşım yapmaları konusunda aradığını öne sürmüştü.

Bulut ayrıca Torlak’ın, Gürlek’in lehine paylaşım yapmayan gazetecilere yönelik baskı oluşturduğunu iddia etmişti. Bu açıklamalar döneminde Torlak’ın resmi olarak Bakanlık basın müşaviri olmadığı da aktarılmış, Gürlek’in Bakan olarak atanmasının ardından Torlak’ın basın danışmanı olacağı yönündeki iddiaların ise yalanlandığı belirtilmişti.

Şık’ın son paylaşımı, daha önce gündeme gelen bu iddiaları daha ileri bir noktaya taşıyor ve bu kez “Mehmet Kap” adıyla kullanılan bir telefon hattı ile Torlak arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu öne sürüyor.

“Mehmet Kap” Gerçek Bir İsim Mi, Yoksa Kullanılan Bir Kimlik Mi?

Şık, paylaşımında belirli bir telefon numarasını da işaret ederek bu hattın “Mehmet Kap” adıyla WhatsApp üzerinden medya ve sosyal medya hesaplarıyla iletişim kurmak amacıyla kullanıldığını iddia ediyor.

Milletvekilinin Bakan Gürlek’e yönelttiği sorulardan biri, Bakanlık kadrosunda Mehmet Kap isimli bir kişinin bulunup bulunmadığı. Bir diğer soru ise daha doğrudan:

“Mehmet Kap ismi gerçek midir yoksa sahte bir kimlik mi yaratılmıştır?”

Şık ayrıca söz konusu telefon hattının Furkan Torlak tarafından kullanılıp kullanılmadığının ve hattın kayıtlı olduğu kişi ile Torlak arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılmasını istiyor.

Burada özellikle dikkat çekilmesi gereken nokta, Şık’ın ortaya koyduğu telefon, kimlik ve baz istasyonu bağlantılarına ilişkin bilgilerin paylaşım itibarıyla bağımsız bir teknik inceleme veya resmi kayıtla doğrulanmış olmaması. Dolayısıyla bu iddialar, mevcut aşamada milletvekilinin kamuoyuna yönelttiği soru ve araştırma talepleri olarak ele alınmalı.

Baz Kayıtları Ve Dijital İzler İçin İnceleme Talebi

Şık’ın dokuz soruluk listesinin önemli bölümünü teknik inceleme talepleri oluşturuyor.

Milletvekili, söz konusu hattın kayıtlı olduğu kişi ile Furkan Torlak’ın kullandığı telefonların sinyal baz kayıtlarının karşılaştırılıp karşılaştırılmadığını soruyor. Ayrıca telefonların hangi baz istasyonlarından sinyal verdiği, bu kayıtların Torlak’ın hareketleriyle örtüşüp örtüşmediği konusunda teknik inceleme yapılıp yapılmayacağını gündeme getiriyor.

Şık’ın önerdiği inceleme yalnızca telefon kayıtlarıyla sınırlı değil. Paylaşımında telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, hesap giriş kayıtları, IP bilgileri, baz istasyonu verileri ve sosyal medya hareketlerinin birlikte incelenmesini ve böylece “Mehmet Kap” kimliğinin arkasındaki yapının ortaya çıkarılmasını talep ediyor.

Bu noktada Şık’ın soruları bir gazetecilik iddiasının ötesine geçerek, doğrudan adli ve teknik olarak doğrulanabilir kayıtların incelenmesi çağrısına dönüşüyor.

Soruşturmaların Bilgi Akışı Da Tartışmanın Parçası

Ahmet Şık’ın paylaşımındaki bir başka önemli iddia ise devam eden soruşturmalarla ilgili bilgi ve materyallerin belirli sosyal medya hesapları ile medya mensuplarına servis edildiği savı.

Şık, bazı soruşturmalarda şüpheli haklarını ihlal edebilecek nitelikte bilgi, belge, fotoğraf ve görüntülerin yanı sıra henüz doğrulanmamış iddiaların da söz konusu ağ üzerinden dolaşıma sokulduğunu ileri sürüyor.

Bu iddia, özellikle devam eden adli soruşturmalar bakımından daha geniş bir tartışmayı gündeme getiriyor: Soruşturma gizliliği ile kamuoyunun haber alma hakkı arasındaki sınır nerede başlıyor ve nerede bitiyor?

Bir soruşturmanın belirli bölümlerinin medya veya sosyal medya üzerinden seçilerek dolaşıma sokulması halinde, henüz mahkeme kararı bulunmayan kişiler bakımından masumiyet karinesi ve kişilik hakları açısından doğabilecek sonuçların da ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Gürlek’in “Çalışkan Bakan” İmajı Ve Soruşturma Duyuruları

Şık, eleştirisinin daha geniş bölümünde Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı döneminde uyuşturucu ve organize suç, bahis, dijital suç, sosyal medya, dezenformasyon ve faili meçhul dosyaları üzerinden yoğun bir kamuoyu görünürlüğü oluşturduğunu savunuyor.

