Gözaltında bulunan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, kamuoyuna el yazısıyla kaleme aldığı bir mektupla seslendi. “Olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi” ifadelerini kullanan Dedetaş, sağlık durumunun iyi olduğunu belirtirken, kendisine ulaşan dayanışma mesajlarının moral verdiğini söyledi. Paylaşım, yalnızca kişisel bir açıklama olmanın ötesinde, son dönemde muhalefet belediyelerine yönelik adli süreçlerin yarattığı siyasi ve toplumsal tartışmaların simgesel metinlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
El Yazısıyla Kaleme Alınan Mesaj Dikkat Çekti
30 Temmuz 2026 tarihini taşıyan ve Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın sosyal medya hesabından paylaşılan el yazısı mektup, gözaltı sürecindeki ilk kişisel açıklama olma özelliği taşıyor.
“Sevgili komşularım” hitabıyla başlayan mektupta Dedetaş, her sabah olduğu gibi o gün de aklının ve kalbinin Üsküdar’ın sokaklarında olduğunu ifade ediyor. Gözaltında bulunmasına rağmen kentle kurduğu bağı vurgulayan bu giriş, seçilmiş bir belediye başkanının seçmenleriyle doğrudan iletişim kurma çabası olarak öne çıkıyor.
Mektubun en dikkat çeken cümlesi ise şu ifade oldu:
“Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi.”
Bu cümle, yalnızca kişisel bir hayal kırıklığını değil, yürütülen adli sürece yönelik dolaylı bir itirazı da içeriyor.
Dayanışma Mesajlarına Vurgu Yaptı
Dedetaş, mektubunda sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek kamuoyundaki kaygılara da yanıt verdi.
“Sağlığım yerinde çok şükür” diyen Dedetaş, avukatları aracılığıyla kendisine ulaştırılan destek mesajlarının moral kaynağı olduğunu ifade etti. “Sizden haber almak, destek almak moral veriyor” sözleriyle dayanışmanın psikolojik önemine dikkat çekti.
Mesajın sonunda yer alan “En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle” ifadesi ise hem kısa sürede özgürlüğüne kavuşma beklentisini hem de seçmenleriyle yeniden bir araya gelme arzusunu yansıtıyor.
Siyasi Ve Hukuki Sürecin Yeni Simgelerinden Biri
Sinem Dedetaş’ın el yazısıyla yayımladığı mektup, son dönemde muhalefet belediyelerine yönelik soruşturmalar sırasında kamuoyuna yansıyan en dikkat çekici kişisel açıklamalardan biri oldu.
Türkiye siyasetinde gözaltı veya tutukluluk süreçlerinde kaleme alınan mektuplar, yalnızca hukuki sürecin değil, aynı zamanda kamuoyu desteğini canlı tutma ve siyasi mesaj verme araçlarından biri olarak da öne çıkıyor. Dedetaş’ın metni de bu yönüyle, hukuki savunmanın ötesinde seçmenleriyle duygusal bağı korumayı hedefleyen bir iletişim dili benimsiyor.
Öte yandan, gözaltı sürecine ilişkin hukuki değerlendirmelerin devam ettiği ve soruşturmanın henüz sonuçlanmadığı da unutulmamalı. Ceza hukukunun temel ilkeleri gereği, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan herkes bakımından masumiyet karinesi geçerliliğini koruyor.
Mektubun Satır Aralarında Ne Var?
Dedetaş’ın kısa mektubu, doğrudan hukuki tartışmalara girmemesiyle dikkat çekiyor. Suçlamalara ilişkin ayrıntılı bir savunma yerine, insanî ve duygusal bir dil tercih edilmesi, kamuoyuna verilen mesajın tonunu belirliyor.
Metin, bir yandan “sağlığım yerinde” diyerek endişeleri gidermeyi amaçlarken, diğer yandan “hak ettiğim yer nezarethane değildi” cümlesiyle adli sürece yönelik güçlü bir sembolik itiraz içeriyor. Üsküdar’a ve “komşularına” yaptığı vurgu ise yerel yönetim anlayışını ve seçmenle kurduğu ilişkiyi öne çıkaran bilinçli bir söylem olarak öne çıkıyor.
Soruşturmanın hukuki seyri önümüzdeki günlerde savcılık ve mahkeme süreçleriyle netleşecek. Ancak bugün itibarıyla kamuoyunda en çok konuşulan gelişmelerden biri, belediye başkanının resmi açıklama yerine el yazısıyla kaleme aldığı bu kısa mektup oldu.












