back to top
Ana Sayfa Haberler İşçi Sınıfını Yaralayan Sözler

İşçi Sınıfını Yaralayan Sözler

Kartalkaya Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden ailelerin Ankara’ya başlattığı adalet yürüyüşü, ortak adalet talebinin büyümesi beklenirken, işçi sınıfı ailelerine yönelik olduğu belirtilen ifadeler nedeniyle yeni bir tartışmanın odağına dönüştü. Gayrettepe yangınında yakınlarını kaybeden aileler, acılar arasında hiyerarşi kurulmasına tepki gösterirken, ihmal ve cezasızlık düzeninin bütün toplumsal kesimleri aynı biçimde hedef aldığını vurguladı.

Adalet Yürüyüşünde Tartışma Yaratan İfadeler

Kartalkaya yangınında yaşamını yitirenlerin yakınlarının Ankara’ya doğru sürdürdüğü adalet yürüyüşü, kamuoyunda geniş destek bulurken, yürüyüş sırasında bazı aile bireylerine atfedilen “Biz işçi sınıfı ailelerine benzemeyiz” ve “Alınmasınlar, daha önceki olayların faillerine benzemeyiz” yönündeki ifadeler yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Söz konusu açıklamalar, özellikle iş cinayetleri ve ihmaller sonucu yakınlarını kaybeden aileler tarafından ayrımcı ve incitici bulundu.

Gayrettepe’deki Masquerade Club yangınında yakınlarını kaybeden ailelerin oluşturduğu platform, yaptıkları açıklamada Kartalkaya ailelerinin adalet mücadelesine destek vermek amacıyla yürüyüşte yer aldıklarını ancak kullanılan ifadelerin kendilerini derinden yaraladığını belirtti. Açıklamada, toplumsal sınıfların ekonomik ve sosyal konumları ifade ettiği, insan yaşamının değerini belirleyen bir ölçüt olamayacağı vurgulandı.

Ortak Acının Ortak Sorumlusu

Gayrettepe Katliamı Kayıp Yakınları, “Sizlerin yakınları tatildeyken, bizim sevdiklerimiz çalışırken yaşamını yitirdi. Ama hepsini ölüme götüren ortak neden ihmal, denetimsizlik ve cezasızlıktı” ifadeleriyle, farklı koşullarda yaşanan ölümlerin aynı yapısal sorunların sonucu olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, Soma’dan Hendek’e, Dilovası’ndan Gayrettepe’ye ve Şişli Vadisi’ne kadar uzanan çok sayıdaki kitlesel ölüm olayının birbirinden bağımsız değil, benzer denetimsizlik ve cezasızlık politikalarının ürünü olduğu ifade edildi.

Platform, “Ölümün sınıfı olmaz. Adaletin de olmamalıdır” diyerek, adalet mücadelesinin ayrıştırıcı değil birleştirici bir zeminde yürütülmesi gerektiğini savundu. Açıklamanın sonunda ise Kartalkaya ailelerinin adalet talebine desteklerinin sürdüğü belirtilirken, ortak mücadelenin sınıfsal ayrımlar üzerinden değil, yaşam hakkını ihlal eden ihmaller ve sorumlular üzerinden kurulmasının önemine işaret edildi.

Sınıfsal Gerçeklik İle Ayrımcı Söylem Arasındaki Çizgi

Tartışmaların ardından sosyal medyada çok sayıda hukukçu, sendika temsilcisi ve hak savunucusu da değerlendirmelerde bulundu. Gazeteci Mervenur Yılmaz, sermaye düzeni karşısında adaletin ve görünürlüğün sınıfsal olarak eşit dağılmadığını, iş cinayetlerinin büyük ölçüde emekçileri hedef aldığını hatırlatırken, aynı cinayet düzeninin mağdurları arasında ayrım üreten ifadelerin bu mücadeleye zarar verdiğini belirtti.

Türkiye’de Soma maden faciası, Ermenek, Hendek havai fişek fabrikası patlaması, Çorlu tren faciası, Gayrettepe gece kulübü yangını ve Kartalkaya otel yangını gibi kitlesel ölümler, farklı toplumsal kesimleri etkilese de ortak paydada denetimsizlik, ihmal, kamu otoritelerinin sorumluluğu ve cezasızlık tartışmalarını gündeme taşıdı. İnsan hakları örgütleri ile işçi sağlığı alanında çalışan kurumlar da uzun süredir, bu tür olayların birbirinden bağımsız kazalar değil, önlenebilir ihmaller zincirinin sonucu olduğu değerlendirmesini yapıyor.