İBB Davası’nın 57. gününde savunmasını siyasi ve hukuki bir çerçeveye oturtan Ekrem İmamoğlu, iddianamenin yalnızca bir ceza dosyası olmadığını, İstanbul’un yönetim anlayışını değiştirmeyi hedefleyen siyasi bir metin niteliği taşıdığını savundu. İmar politikalarından kamu ihalelerine, Kanal İstanbul’dan belediyecilik anlayışına kadar uzanan değerlendirmelerinde, suçlamaların kamu yararı eksenindeki uygulamaları kriminalize etmeye dönüştürüldüğünü ileri sürdü.
Dava Tartışması İmar Politikalarına Taşındı
İBB Davası’nın 57. gününde söz alan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, davanın yalnızca bireysel suç isnatlarından ibaret olmadığını, İstanbul’un yönetim modelini hedef alan siyasi bir yaklaşımın ürünü olduğunu öne sürdü. “Buradaki temel mesele İstanbul’u kazanmak değil, ele geçirmek meselesidir” diyen İmamoğlu, iddianamenin ruhunun da bu anlayışı yansıttığını savundu.
Savunmasında, Şehir Plancısı ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’e doğrudan sorular yönelten İmamoğlu, görev süresi boyunca herhangi bir kişi ya da şirket lehine imar artışı talimatı vermediğini vurguladı. Akgün’ün de bu yöndeki sorulara “Asla böyle bir şey olmadı” yanıtını vermesi üzerine İmamoğlu, 2019 sonrasında İBB tarafından Meclis’e tek bir parsel bazlı plan değişikliği sunulmadığını belirterek, önceki dönemlerde yaygın olan uygulamalardan farklı bir belediyecilik anlayışı benimsediklerini söyledi.
İhaleler Ve Kamu Yararı Tartışması
İmamoğlu, dosyada yer alan birçok ihalenin, İBB Meclisi ile encümeninde AK Parti çoğunluğunun bulunduğu dönemde gerçekleştirildiğini hatırlatarak, aynı kararlarda imzası bulunan bazı kamu görevlilerinin soruşturma dışında bırakılmasının hukuki eşitlik ilkesi açısından tartışmalı olduğunu ifade etti.
Kreşler, öğrenci yurtları, sosyal tesisler ve kamu yararına yapılan protokollerin suçlama konusu haline getirildiğini belirten İmamoğlu, kamu hizmeti üretme amacıyla gerçekleştirilen faaliyetlerin “örgütsel faaliyet” gibi değerlendirilmesine tepki gösterdi. Gürkan Akgün de belediyenin bütün süreçlerinde yalnızca kamu yararının esas alındığını savundu.
Kanal İstanbul Eleştirisi Ve Yerel Yönetim Mesajı
Konuşmasının önemli bölümünü kent politikalarına ayıran İmamoğlu, Kanal İstanbul ve askeri alanların lüks konut projelerine açılmasını İstanbul’un geleceği açısından “yağma ve talan” olarak nitelendirdi. Kentte yaklaşık 160 bin ağır riskli bina bulunduğunu hatırlatan İmamoğlu, yüksek gelir grubuna yönelik konut projelerinin deprem riski altındaki yapı stokunun dönüşümüne hiçbir katkı sağlamadığını söyledi.
İBB’nin hizmet anlayışının siyasi ayrım gözetmediğini de dile getiren İmamoğlu, görev süresi boyunca AK Partili belediyeler dahil olmak üzere tüm ilçelere eşit hizmet verilmesi yönünde talimat verdiğini ifade etti. Gürkan Akgün de 39 ilçenin tamamıyla aynı anlayışla çalıştıklarını belirtti. Konuşmasını Akgün’e hitaben, “Seninle yol arkadaşı olmaktan gurur duyuyorum” sözleriyle tamamlayan İmamoğlu’nun ardından mahkeme heyeti duruşmayı 29 Haziran Pazartesi gününe erteledi. Pazartesi günü Akgün’ün avukatlarının savunmalarını tamamlaması bekleniyor.
















