back to top
Ana Sayfa Ekonomi Emek Özel Sektör Öğretmenleri Masada: Sendikal Haklar Ve İşkolu Engeli Tartışmanın Merkezinde

Özel Sektör Öğretmenleri Masada: Sendikal Haklar Ve İşkolu Engeli Tartışmanın Merkezinde

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın aylar süren mücadelesi, öğretmenlerin çalışma koşulları ve sendikal haklarına ilişkin taleplerini ilk kez resmî bir toplu görüşme zeminine taşıdı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çağrısıyla bugün yapılacak görüşme öncesinde hem sendika hem de çalışma ekonomisi uzmanları, öğretmenlerin mevcut işkolu sisteminde “görünmez” hale getirildiğini ve bunun toplu pazarlık hakkını fiilen ortadan kaldırdığını savundu.

Toplu Görüşme Süreci Mücadelenin İlk Somut Sonucu Oldu

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çağrısıyla ilgili bakanlıklar, işveren örgütleri ve konfederasyonların katılımıyla 30 Temmuz’da gerçekleştirilecek toplantının, uzun süredir yürüttükleri mücadelenin ilk önemli kazanımı olduğunu açıkladı.

Sendika açıklamasında, öğretmenlerin insanca çalışma koşulları ve mesleki hakları için verilen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanırken, bugüne kadar eylemlere destek veren öğretmenlere, ailelere ve dayanışma gösteren kesimlere teşekkür edildi.

“Öğretmenlere Saygı ve Çözüm İçin Toplu Görüşmede Buluşalım” çağrısıyla kamuoyuna seslenen sendika, öğretmenlik mesleğinin onurunu ve emeğini koruyacak kalıcı çözümler talep ettiklerini ifade etti.

İşkolu Sistemi Sendikal Hakların Önündeki En Büyük Engel Olarak Gösteriliyor

Çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik ise değerlendirmesinde, özel sektör öğretmenlerinin mevcut işkolu sınıflandırmasının sendikal örgütlenme açısından ciddi bir hak kaybına yol açtığını belirtti.

Çelik’e göre özel sektör öğretmenlerinin, “10 No’lu Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar” işkolu içinde değerlendirilmesi, öğretmenlik mesleğinin niteliğiyle bağdaşmıyor. Eğitim faaliyetinin mağaza, market, büro ve ticaret hizmetleriyle aynı işkolunda yer almasının hem mesleğin niteliğine hem de çalışma yaşamının gerçeklerine aykırı olduğunu savunan Çelik, bu yapının öğretmenleri fiilen sendikasızlaştırdığını dile getirdi.

Bu işkolunda yaklaşık 4,5 milyon işçinin bulunduğunu hatırlatan Çelik, yürürlükteki yüzde 1 işkolu barajını aşabilmek için yaklaşık 45 bin üyeye ulaşılması gerektiğini belirtti. Türkiye’deki 246 işçi sendikasından yalnızca 11’inin bu sayının üzerinde üyeye sahip olduğuna dikkat çeken Çelik, mevcut sistemin yeni ve sektörel sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi almasını fiilen imkânsız hale getirdiğini ifade etti.

“Fiili Toplu Pazarlık” Çağrısı Yapıldı

Prof. Dr. Aziz Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile özel eğitim sektörü işverenlerinin Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın taleplerine kulak vermesi gerektiğini belirterek, resmî yetki tartışmalarının ötesinde fiili bir toplu pazarlık mekanizmasının oluşturulmasının mümkün olduğunu söyledi.

Çelik, sendikanın ortaya koyduğu çözüm önerilerinin yalnızca örgütlü üyeleri değil, özel eğitim kurumlarında çalışan on binlerce öğretmenin ortak talebini yansıttığını ifade etti.

Uzmanlara göre öğretmenlik mesleğinin ayrı bir işkolu olarak tanımlanması, yalnızca sendikal örgütlenmenin önünü açmayacak; toplu pazarlık hakkının etkin biçimde kullanılmasını da mümkün kılacak. Bu nedenle bugün gerçekleştirilecek görüşmenin yalnızca ücret ve çalışma koşulları açısından değil, Türkiye’de sendikal hakların kapsamı bakımından da önemli bir eşik oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Toplantının Sonuçları Eğitim Emekçileri Açısından Belirleyici Olabilir

Özel sektörde çalışan öğretmenler uzun süredir düşük ücretler, güvencesiz çalışma, taban maaş güvencesinin bulunmaması ve yoğun iş yükü gibi sorunlarla gündeme geliyor. Bu sorunlara karşı yürütülen kampanyalar, eylemler ve açlık grevleri sonrasında tarafların ilk kez aynı masada buluşacak olması, eğitim emekçilerinin taleplerinin kurumsal düzeyde ele alınması açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Ancak sendikal çevreler, kalıcı çözümün yalnızca görüşmelerle sınırlı kalmaması; öğretmenlerin toplu sözleşme ve örgütlenme haklarını güvence altına alacak yasal düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.