back to top
Ana Sayfa Haberler Barış Yasası Çıktı, Asıl Sınav Şimdi Başlıyor

Barış Yasası Çıktı, Asıl Sınav Şimdi Başlıyor

RFI’ye göre Türkiye’de Meclis’in PKK’nin silah bırakması ve üyelerinin sivil yaşama dönüşünü düzenleyen çerçeve yasayı 468’e karşı 88 oyla kabul etmesi, yaklaşık yarım asırlık çatışmayı sona erdirme yolunda kritik bir eşik oluşturdu; ancak yasanın Kürtlerin siyasal ve kültürel haklarına ilişkin somut düzenlemeler içermemesi, sürecin gerçek bir demokratik barışa mı yoksa yalnızca silahsızlanmaya mı evrileceği sorusunu büyütüyor.

Meclis’ten Tarihi Eşik

Fransız kamu yayın kuruluşu RFI’nin 15 Ağustos 2026 tarihli haberine göre, Türkiye, 1984’ten bu yana süren ve on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan PKK-Türkiye çatışmasını sona erdirmeyi amaçlayan süreçte önemli bir adım attı. Meclis, PKK’nin silah bırakması, örgütsel yapısını dağıtması ve üyelerinin önemli bölümünün sivil yaşama dönmesini düzenleyen yasayı 468’e karşı 88 oyla kabul etti.

RFI’ye konuşan Diyarbakır merkezli Kürt Çalışmaları Merkezi’nden sosyolog Mesut Yeğen, yasanın önemli bir katkı sağlayacağını belirterek, örgüt mensuplarının Türkiye’ye güvenli biçimde dönebileceklerine ikna olmaları halinde Avrupa, Suriye, Irak ve Türkiye cezaevlerinde bulunan yaklaşık 15 bin kişinin serbest bırakılmasının veya evlerine dönmesinin mümkün olabileceğini söyledi.

Ancak yasanın kapsamı dikkat çekici bir sınırlılık taşıyor. PKK’nin ağırlıklı olarak Irak’ta bulunan üst düzey kadrosu düzenlemenin doğrudan kapsamında değil. Örgütün kurucusu Abdullah Öcalan da 1999’dan bu yana İmralı Cezaevi’nde bulunuyor ve RFI’nin aktardığına göre geçen yıl PKK’ye silahlı mücadeleyi sona erdirme, silahsızlanma ve örgütsel yapısını feshetme çağrısı yapan sürecin merkezinde yer alıyor.

Sokakta Umut Var, Güven Sorunu Derin

RFI’nin İstanbul’un Bağcılar ilçesinde yaptığı görüşmeler, Meclis’teki geniş oy çoğunluğunun toplumdaki karşılığının aynı ölçüde yekpare olmadığını ortaya koyuyor. Kürt yurttaşlar arasında barış ve kan dökülmesinin sona ermesine yönelik güçlü bir beklenti bulunurken, devletin geçmişte Kürtlerin taleplerini ertelediğine ilişkin güvensizlik de canlılığını koruyor.

31 yaşındaki Ahmet, yasanın Kürtlerin onuru ve kan dökülmesinin sona ermesi açısından olumlu olduğunu belirtirken, Kava isimli başka bir yurttaş, Kürtlerin hukuki statüsünü güvence altına almayan bir düzenlemeye güvenmediğini ifade ediyor. RFI’ye göre Türkiye nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan Kürtler, hukuken ayrı bir azınlık statüsüne sahip değil.

Türk kamuoyunda da benzer bir bölünme görülüyor. Bazı yurttaşlar, silahlı mücadelenin sona ermesini Türkiye’nin bütünlüğü içinde olumlu karşılarken, bazıları PKK mensuplarının affedilmesini kabul etmiyor. Bu tablo, Meclis’teki siyasi uzlaşının toplum düzeyinde henüz aynı ölçüde karşılık bulmadığını gösteriyor.

Silahsızlanma İle Demokratikleşme Arasında

RFI’nin haberinde aktarılan değerlendirmelere göre sürecin önündeki en kritik aşama, PKK’nin silahsızlandırılması ve silahların tamamen ortadan kaldırıldığının doğrulanması olacak. Ancak barışın kalıcılığı yalnızca silahların susmasına değil, çatışmayı besleyen siyasal ve toplumsal sorunların nasıl ele alınacağına da bağlı.

