back to top
Ana Sayfa Haberler Ateşkesin Gölgesinde Yeni Savaş

Ateşkesin Gölgesinde Yeni Savaş

ABD’nin İran’a yönelik yeni hava saldırıları ve Tahran’ın buna Amerikan üslerini hedef alarak karşılık vermesi, Ortadoğu’da kırılgan ateşkesin fiilen çöktüğünü ve küresel enerji düzeninin yeniden büyük bir savaş tehdidinin merkezine sürüklendiğini gösteriyor.

Le Monde’un aktardığı gelişmelere göre, ABD ordusu Hürmüz Boğazı çevresinde “tehdit oluşturduğu” belirtilen dört İran insansız hava aracını düşürdü ve İran’ın Bandar Abbas kentindeki bir kara kontrol istasyonunu vurdu. Washington yönetimi saldırıları “ölçülü” ve “savunma amaçlı” olarak tanımlasa da, Tahran’ın buna doğrudan Amerikan üslerini hedef alarak yanıt vermesi, bölgede 8 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesin artık yalnızca kâğıt üzerinde kaldığını ortaya koydu.

İran Devrim Muhafızları, misilleme kapsamında bir Amerikan üssünün hedef alındığını duyururken, Kuveyt ordusu ülkeye yönelik füze ve İHA saldırılarıyla karşı karşıya olduklarını açıkladı. Aynı saatlerde İran devlet televizyonu, Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışan dört gemiye “uyarı ateşi” açıldığını bildirdi.

Hürmüz Krizi Küresel Ekonomiyi Sarsıyor

Dünyada tüketilen petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim, enerji piyasalarında yeni bir şok dalgası yarattı. İran’ın boğazı fiilen kontrol altına alma hamlesi, küresel ticaret yollarını doğrudan tehdit ederken petrol fiyatlarını da sert biçimde yukarı çekti.

Asya piyasalarında Brent petrolünün varil fiyatı yüzde 2’ye yakın yükselerek 96 doların üzerine çıktı. ABD ham petrolü WTI da 90 dolar seviyesini aştı. Enerji maliyetlerindeki bu yükseliş, zaten kırılgan durumda bulunan dünya ekonomisi açısından yeni bir enflasyon ve resesyon riski anlamına geliyor.

Washington’un “savunma operasyonu” söylemine rağmen İran tarafı, yaşananları doğrudan egemenlik ihlali ve kuşatma politikasının devamı olarak değerlendiriyor. Özellikle Bandar Abbas çevresindeki saldırılar, Tahran açısından yalnızca askeri değil aynı zamanda ekonomik bir mesaj olarak okunuyor. Çünkü bu bölge, İran’ın küresel enerji trafiği üzerindeki en önemli stratejik kozlarından biri konumunda.

Lübnan Cephesi Yeniden Isınıyor

Bölgesel çatışma yalnızca İran ve ABD hattıyla sınırlı değil. İsrail ordusu da Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde Hizbullah hedeflerini vurduğunu açıkladı. İsrail yönetimi, Zahrani Nehri’nin güneyindeki tüm bölgeyi “çatışma alanı” ilan ederek yeni operasyonların sinyalini verdi.

Bu tablo, Ortadoğu’daki mevcut krizin artık birbirinden bağımsız cephelerden oluşmadığını gösteriyor. İran, Lübnan, İsrail, Körfez ülkeleri ve ABD arasındaki gerilim giderek tek bir bölgesel savaş denklemine dönüşüyor.

Uzmanlara göre mevcut tablo, kontrollü gerilim aşamasını aşmış durumda. Özellikle enerji yolları, deniz trafiği ve Amerikan üslerinin doğrudan hedef haline gelmesi; olası bir yanlış hesaplamanın çok daha geniş çaplı bir çatışmayı tetikleme riskini büyütüyor.

Trump Yönetiminden Yeni Baskı Mesajı

ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamaları ise diplomatik çözüm ihtimalinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Trump, İran’ın anlaşma yapmak istediğini ancak Washington’un henüz tatmin olmadığını belirterek, “Ya anlaşma olur ya da işi bitirmek zorunda kalırız” ifadelerini kullandı.

Bu söylem, ABD’nin müzakere masasını aynı zamanda askeri baskının devamı için bir araç olarak kullandığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. İran tarafı ise 14 maddelik bir çerçeve anlaşma üzerinde çalışıldığını öne sürerken Beyaz Saray böyle bir mutabakat taslağının varlığını reddetti.

İran basınına göre görüşmelerde; Hürmüz Boğazı’ndaki ticaretin yeniden açılması karşılığında ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı hafifletmesi, ayrıca Tahran’ın yurtdışında dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlıklarının serbest bırakılması gibi başlıklar yer alıyor.

Ancak en büyük kriz başlığı hâlâ İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoku. Washington bu stokun tamamen imha edilmesini isterken, Tahran nükleer silah geliştirme hedefi olduğunu reddediyor ve nükleer programı egemenlik hakkı olarak tanımlıyor.

İnternet Kısıtlamaları Ve İç Baskı

İran’da yaklaşık üç aydır süren internet kesintilerinin kısmen kaldırıldığı belirtilse de mobil veri erişiminin büyük ölçüde sınırlı olduğu, çok sayıda internet sitesinin hâlâ engellendiği ve mesajlaşma servislerine erişimin zorlaştığı bildiriliyor.

Bu durum, savaş ve kriz dönemlerinde yalnızca askeri alanın değil, bilgi akışının da devletler açısından stratejik bir mücadele alanına dönüştüğünü gösteriyor. İran yönetimi içeride kontrolü artırmaya çalışırken, dışarıda ise kuşatma altında olduğu mesajını öne çıkarıyor.

Ortadoğu’da ateşkesin yerini yeniden kontrollü savaşın aldığı bu yeni dönemde, artık yalnızca bölgesel dengeler değil; küresel enerji piyasaları, ticaret yolları ve uluslararası diplomasi de doğrudan bir kırılma hattının içine sürüklenmiş durumda.


  • TB / Le Monde, IRIB, ISNA Haber Ajansı