DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Çankaya Belediyesi’ne yönelik operasyon ile Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in gözaltına alınmasını “siyasi operasyon” ve “halk iradesine müdahale” olarak değerlendirdi. Açıklamalarda, yargının siyasal amaçlarla kullanıldığı ve yerel demokrasinin sistematik biçimde hedef alındığı vurgulandı.
Operasyona “İrade Gasbı” Tepkisi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Çankaya Belediyesi’ne yönelik operasyonun hukuki değil siyasi saiklerle yürütüldüğünü savundu. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada operasyonu “hukuka aykırı irade gasbı” olarak nitelendiren Bakırhan, belediyeye yönelik şafak baskınlarının demokratik siyaset açısından kaygı verici olduğunu ifade etti.
Bakırhan, NATO Zirvesi boyunca güvenlik, demokrasi ve istikrar söylemlerinin öne çıkarıldığı bir dönemin hemen ardından Türkiye’nin en büyük belediyelerinden birinin yeni bir yargı süreciyle karşı karşıya bırakılmasının ciddi bir çelişki yarattığını belirtti. Seçilmiş yerel yöneticilere yönelik müdahalelerin daha önce kayyım uygulamalarında görüldüğünü hatırlatan Bakırhan, Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in görevinin başında olması gerektiğini söyledi.
Yerel Demokrasi Vurgusu
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise operasyonun münferit bir adli süreç olarak değil, yerel yönetimlere yönelik daha geniş bir siyasal yaklaşımın parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Hatimoğulları, iktidarın uzun yıllardır kayyım atamaları, gözaltılar ve yargı süreçleri aracılığıyla yerel demokrasiyi zayıflatan bir politika izlediğini öne sürdü.
Çankaya Belediyesi’ne yönelik operasyonun halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin yargı mekanizmaları üzerinden kuşatılması anlamına geldiğini savunan Hatimoğulları, yerel yönetimlere yönelik bu tür uygulamaların demokratik temsil ilkesini tartışmalı hale getirdiğini ifade ederek, belediyelere uzanan operasyon zincirinin son bulması çağrısında bulundu.
Yargı Ve Siyaset Tartışması Derinleşiyor
Çankaya Belediyesi’ne yönelik operasyon, yalnızca hukuki boyutuyla değil, Türkiye’de yargı süreçlerinin siyasal alan üzerindeki etkisine ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı. Muhalefet partileri ve çeşitli demokratik kitle örgütleri, son dönemde seçilmiş yerel yöneticilere yönelik adli işlemlerin demokratik temsil, yerel yönetimlerin özerkliği ve hukuk devleti ilkeleri bakımından değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Özellikle kayyım uygulamalarıyla başlayan ve son yıllarda farklı belediyelere yönelik operasyonlarla devam eden süreç, yerel yönetimlerin siyasal müdahaleler karşısındaki konumuna ilişkin tartışmaları derinleştirirken, Çankaya Belediyesi’ne yönelik son operasyon da bu tartışmaların yeni halkalarından biri olarak değerlendiriliyor.













