back to top
Ana Sayfa Haberler Fonlarda Para, Belediyelerde Seçmen İradesi: Yolsuzluğun İki Yüzü

Fonlarda Para, Belediyelerde Seçmen İradesi: Yolsuzluğun İki Yüzü

Bir tarafta fon soruşturmasıyla ortaya saçılan para hareketleri, haksız kazanç ve yolsuzluk iddiaları, diğer tarafta seçilmiş belediye yönetimlerinin hukuki süreçler ve meclis aritmetiği üzerinden değiştirilmesi… Biri maddi kaynakların, diğeri seçmen iradesinin tartışıldığı iki farklı tablo olsa da, ortaya çıkan ortak soru aynı: Kamu gücü kimin lehine kullanılıyor?

AKP İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir’in Kağıthane’deki parti toplantısında yaptığı açıklamalar, bu soruyu daha da görünür hale getirdi. Özdemir, muhalefet belediyelerinde yürütülen soruşturmaları anlatırken, ortaya çıkan siyasi tablonun “AK Parti lehine gelişen bir süreç” olduğunu söyledi.

Tam da burada mesele yalnızca belediyelerde yolsuzluk iddialarının bulunup bulunmadığı olmaktan çıkıyor. Çünkü hukuk sürecinin ardından seçilmiş belediye yönetimlerinin değişmesi, CHP’li meclis üyelerinin AKP’ye geçmesi ve başkanvekili seçimlerinde sandıktan çıkan siyasi iradenin değişmesi, seçmenin verdiği oyun yönetimdeki karşılığını tartışmaya açıyor.

Biri Paranın, Diğeri Sandığın Yolsuzluğu

Fon soruşturmasında savcılık, portföy şirketleri ve fonlar üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen işlemleri, para transferlerini, yatırımcı hareketlerini ve haksız kazanç iddialarını araştırıyor. Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 51’e yükselirken, çok sayıda fon tasfiye sürecine alındı. Bunlar henüz yargı kararıyla kesinleşmiş suçlar değil, soruşturma konusu iddialar.

Belediyelerdeki tablo ise farklı bir “yolsuzluk” tartışmasını gündeme getiriyor. Burada söz konusu olan doğrudan para değil, seçmenin verdiği siyasi yetkinin süreç içerisinde değiştirilmesi.

Üsküdar ve Adalar’da yaşananlar bunun somut örnekleri olarak tartışılıyor. Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından meclis dengeleri değişti, bazı CHP’li üyeler AKP’ye geçti ve başkanvekili seçimleri sonucunda AKP lehine yeni yönetim tabloları ortaya çıktı.

Adalar’da AKP’nin iki meclis üyesine karşılık üç CHP’li üyenin desteğiyle AKP adayı belediye başkanvekili seçildi. Bu sonuç hukuken yapılan bir meclis oylamasının ürünü olabilir. Ancak siyasi açıdan sorulması gereken soru başka: 31 Mart’ta seçmenin verdiği irade, aradan geçen süreçte nasıl ve neden değişti?

Maddi Yolsuzluk, Seçim Yolsuzluğu

İşte iki tablo arasındaki benzerlik tam burada ortaya çıkıyor.

Fon dosyasında tartışılan şey, maddi kaynakların ve yatırımcıların parasının hukuka aykırı biçimde kullanılıp kullanılmadığı.

Belediyelerde tartışılan ise seçmenin verdiği siyasi yetkinin, hukuki ve siyasi süreçler sonucunda sandıktaki karşılığından farklı bir yönetime dönüşüp dönüşmediği.

Birinde para üzerinden bir yolsuzluk iddiası var.

Diğerinde ise seçmenin iradesi üzerinden bir “seçim yolsuzluğu” tartışması doğuyor.

Elbette iki olay hukuken aynı suç değildir. Ancak demokratik düzen açısından ikisinin ortak noktası, emanet edilen bir değerin sahibinden uzaklaştırılması iddiasıdır. Fonlarda söz konusu olan para ve ekonomik haklar; belediyelerde ise seçmenin verdiği siyasal yetki.

Abdullah Özdemir’in “süreç lehimize işliyor” sözleri de tam bu nedenle tartışmanın en kritik cümlesi olarak karşımıza çıkıyor.

Çünkü bir tarafta maddi yolsuzluk, diğer tarafta seçim iradesinin aşındırılması tartışılırken, geriye tek bir soru kalıyor:

Yolsuzluk yalnızca paranın çalınması mıdır, yoksa seçmenin verdiği yetkinin de sahibinden alınması bir tür siyasal yolsuzluk olarak tartışılabilir mi?