Gürlek’in özellikle faili meçhul dosyalar konusunda Bakanlık bünyesinde çalışma yürüttüğü biliniyor. Gürlek, 23 Eylül 2026’da yaptığı açıklamada 690 faili meçhul dosyanın incelendiğini ve 46 olayın çözüldüğünü söyledi.

Gülistan Doku dosyasında da Gürlek, soruşturmanın sonuna kadar götürülmesi gerektiğini açıklamıştı. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler, dosyada yeniden ve kapsamlı çalışma yapılmasında Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun yürüttüğü soruşturmanın belirleyici olduğunu gösteriyor. Cansu’nun özel birim oluşturduğu, yüzlerce saatlik kamera görüntülerini dosyaya dahil ettiği ve HTS, PTS ile dijital materyaller üzerinde yeniden incelemeler yürüttüğü aktarılmıştı.

Dolayısıyla Şık’ın eleştirisinin önemli bir ayağı, Adalet Bakanlığı’nın ve Bakan Gürlek’in soruşturmaların kamuoyuna sunulmasındaki rolü ile soruşturmaların sahadaki hukuki sahipliği arasındaki fark üzerine kuruluyor.

Fon Soruşturması İddiaların Yeni Zemini Oldu

Ahmet Şık’ın paylaşımının zamanlaması da dikkat çekici. Çünkü Şık, kısa süre önce fon piyasasındaki kriz ve soruşturmayla ilgili TBMM’ye verdiği soru önergesinde, Akın Gürlek’in de aralarında bulunduğu bazı siyasi ve bürokratik isimlerin Tera Portföy’ün TLY kodlu fonunun kapalı döneminde yer alıp almadığının araştırılmasını istemişti.

Gürlek ise 23 Eylül’de fon soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada, son iki yılda fon piyasasında dikkat çeken hareketlilik gözlemlediklerini, yurt dışına para çıkarılmaya çalışıldığını belirterek önceliklerinin mağdurların zararlarının giderilmesi olduğunu söyledi.

26 Eylül’de ise Gürlek, soruşturma kapsamında 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulandığını açıkladı. Soruşturmanın “örgüt kurma ve üye olma”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçları kapsamında yürütüldüğünü bildirdi.

Ayrıca soruşturmanın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde, 26 Şubat 2025 tarihli bir yazıyla SPK’ya taşındığına ilişkin haberler de yayımlandı.

Bu nedenle fon soruşturması üzerinden yöneltilen iddialar ile Bakanlığın soruşturmayı yürütme ve kamuoyuna açıklama biçimi, birbirinden ayrı başlıklar olarak ele alınmayı gerektiriyor.

Şimdi Gözler Gürlek’in Vereceği Yanıtlarda

Ahmet Şık’ın paylaşımının sonunda Akın Gürlek’e yönelttiği dokuz soru, esas olarak üç başlıkta toplanıyor: “Mehmet Kap” kimliğinin gerçek olup olmadığı, bu isim ve telefon hattının Furkan Torlak ile bağlantısı ve söz konusu iletişim ağının soruşturma bilgilerini belirli medya ve sosyal medya hesaplarına aktarıp aktarmadığı.

Şık son olarak, şüpheli haklarını ihlal ettiği ileri sürülen bu faaliyetlerden Adalet Bakanı’nın haberdar olup olmadığını soruyor.

Buradaki temel mesele, yalnızca bir sosyal medya paylaşımında ortaya atılan iddiaların doğru olup olmadığı değil. Eğer Şık’ın öne sürdüğü telefon, kimlik, baz kayıtları ve iletişim ağı iddiaları varsa bunların resmi kayıtlarla, teknik incelemelerle ve gerektiğinde bağımsız adli süreçlerle doğrulanıp doğrulanamayacağı.

Çünkü soruşturma makamlarının yürüttüğü işlemler kadar, bu soruşturmalar hakkında kamuoyuna hangi bilginin, kim tarafından ve hangi kanaldan aktarıldığı da hukuk devleti açısından önem taşıyor.

Şık’ın dokuz sorusu bu nedenle doğrudan bir yanıt talebi niteliğinde. Bundan sonraki aşamada belirleyici olan ise iddiaların sosyal medya üzerinden karşılıklı suçlamalara dönüşmesi değil, “Mehmet Kap” adı, telefon hattı, Furkan Torlak ve söz konusu iletişim ağı arasında gerçekten bir bağlantı bulunup bulunmadığının somut kayıtlarla ortaya konulması olacak.