Brookings Institution Türkiye uzmanı Aslı Aydıntaşbaş, sürecin uzaması halinde yasanın ve eski PKK üyelerinin dönüşünün hükümet açısından siyasi açıdan daha sorunlu hale gelebileceği uyarısında bulunuyor. Aydıntaşbaş’a göre zamanlama kritik; siyasi desteğin korunabilmesi ve toplumsal uzlaşının sağlanabilmesi için sürecin gecikmeden ilerlemesi gerekiyor.

Yeğen ise daha temel bir probleme işaret ediyor: Yeni yasa Kürt hakları ve demokratikleşme reformlarını kapsamıyor. RFI’ye konuşan sosyoloğa göre bu iki başlığın düzenleme dışında bırakılması, hem Kürtler hem de Türkler açısından hükümetin asıl gündeminin yalnızca silahsızlanma olup olmadığı konusunda ciddi kuşkular yaratıyor.

Barışın Ölçüsü Silahların Susmasından Fazlası

Türkiye’nin önündeki asıl mesele tam da burada ortaya çıkıyor. PKK’nin silah bırakması, kırk yılı aşkın çatışmanın güvenlik boyutunu sona erdirebilir; ancak Kürt meselesinin siyasal, kültürel ve demokratik boyutları çözülmeden silahların susması tek başına kalıcı barış anlamına gelmeyebilir.

RFI, özellikle Kürtçe eğitim, yerel yönetimlerin yetkileri ve daha geniş demokratik reformların süreç ilerledikçe hükümetin önüne çıkacak başlıklar olduğunu belirtiyor. Yasanın bu alanlara ilişkin düzenleme içermemesi ise sürecin kapsamı konusunda önemli bir belirsizlik yaratıyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde belirlenecek temel ölçüt, PKK mensuplarının silah bırakıp bırakmayacağından ibaret olmayacak. Devletin Kürt yurttaşların eşit yurttaşlık, siyasal temsil, kültürel haklar ve demokratik katılım taleplerine nasıl yanıt vereceği, sürecin gerçekten bir barış projesine dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek.

Erdoğan İçin Siyasi Denklem

RFI’nin analizinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açısından sürecin önemli bir siyasi boyutu da bulunuyor. Barış sürecinin başarıya ulaşması, 2028 seçimleri öncesinde Kürt seçmenin desteğini kazanma açısından Erdoğan’a önemli bir avantaj sağlayabilir. Ancak Kürtlerin kültürel ve siyasal haklarının genişletilmesi, milliyetçi seçmen tabanında tepki yaratma riski taşıyor.

Öte yandan muhalefet üzerindeki baskının azaltılması da sürecin başka bir hassas başlığı olarak öne çıkıyor. RFI, kamuoyunda PKK üyelerinin serbest bırakılması ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi rakiplerinin cezaevinde tutulması arasındaki çelişkiye ilişkin soruların sosyal medyada giderek daha fazla tartışıldığını aktarıyor.

Dolayısıyla iktidarın önündeki denklem yalnızca “silah bırakma–af–geri dönüş” ekseninde kurulmuş değil. Barış sürecinin demokratikleşme alanına taşınması, Kürt meselesinin siyasal boyutunun ele alınması ve aynı dönemde muhalefete yönelik uygulamaların nasıl sürdürüleceği, sürecin meşruiyetini doğrudan etkileyecek.

Tarihi Fırsat, Kırılgan Zemin

Yaklaşık 40 bin kişinin yaşamını yitirdiği ve 3 milyondan fazla insanın yerinden edildiği bir çatışmanın ardından ortaya çıkan bu yeni dönem, Türkiye açısından gerçek bir tarihi fırsat yaratıyor. Ancak RFI’nin aktardığı görüşler, toplumdaki umut ile güvensizliğin aynı anda büyüdüğünü gösteriyor.

Sürecin başarısı, tarafların yalnızca silahları susturmasına değil, çatışmayı üreten siyasal zeminin demokratik yollarla dönüştürülmesine bağlı. Aksi halde silahsızlanma gerçekleşse bile çözülmemiş hak sorunları, adalet tartışmaları ve siyasal baskılar yeni gerilim alanları yaratabilir.

Türkiye’nin önündeki fırsat bu nedenle yalnızca yarım asırlık bir silahlı çatışmayı bitirmek değil; çatışmanın ardından nasıl bir hukuk, demokrasi ve eşit yurttaşlık düzeni kurulacağını belirlemek. Barışın kalıcı olup olmayacağını da nihayetinde bu ikinci aşama gösterecek.

  • TB /  RFI Radio France Internationale