EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarında avukatların müvekkillerine, ailelerin ise yakınlarına ulaşamadığını belirterek sürecin “gözaltı” olmaktan çıkıp “insan kaçırmaya” dönüştüğünü savundu. Karaca’nın açıklamaları, güvenlik gerekçesiyle uygulanan tedbirlerin hukuk devleti ilkeleriyle ne ölçüde bağdaştığına ilişkin ciddi soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.
Avukatlar Ve Aileler Bilgiye Ulaşamıyor
Sevda Karaca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, NATO Zirvesi öncesinde yürütülen operasyonlarda gözaltına alınan kişilere ilişkin temel bilgilerin dahi avukatlar ve ailelerle paylaşılmadığını öne sürdü.
Karaca’ya göre avukatlar müvekkillerine ulaşamıyor, savcılarla görüşmek isteyen hukukçular ve baro temsilcileri adliye koridorlarında kolluk güçleri tarafından engelleniyor. Başsavcı vekiliyle görüşme taleplerinin yanıtsız bırakıldığını belirten Karaca, gözaltındaki kişilerin nerede tutulduğu, hangi işlemlerin yapıldığı ve hangi gerekçelerle gözaltına alındıklarına ilişkin bilgi verilmediğini ifade etti.
“Gözaltı Değil, Kaybetme Operasyonu” Eleştirisi
Karaca, jandarma birimlerinin telefonlara yanıt vermediğini, “mesaide değiliz” gerekçesiyle sorumluluktan kaçındığını iddia ederek, avukatların görmek istediği görüş yasağı kararlarının da kendilerine gösterilmediğini ileri sürdü.
Ailelerin yakınlarının hangi birimde tutulduğunu dahi öğrenemediğini belirten Karaca, bu tablonun gözaltı işleminin hukuki sınırlarını aşarak “gizli yürütülen bir kaybetme operasyonuna” dönüştüğü yönünde ciddi kaygılar yarattığını savundu.
Temel Haklar Tartışması Derinleşiyor
Karaca’nın açıklamaları, NATO Zirvesi öncesinde güvenlik politikaları ile temel hak ve özgürlükler arasındaki dengenin yeniden tartışılmasına neden oldu. Gözaltı işlemlerinde avukatla görüşme hakkı, ailelerin bilgilendirilmesi ve kişilerin tutuldukları yerin açıklanması, hem Anayasa hem de uluslararası insan hakları sözleşmeleri kapsamında temel güvenceler arasında yer alıyor.
Bu güvencelerin fiilen sınırlandığı yönündeki iddialar, yalnızca gözaltına alınan kişilerin değil, hukuk devleti ilkesinin işleyişine ilişkin daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Özellikle savcılık kararlarının avukatlarla paylaşılmadığı ve hukuki süreçlere erişimin engellendiği iddiaları, adil yargılanma hakkı bakımından kamuoyunun dikkatini çeken başlıklar arasında yer alıyor.
Siyasi Gözdağı İddiası
Karaca, operasyonların hukuki bir soruşturma görüntüsü altında yürütülen siyasi bir gözdağı niteliği taşıdığını ileri sürerek, NATO’ya ve savaş politikalarına karşı çıkan kesimlerin hedef alındığını savundu.
Milletvekili, gözaltına alınan kişilerin nerede tutulduğunun derhal açıklanmasını, avukatların müvekkilleriyle görüşmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, ailelerin bilgilendirilmesini ve hukuka aykırı uygulamalara son verilmesini talep etti.
Güvenlik gerekçesiyle yürütülen operasyonlarda şeffaflığın ortadan kalkması ve temel usul güvencelerinin tartışma konusu haline gelmesi ise, yalnızca bir gözaltı sürecine değil, demokratik hukuk devletinin işleyişine ilişkin daha kapsamlı bir sorgulamaya işaret ediyor.











