Adalet Bakanı Akın Gürlek, organize suç örgütlerine yönelik tek günde düzenlenen 48 operasyonda 841 kişi hakkında adli işlem yapıldığını “kararlılığın göstergesi” olarak duyurdu. Ancak böylesine büyük operasyonlar kadar, bu operasyonları zorunlu kılan toplumsal ve kurumsal zeminin neden oluştuğu sorusu da kamuoyu adına yanıt bekliyor.
Rakamlar Güçlü Bir Mücadele Tablosu Sunuyor
Adalet Bakanı Akın Gürlek, organize suç örgütleriyle mücadele kapsamında pazartesi günü yayımlanan genelgenin ardından Cumhuriyet Başsavcılıkları, emniyet ve jandarma birimlerinin koordinasyonuyla ülke genelinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bakanlığın verilerine göre 31 Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda 24 ilde, Türk Ceza Kanunu’nun 220’nci maddesi kapsamında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna yönelik 35 operasyon düzenlendi ve 711 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Örgütlü suç kapsamında değerlendirilmeyen ancak benzer nitelikteki suçlara ilişkin 10 ilde gerçekleştirilen 13 operasyonda ise 130 kişi hakkında işlem uygulandı. Böylece toplam 48 operasyonda 841 şüpheli adli sürece dahil edildi.
Başarı Algısının Ötesinde Bir Gerçeklik
Bakan Gürlek, söz konusu tabloyu devletin suç örgütleriyle mücadeledeki kararlılığı, yargının hızlı refleksi ve güvenlik birimleri arasındaki koordinasyonun göstergesi olarak değerlendirdi. Operasyonların, suç örgütlerinin finans ağlarından dijital propaganda faaliyetlerine kadar bütün unsurlarını hedef almaya devam edeceğini belirtti.
Kuşkusuz organize suç yapılarıyla etkin mücadele, hukuk devletinin temel yükümlülüklerinden biridir. Ancak yalnızca operasyon sayıları ve işlem gören kişi sayıları üzerinden bir başarı anlatısı kurulması, meselenin diğer yüzünü görünmez kılma riskini de taşıyor. Çünkü aynı rakamlar, suç örgütlerinin ulaştığı yaygınlığı, toplumsal güvenlikte yaşanan aşınmayı ve suç üretme kapasitesinin geldiği boyutu da ortaya koyuyor.
Asıl Başarı Operasyonların Azalmasıdır
Ceza adalet sisteminin nihai amacı, daha fazla operasyon düzenlemek değil; suçun ortaya çıkmasını önleyen toplumsal ve kurumsal koşulları oluşturmaktır. Eğitimden sosyal politikalara, ekonomik istikrardan hukukun üstünlüğüne kadar birçok alanda sağlanacak iyileşme, organize suç yapılarının zeminini de daraltacaktır.
Bu nedenle yüzlerce kişinin aynı gün adli işlem görmesi, güvenlik güçlerinin etkin çalışmasının göstergesi olduğu kadar, suçun ulaştığı ölçeğin de bir yansımasıdır. Gerçek başarı; operasyonların büyüklüğüyle değil, organize suç örgütlerinin toplumsal yaşamda barınamayacağı bir düzenin kurulabilmesiyle ölçülür. Bir ülkede suçla mücadele yalnızca sonuçlara müdahale ederek değil, suçu besleyen ekonomik, sosyal ve kurumsal nedenleri ortadan kaldırarak kalıcı hale gelebilir.

















