Sabah saatlerinde kayyum atanan şirketler arasında gösterilen Global Terminal Hizmetleri A.Ş., aynı gün yaptığı açıklamayla listede adının “sehven” yer aldığını duyurdu. Kamuoyunda ise teknik hata açıklamasından çok, iktidara yakın sermaye gruplarının hukuki süreçlerden ayrıcalıklı biçimde korunup korunmadığı sorusu öne çıktı.
Kamuoyuna Duyurulan Liste Ve Hızlı Geri Adım
Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından akaryakıt sektörüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 10 şirkete kayyum atandığı açıklandı. Gün içinde medya kuruluşlarına servis edilen bilgilerde Global Terminal Hizmetleri A.Ş. de kayyum atanan şirketler arasında yer aldı.
Ancak saatler sonra şirket tarafından yayımlanan “Düzeltme ve Bilgilendirme Metni”nde, LPG sektörüne yönelik sahte fatura ve hayali ihracat soruşturmasıyla hiçbir ilgilerinin bulunmadığı belirtildi. Açıklamada, şirketin transit ticaret rejimi kapsamında yalnızca petrol ve rafine ürünleri için depolama hizmeti verdiği, LPG faaliyetinin olmadığı, kendilerine yönelik herhangi bir kayyum, hukuki veya idari işlem uygulanmadığı ifade edildi. Şirket, haberlerde unvanlarının “sehven” yer aldığını ve bunun maddi bir hata olduğunu savundu.
“Sehven” Açıklaması Yeni Sorular Doğurdu
Resmî açıklama, şirketin kayyum kapsamına alınmadığını ortaya koyarken, kamuoyunda farklı bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Günün ilk saatlerinde çok sayıda medya kuruluşunda yer alan şirket isminin kısa süre içinde listelerden çıkarılması, sıradan bir yazım hatasının ötesinde bir süreç yaşanıp yaşanmadığı sorularını gündeme taşıdı.
Özellikle böylesine kapsamlı ve yüksek profilli soruşturmalarda şirket isimlerinin kamuoyuna duyurulmadan önce çok aşamalı idari ve hukuki kontrolden geçtiği düşünüldüğünde, “sehven” açıklamasının tek başına tartışmayı sona erdirmediği görülüyor. Şirketin neden ilk listede yer aldığı ve hangi aşamada çıkarıldığı konusunda kamu makamlarından ayrıntılı bir açıklama yapılmış değil.
Siyasi Yakınlık Tartışması
Global Terminal Hizmetleri’nin, kamuoyunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Öztürk ailesine ait Nakkaş Holding bünyesinde faaliyet gösterdiği yönündeki bilgiler, yaşanan gelişmenin siyasi boyutuna ilişkin tartışmaları güçlendirdi.
Nakkaş Holding’in son yıllarda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) üzerinden gerçekleştirilen büyük ölçekli şirket satın almalarında öne çıkan gruplardan biri olması da dikkat çekiyor. Bu nedenle şirket adının aynı gün içinde kayyum listesinden çıkarılması, sosyal medyada ve kamuoyunda “iktidara yakın şirketler hukuki süreçlerden farklı mı değerlendiriliyor?” sorusunun gündeme gelmesine neden oldu.
Bu sorunun kesin bir yanıtı bulunmuyor. Ancak hukukun temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesi açısından, böylesine önemli bir soruşturmada ortaya çıkan çelişkilerin kamuoyu önünde şeffaf biçimde açıklanması, yargı süreçlerine duyulan güven açısından önem taşıyor.
Şeffaflık İhtiyacı Büyüyor
Şirketin yaptığı açıklama, kendisine yönelik herhangi bir kayyum işlemi bulunmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Buna karşılık, sabah kamuoyuna duyurulan listede neden yer aldığı ve daha sonra hangi hukuki veya idari değerlendirme sonucunda çıkarıldığı soruları ise cevapsız kalmayı sürdürüyor.
Yargı süreçlerinin siyasi etkilerden bağımsız yürütüldüğüne ilişkin güvenin güçlenebilmesi için, yalnızca şirketlerin tek taraflı açıklamaları değil, ilgili kamu kurumlarının da bu tür çelişkileri ayrıntılı biçimde açıklaması gerekiyor. Aksi halde birkaç saat içinde değişen listeler, “maddi hata” tartışmasının ötesine geçerek hukuk devleti, hesap verebilirlik ve eşitlik ilkeleri bakımından yeni soru işaretleri üretmeye devam edecektir.
- Kayyum Listesindeki Gizem: Bir Şirket Nasıl Birkaç Saatte Yok Oldu? - 23 Haziran 2026
- Ekonomi Yönetilemeyince Operasyon Ekonomisi Devreye Giriyor - 23 Haziran 2026
- 6 Kilometrelik Tünel 20 Yılda Bitti, İsviçre 57 Kilometreyi 17 Yılda Tamamladı - 19 Haziran 2026










