back to top
Ana Sayfa Ekonomi Emek Enflasyon Verisi Değil Sistem Tartışması: KESK’e Göre Toplu Sözleşme Düzeni Çöktü

Enflasyon Verisi Değil Sistem Tartışması: KESK’e Göre Toplu Sözleşme Düzeni Çöktü

TÜİK’in nisan ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu emekçilerinin alım gücündeki erime yeniden görünür hale gelirken, KESK mevcut toplu sözleşme sisteminin “iflas ettiğini” savunarak grevli toplu pazarlık ve yapısal dönüşüm çağrısı yaptı.

Enflasyon Hedefi Daha Yılın Başında Aşıldı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre nisan ayında enflasyon aylık yüzde 4,18, yıllık yüzde 32,37 olarak gerçekleşti. Ancak yılın ilk dört ayında biriken yüzde 14,64’lük artış, hükümetin 2026 yılı için belirlediği yüzde 16’lık enflasyon hedefinin daha yıl tamamlanmadan fiilen aşılacağına işaret ediyor.

Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) açıkladığı alternatif veriler ise tabloyu daha da ağırlaştırıyor. ENAG’a göre nisan ayında aylık enflasyon yüzde 5,07, yıllık artış ise yüzde 55,38 seviyesinde. Bu çift veri seti, ekonomik gerçekliğin ölçümüne dair tartışmaları derinleştirirken, ücret politikalarının hangi veriye göre şekilleneceği sorusunu da gündeme taşıyor.

KESK: “Bu Tablo Sadece TÜİK’in Değil, Sistemin Sonucu”

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), yaptığı açıklamada mevcut ekonomik tablonun sorumluluğunu yalnızca iktidara ve TÜİK’e değil, aynı zamanda toplu sözleşme süreçlerinde imza atan sendikal yapılara da yükledi. Açıklamada, kamu emekçilerinin ve emeklilerin “yoksulluğa mahkûm edildiği” vurgulanırken, mevcut sözleşmeler “satış sözleşmesi” olarak nitelendirildi.

KESK’e göre açıklanan veriler, yalnızca enflasyonu değil, aynı zamanda mevcut toplu sözleşme düzeninin dayandığı 4688 sayılı yasanın da işlevsizliğini ortaya koyuyor. Bu durum, Türkiye’de kamu emekçilerinin pazarlık gücünün yapısal olarak sınırlandığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.

Grevli Toplu Pazarlık Talebi Ve Yapısal Reform Çağrısı

KESK, çözüm olarak grevli toplu pazarlık hakkının önündeki engellerin kaldırılmasını ve mevcut mevzuatın uluslararası sendikal normlara uyumlu hale getirilmesini talep etti. Açıklamada, en geç haziran ayı sonunda “gerçek bir toplu pazarlık masası” kurulması gerektiği vurgulandı.

Bunun yanı sıra, en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, maaşlara nisan ayından itibaren ek yüzde 30 zam yapılması, seyyanen ödeneklerin taban maaşa yansıtılması ve 3600 ek gösterge düzenlemesinin hayata geçirilmesi gibi somut talepler sıralandı.

Ekonomik Krizden Sosyal Hak Mücadelesine

KESK’in açıklaması, enflasyon tartışmasının salt ekonomik bir gösterge olmaktan çıkarak doğrudan bir sosyal hak ve emek mücadelesine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Artan yaşam maliyetleri karşısında kamu emekçilerinin alım gücünün hızla erimesi, sendikal haklar ve toplu pazarlık mekanizmalarının etkinliğini daha görünür bir tartışma alanına taşıyor.

Bu çerçevede, önümüzdeki süreçte enflasyon verilerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal sonuçlar doğurmaya devam edeceği değerlendiriliyor.


  • TB / ANKA Haber Ajansı, KESK, TÜİK, ENAG