back to top
Ana Sayfa Ekonomi Emek Taksim’e Yasak, Emeğe Baskı

Taksim’e Yasak, Emeğe Baskı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1 Mayıs öncesi iktidara sert çağrıda bulundu: Taksim’in emekçiler için yalnızca bir meydan değil, tarihsel hafızanın ve sınıf mücadelesinin simgesi olduğunu vurgulayan Gürer, her yıl süren yasakların demokratik haklara müdahale anlamına geldiğini söyledi. Gürer’e göre sorun yalnızca bir meydan meselesi değil; sendikasızlaştırılan, düşük ücretlere mahkûm edilen ve örgütsüz bırakılan milyonlarca emekçinin sistematik baskı altında tutulmasıdır.

Taksim Bir Meydan Değil, Hafızadır

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaklaşan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde iktidarın Taksim Meydanı üzerindeki yasakçı tutumunu eleştirdi. Gürer, “Taksim, 1 Mayıs’ta işçiler için önemli bir merkezdir. Her yıl kutlamalar engellenerek emekçilere yapılan eziyet ve baskı kabul edilemez” diyerek, emekçilerin Taksim’de kutlama yapmasının önünün açılması gerektiğini söyledi.

Gürer’e göre mesele yalnızca fiziksel bir alanın kullanımı değil; sınıf mücadelesinin tarihsel belleğine yönelik siyasal bir müdahale. 1 Mayıs’ın 1886’da ABD’de başlayan işçi direnişinin uluslararası sembolü haline geldiğini hatırlatan Gürer, Türkiye’de ise 1923’ten bu yana bu günün emek mücadelesinin taşıyıcısı olduğunu vurguladı.

12 Eylül darbesiyle yasaklanan 1 Mayıs’ın uzun mücadeleler sonucunda yeniden resmi bayram statüsü kazandığını belirten Gürer, buna rağmen Taksim üzerindeki fiili yasağın sürdüğünü ifade etti. “Bu anlamdaki yasaklar ve engelleyici tavırdan siyasi iktidar vazgeçmelidir” dedi.

1 Mayıs’ın Yasaklanması, Emekçinin Sesinin Bastırılmasıdır

Gürer, özellikle son yıllarda 1 Mayıs’ın bir bayram olmaktan çıkarılıp güvenlik krizine dönüştürüldüğünü belirtti. Taksim’de kutlamaların engellenmesinin, yalnızca toplumsal hafızayı değil aynı zamanda anayasal hakları hedef aldığını söyledi.

“1 Mayıs Taksim’de yapıldığında bir bayram havasında gerçekleştiği bu siyasi iktidar döneminde de görüldü; buna rağmen her yıl bir gerginlik yaratılıyor” diyen Gürer, bu yaklaşımın demokratik toplum ilkesine aykırı olduğunu vurguladı.

Emekçilerin kamusal alanda görünürlüğünün engellenmesini, iktidarın örgütlü topluma karşı yürüttüğü daha geniş bir siyasal stratejinin parçası olarak değerlendiren Gürer, “Taksim tüm işçilerin, çalışanların kardeşçe, dostça duygularını ve düşüncelerini bir arada yaşadıkları yer olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Asgari Ücret Geçim Değil, Yoksulluk Standardı Haline Geldi

Gürer açıklamasında yalnızca 1 Mayıs tartışmalarına değil, Türkiye’de emek rejiminin dönüşümüne de dikkat çekti. AKP döneminde çalışma yaşamının emekçi açısından “modern kölelik” düzenine dönüştüğünü belirten Gürer, taşeronlaşma, düşük ücret politikaları ve sendikasızlaştırmanın sistematik hale geldiğini söyledi.

“Asgari ücret en düşük ücret olmaktan temel ücret noktasına evrilmiştir” diyen Gürer, milyonlarca çalışanın artık asgari ücret bandında yaşamaya zorlandığını ifade etti. Grev hakkının sınırlandığını, toplu sözleşme mekanizmalarının işlevsizleştirildiğini ve sendikaların etkisizleştirildiğini belirtti.

Gürer, işçinin, memurun ve emeklinin haklarının budandığını; emekliliğin zorlaştırıldığını ve örgütlü toplumun bilinçli biçimde zayıflatıldığını savundu.

Sendikasızlaştırma Politikası Derinleşiyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2026 Ocak verilerine dikkat çeken Gürer, Türkiye’de toplam 16 milyon 699 bin 84 işçiye karşılık yalnızca 2 milyon 413 bin 790 işçinin sendika üyesi olduğunu belirtti. Bu da sendikalaşma oranının yalnızca yüzde 14,45 seviyesinde kaldığını gösteriyor.

2002 yılında 5 milyon 223 bin sigortalı işçiye karşılık 2 milyon 680 bin sendikalı işçi bulunduğunu hatırlatan Gürer, aradan geçen yıllarda nüfus ve çalışan sayısı ciddi biçimde artmasına rağmen sendikal örgütlenmenin gerilediğini söyledi.

“12 Eylül öncesinde bugünkünden daha fazla sendikalı işçi vardı” diyen Gürer, bunun yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasal bir tercih olduğunu belirtti.

Bugün Türkiye’de emekçilerin karşı karşıya olduğu tablo, yalnızca düşük ücret değil; aynı zamanda örgütsüzlük, güvencesizlik ve temsil krizidir. Taksim yasağı da bu yapının sembolik yüzü olarak karşımızda duruyor.


  • NHY / CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM Basın Toplantısı Açıklamaları