DİSK-AR’ın 2026 ilk çeyrek raporu, Türkiye’de resmi verilerin ötesine geçen derin bir emek krizine işaret etti. Geniş tanımlı işsiz sayısı 13,2 milyona ulaşırken, çalışma çağındaki nüfusun yalnızca üçte biri kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer alabildi. Rapor, özellikle gençler ve kadınlar açısından işsizliğin artık yapısal bir toplumsal sorun haline geldiğini ortaya koydu.
DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından yayımlanan “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü 2026 1. Çeyrek” raporu, Türkiye ekonomisindeki istihdam krizinin resmi işsizlik verilerinin çok ötesine geçtiğini ortaya koydu. TÜİK’in yüzde 47,2 olarak açıkladığı resmi istihdam oranına karşılık, DİSK-AR’ın hesapladığı Kayıtlı Tam Zamanlı İstihdam (KATİ) oranı yalnızca yüzde 33,4 seviyesinde kaldı.
Rapora göre çalışma çağındaki 66,7 milyon kişinin sadece 22,3 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı bir işte çalışıyor. Bu tablo, Türkiye’de milyonlarca kişinin güvencesiz, eksik süreli ya da kayıt dışı çalışma biçimlerine mahkûm edildiğini gözler önüne seriyor.
Kadınlar İşgücünün Dışına İtiliyor
DİSK-AR verileri, kadın emeğindeki kırılganlığın derinleştiğine işaret etti. Kadınlarda resmi istihdam oranı yüzde 30,4 olarak açıklanırken, kayıtlı ve tam zamanlı çalışma oranı yüzde 19,6’ya kadar geriledi. Çalışma çağındaki 33,7 milyon kadının yalnızca 6,6 milyonu KATİ kapsamında istihdam edildi.
Erkeklerde ise resmi istihdam oranı yüzde 64,3 olurken, kayıtlı ve tam zamanlı istihdam oranı yüzde 47,5 olarak hesaplandı. Rapor, Türkiye’de istihdamın niceliksel artışına rağmen güvenceli çalışma koşullarının daraldığını ortaya koydu.
Resmi İşsizlik İle Gerçek İşsizlik Arasındaki Uçurum Büyüyor
Raporda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri, dar tanımlı ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki fark oldu. TÜİK’e göre 2026’nın ilk çeyreğinde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 15 olarak açıklanırken, DİSK-AR’ın hesapladığı geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 36’ya ulaştı.
Kadınlarda geniş tanımlı işsiz sayısı 5 milyon 711 bine, erkeklerde ise 6 milyon 277 bine çıktı. Böylece Türkiye’de geniş tanımlı işsiz sayısı toplamda 13 milyon 265 bine yükseldi.
Uzmanlara göre bu fark, yalnızca işsizliği değil; eksik istihdamı, çalışmaya hazır olduğu halde iş aramaktan vazgeçenleri ve umutsuzluğu da kapsayan daha geniş bir ekonomik çöküşü ifade ediyor.
Gençlerde Umutsuzluk Kalıcılaşıyor
Raporda genç işsizliğine ilişkin veriler, Türkiye’de kuşaklar arası kırılmanın derinleştiğini gösterdi. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında gençlerde geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 26 seviyesindeyken, 2026’nın ilk çeyreğinde bu oran yüzde 36’ya yükseldi.
DİSK-AR, gençlerin önemli bir bölümünün artık iş bulma umudunu kaybettiğine dikkat çekti. TÜİK’in yüzde 15 olarak açıkladığı dar tanımlı genç işsizlik oranına karşın, geniş tanımlı genç işsizliği yüzde 36 olarak hesaplandı. Böylece dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki fark 21 puana çıktı.
Raporda, Türkiye’nin genç işsizliğinde Avrupa Birliği ortalamasının belirgin biçimde üzerine çıktığı vurgulandı. AB ülkelerinde geniş tanımlı genç işsizlik oranı yüzde 28,7 seviyesindeyken Türkiye’de bu oran yüzde 36’ya ulaştı.
Her Dört Gençten Biri Sistem Dışında
Raporun bir diğer çarpıcı verisi ise NEET oranları oldu. Ne eğitimde ne istihdamda bulunan gençlerin oranı Türkiye’de yüzde 25 seviyesine ulaştı. Başka bir ifadeyle her dört gençten biri eğitim sisteminin ve işgücü piyasasının tamamen dışında kaldı.
Türkiye’nin NEET oranının Avrupa Birliği ortalamasının 2,1 katına çıktığına dikkat çekilen raporda, genç nüfusun üretim süreçlerinden kopmasının uzun vadeli sosyal ve ekonomik riskler taşıdığı uyarısı yapıldı.
Uzmanlar, genç işsizliği ve güvencesiz çalışmanın kalıcı hale gelmesinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal sonuçlar doğuracağı görüşünde birleşiyor.
İstihdamda Nicelik Var, Güvence Yok
DİSK-AR’ın çalışması, iktidarın sık sık vurguladığı “istihdam artışı” söyleminin arka planındaki yapısal sorunu da görünür kıldı. Resmi istihdam verilerindeki artışa rağmen, kayıtlı ve tam zamanlı çalışma oranlarının düşüklüğü; büyüyen ekonominin geniş toplum kesimlerine güvenceli yaşam koşulları sağlayamadığını ortaya koyuyor.
Ekonomistler, özellikle gençler ve kadınlar arasında derinleşen işsizlik tablosunun, düşük ücret politikaları ve esnek çalışma modelleriyle birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de emek piyasasının kronik bir kırılma sürecine girdiğine dikkat çekiyor.
- TB / DİSK Araştırma Merkezi “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü 2026 1. Çeyrek” Raporu















